11 Kasım 2018 Pazar

Hayat


Güzelmiş;)

"Buda, bir ormanda yolculuk ediyormuş.

Sıcak bir günmüş. Susamış ve öğrencisine demiş ki; “Küçük bir çayın üzerinden geçtik. Geri dön ve bana biraz su getir”

Öğrencisi geri dönmüş. Ama çay çok küçükmüş ve üzerinden arabalar geçmiş. Su bulanmış. Çamurlanmış. Artık içilemez bir haldeymiş. Bu yüzden; “Geri dönmeliyim” diye düşünmüş. Geri dönmüş ve Buda’ya demiş ki; “O su tamamen çamurlandı ve içilemez durumda. İzin ver ileriye gideyim. Buradan birkaç kilometre uzakta bir nehir biliyorum. Gidip oradan su getiririm”

Buda demiş ki; “Hayır! Aynı çaya geri dön”

Buda bunu söylediği için öğrencisi itaat etmiş. Ama suyun getirilecek durumda olmadığını bildiği için yarım gönüllü gitmiş. Ve boşu boşuna zaman harcadığını düşünüyormuş. Üstelik o da susamış. Ama Buda söylediği için gitmek zorundaymış.

Yine gidip geri dönmüş ve demiş ki; “Neden ısrar ediyorsun? Su içilemez durumda”

Buda demiş ki; “Yine git”

Ve Buda dediği için öğrencisinin itaat etmesi gerekmiş.

Çaya üçüncü gidişinde su her zamankinden daha berrakmış. Toz akıp gitmiş. Ölü yapraklar gitmiş ve su yine safmış. O zaman öğrencisi kahkaha atmış. Suyu dans ederek getirmiş. Buda’nın ayaklarının dibine çökmüş ve demiş ki;

“Öğretme yolların mucizevi. Bana büyük bir ders verdin. Yalnızca sabra ihtiyaç olduğunu ve hiçbir şeyin kalıcı olmadığını”

İşte temel öğreti bu. HER ŞEY gelip geçici. O zaman neden endişelenesin?

YALNIZLIĞINA geri dön. Şimdiye dek her şey değişmiş olmalı. Hiçbir şey aynı kalmaz. Sen sabırlı ol. Tekrar, tekrar, tekrar git. Birkaç gidiş gelişten sonra o yeniden, SAF BİR YALNIZLIK olacak ve bundan rahatsızlık duymayacaksın.

Öğrencisi de ikinci defa giderken Buda’ya sormuş; “Gitmem konusunda ısrar ediyorsun. Ama o suyu saf kılmak için bir şey yapabilir miyim?”

Buda demiş ki; “Lütfen hiçbir şey yapma. Aksi halde onu daha da kirletirsin. Ve çaya girme. Sen dışarıda kal. Kıyıda bekle. Senin çaya girmen kargaşa yaratır. Çay kendi kendine akar. Bu yüzden bırak aksın”

Ve unutma; Yaşam bir AKIŞ. Su akıp gider. HER ŞEY değişir.

Ve akan, yalnızca nehir değil. SEN de akarsın.

HER ŞEYDEKİ gelip geçiciliği gör. Acele etme.

HİÇBİR ŞEY yapmaya çalışma.

Yalnızca BEKLE.

Beklemek, en güzel YAPMAYIŞTIR.

Ve eğer bekleyebilirsen, DÖNÜŞÜM gelecektir.

Bu bekleyişin kendisi bir DÖNÜŞÜMDÜR"

8 Ekim 2018 Pazartesi

Kış Bitmeden: Turşu


Kışın olmazsa olmazı turşu:) Sizde benim gibi dışardan alınan turşuları sevmiyorsanız bu tarifi deneyebilirsiniz. Aşağıdaki ölçü 1 lt için geçerli. (istediğiniz gibi artırıp azaltabilirsiniz). İçerisine istediğiniz malzemeleri koyabilirisiniz (Ben havuç, acur ve kornişon salatalık tercih ettim). 


Malzemeler: 

  • 1 litre kaynamış su,
  • Yarım su bardağı üzüm sirkesi,
  • 3 yemek kaşığı turşuluk tuz (iri tuz),
  • yarım limonun suyu,
  • 1 tatlı kaşığı toz şeker, 
  • yaklaşık 10 adet nohut,
  • 1 kerevizin sapı,
  • yarım diş sarımsak.


 Yapılışı:

1 litre sıcak suyu uygun büyüklükteki bir ölçü kabına ya da karıştırma kasesine alın. İçine sirke, limon suyu, tuz ve şekeri ilave ederek tuz eriyinceye kadar karıştırın. Tuz eriyince soğuması için kenara alın. Turşuluk malzemelerinizi yıkayın ve bıçakla iki üç yerinden kesik atın. En alta nohut ve sarımsakları ekleyin. Hazırladığınız turşuluk malzemeyi kavanoza yerleştirince üzerine hazırladığınız turşu suyunu ekleyin. en üstüne kereviz saplarını Turşu suyu ve kereviz saplarını ekledikten sonra kavanozun kapağını kapatın. 15-20 gün güneş almayan bir yerde bekletin. Afiyet Olsun 😋 

5 Ekim 2018 Cuma

Maraş Biberi Turşusu



Son yıllarda yağlı biber turşusu oldukça sık karşımıza çıkmaya başladı. Daha önce denemediyseniz, deneyin çok değişik güzel bir tadı var:)

Malzemeler:
1,5 kg maraş biberi,
3 su bardağı sirke,
1 su bardağı su,
1 su bardağı zeeytin yağı,
1 baş sarımsak,
3 tatlı kaşığı şeker,
1 tatlı kaşığı tuz,

Hepsini 8'er dk kaynatarak kavanozlara dizelim, aralarına 5-6 diş sarımsak ekleyerek üzerine kaynattığımız suyu dökelim. Yeni kavanoz kapakları takarak soğuyana kadar ters çevirelim. 15 gün sonra yemeğe hazır:) Afiyet olsun:)


9 Ekim’de Keşfedilmeyi Bekleyen Binlerce Kampanya!

Metro, faaliyet gösterdiği tüm ülkelerde olduğu gibi, Türkiye’de de işini özveriyle yapan işletme sahiplerini desteklemek için 9 Ekim Kendi İşim Günü’nü düzenliyor. Metro Türkiye, herkesi cazip kampanyalardan faydalanmaya davet ediyor.
Metro, her yıl Ekim ayının ikinci Salı günü, dünyanın dört bir yanındaki işletmelerle birlikte Kendi İşim Günü’nü kutluyor. Bu yıl 9 Ekim’de gerçekleştirilecek olan Kendi İşim Günü kapsamında Metro, kendini işine adayan, Metro müşterisi olsun ya da olmasın tüm işletme sahiplerine destek olmayı ve farkındalık yaratmayı hedefliyor.
                                                   
Kendi İşim Günü’ne katılmak isteyen farklı sektörlerden işletme sahipleri, www.kendiisimgunu.com.tr internet sitesi üzerinden 9 Ekim’e özel kampanyalarını oluşturuyor, kampanyalar yayımlandığı anda haritada yerini alıyor. Tamamen ücretsiz olan bu tanıtım sayesinde küçük işletmeler, daha fazla kişiye ulaşarak yeni müşteri kazanma fırsatı yakalıyor.
                                                                                                  
Metro’nun Kendi İşim Günü için internet sitesi üzerinden şu ana kadar binlerce kampanya girişi yapıldı. Restorandan pastaneye, konaklamadan etkinliğe kadar uzanan 8 farklı kategoride, birbirinden cazip fırsatlardan yararlanmak isteyen herkes gibi siz de, internet sitesini ziyaret ederek, harita özelliği sayesinde bulunduğunuz şehirdeki kampanyaları keşfedebilir, sunulan fırsatlardan yararlanabilirsiniz.
9 Ekim tarihini bir kanara not edin, Türkiye’nin dört bir yanındaki küçük işletmelere ait binlerce kampanyadan siz de yararlanın! Hemen www.kendiisimgunu.com.tr’yi ziyaret edin, Metro ile Kendi İşim Günü’nü kutlamalarına siz de katılın.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

22 Haziran 2018 Cuma

Anladıklarımız Değişir mi?

Bir yazı yazsam...
ya da daha basiti bir cümle...
sonra zaman geçse...
dönsem bir daha okusam...
aynı mı olur anladığım?

Onca zaman, onca insan, onca yaşanmışlık geçmiştir üzerinden? Aynı mıdır anlattığı? ya da benim anladığım?

Aynı kalması mı iyidir peki? Değişmesi mi?

Dünya dönmeye, hayat akmaya, yazılar yazılmaya, insanlarsa dönüşmeye devam ediyorlar. Her yazının ise  bir okuyanı ve anlayanı var.  Herkes anladığı kadar, anlaması gerektiği kadardır aslında! :) 


Bu yazıdan ne anladınız bilmiyorum, ama bence okuduğunuz şeylerin değişmesi, dönüşmesi iyidir!!! Dünün aynısı olmaz hiçbir yaşadığınız gün:)






1 Haziran 2018 Cuma

Haftanın Sözü

“Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür…
Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür…
Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür…
Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür…
Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür…
Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür… Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür.” Gandhi

28 Mayıs 2018 Pazartesi

Çikolatalı Kurabiye



Ramazanda tatlı yeri kurabiye yapmak tamda bizim işimiz:)) Şaka bir yana oğlum isterse yaparım tabiki:)

Malzemeler

  •  125 gr tereyağ (oda sıcaklığında yumuşamış),
  • 1/2 su bardağı toz şeker,
  • Yarım paket vanilya,
  • 3 yemek kaşığı kakao,
  • 1 adet yumurta,
  • 2 su bardağı un, 
  • 1 çay kaşığı karbonat,
  • 1 fiske tuz,
  • 75 gr çikolata parçası,
Yapılışı: 

  • Fırın tepsisine yağlı kağıt yerleştirin.
  • Bir kapta tereyağ, toz şeker ve yumurtayı 2 dk kadar çırpın.
  • Bir kapta un, vanilya, karbonat ve tuzu harmanlayın.
  • Unlu karışımı ekleyin ve yoğurmaya başlayın.
  • Kurabiye hamuru kıvamına gelince çikolataları da ekleyin ve yuvalayarak 170 derecelik fırında 10-12 dakika pişirin.
Afiyet olsun:)

23 Mayıs 2018 Çarşamba

Çocuklar için: "kitap tamir etme etkinliği"


Bizim evde birşey bozulup, kırılınca yada yırtılınca hemen atmıyoruz.Yapılmayacağını bilsek bile "önce bir yapıştıralım olmazsa atarız" diyerek tamir etmeye yöneliyoruz.(Bu yöntem ile bir nevi, bilinçaltına yerleştirme yapıyoruz aslında) Zira tüketim toplumuyuz, ama belki geleceğimiz daha az tüketir:) Tabi bunun için bilinçlenmeleri gerekiyor. 

Yukarıda gördüğünüz bizim kitaplarımızı tamir etme yöntemlerimizden biri:) Genellikle zımbalı kısımlarından dikiyoruz ama bu kitap daha kalın olduğu için önce delgeçle delip, sonrasında diktik. Hem oğlumla "kitap tamir etme etkinliği" yaparak vakit geçirdik:) hem de bir farkındalık aşıladık:) 

Sevgiler,



14 Mayıs 2018 Pazartesi

İyi ki...


Hayatın içerisinde hepimize bir rol  biçilmiş. Bazen bu rol öyle bir hal alır ki ne yaptıklarına ne de söylediklerine anlam vermezsin! Anlamsızca yapıyorsundur bazı şeyleri!! Ama aslında yıllar sonra fark edersinki;

Herşey tam da olması gerektiği gibi  ve tam vaktinde olmuştur!

Ayağına takılan taşları, aslında kaderin döşediğini yıllar sonra farkedersin...

Sonra "iyi ki" dersin.

Farkettiklerin çoğaldıkça olgunlaşırsın. İnsan olma yolunda bir adım daha artarsın ve dengelendikçe "iyi ki"lerin artar. Farkettikçe daha insan olursun. 

Farkındalığımız bol olsun dilerim:)

9 Mayıs 2018 Çarşamba

Bırak Hayat Ruhuna Karışsın!

Zaman hızla akıp gidiyor...
ve yaşıyoruz...
yaşıyor muyuz?
yoksa yarışıyor muyuz?


Günümüzde hayat o kadar hızlı akıyor ki, ona yetişmek için olağanüstü bir çaba sarf ediyoruz. Sürekli bir koşturmaca içerisindeyiz ve yinede hiç bir şeye yetişemiyoruz! Yetişemediğimizi bile fark etmiyoruz. Hayat durmuyor, devam ediyor. Çoçuklarımıza başkaları bakıyor, evlerimizi başkaları temizliyor, yemekler dışarıda yeniliyor... sonra TV açıp kafalarımızı uyuşturup yatıyoruz!

O kadar hızlı gidiyoruz ki,  hayatın içerisinde neler kaçırdığımızın farkına bile varmamıyoruz. Çevremizden, sevdiklerimizden bir haberiz.( Haberimiz varmış gibi yapıyoruz.) Sosyal medyada "mutlu"ymuş gibi yapıyoruz!  Peki ya ruhumuz? O da bizimle birlikte bu koşusturmacaya katlıyor mu? Yoksa içimizde çok dipte gizli saklı bizi mi izliyor? Aşağıdaki alıntı anlatmak isteğimi daha net anlatacak!

"Meksika'da İnka tapınaklarına çıkmak isteyen Avrupalı bir grup arkeolog, birkaç yerli rehberle (Kızılderili) yola koyuluyor. Dağın tepesindeki tapınaklara giden uzun yolu, kısa bir sürede yarılıyorlar. Aynı hızla biraz daha yol aldıktan sonra, yerliler kendi aralarında konuşup birden yere oturuyor ve öylece beklemeye başlıyorlar. Tabii Avrupalı arkeologlar buna bir anlam veremiyorlar. Saatler sonra, yerliler kendi aralarında konuşup tekrar yola koyulduktan sonra tepenin üstündeki görkemli İnka tapınaklarına geliyorlar. Arkeologlardan biri, yaşlı rehbere soruyor, “Hiç anlayamadım, niye yolun ortasına oturup saatlerce yok yere bekledik?” Yaşlı rehberin cevabı; “Çok kısa sürede çok hızlı yol aldık, ruhlarımız bizden çok uzakta kaldı. Oturup ruhlarımızın bize yetişmesini bekledik.”"



ve son olarak biraz yavaşla... Bırak Hayat Ruhuna Karışsın!

 "Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. " Şems Tebrizi

22 Mart 2018 Perşembe

Bir Yemek Yeme Sorunsalı : Masada Oturamama


Yemek yerken masada oturmak yerine sürekli gezinen bir evladınız mı var?😅😅😅 Allah kolaylık versin:)

Bizim evde de bir adet o ufaklıktan vardı:) Sürekli otur demekten yorulmuş, yılmıştık:)) Sadece biz değil evladımız da yılmıştı!!! Yemek saatleri uzadıkça uzuyor, sinirler yıprandıça yıpranıyordu:// Yemek saatleri işkenceye dönmüştü!! Bir çözüm bulunmalıydı ama ne?? Sonra oğlumun okul kitabını incelerken, okul kuralları diye bir sayfa gördüm... O anda şimşekler çaktı!! Yemek kuralları oluşturmak ve ödül tekniğiyle desteklemek:) 

Kuralları beraber oluşturduk:) Beraber oluşturmak öenmliydi bence:) Kendinin dahil olduğunu hissetmesi daha kolay adapte olmasına neden oldu:)  İlk iki gün baya zorlandık kurallara uymakta, ama pes etmedik:) Arada yine kuralları bir red etme durumu söz konusu oluyor ama işi tatlıya bağlamaya çalışıyoruz:))


  Birde ödül çizelgesi:) 

Alışkanlık oluşunca zaten ödül yavaş yavaş ortadan kalkıyor:)  2 haftadır uyguluyoruz:) (annane/babane gittiğimiz her yer dahil taviz vermiyoruz yani) baya bir ilerleme kaydettik:) Benzer sorunu olan varsa belki çözüm olur diye paylaşayım dedim:) Sevgiler

Resim: dreamstime.com

20 Mart 2018 Salı

Şems Güneştir


“Aradığın şey o kitaplarda değil, aradığın şeyi okuyarak bulamazsın.
Sende eksik olan şeyi gözlerinle tamamlayamazsın.
Aradığın şeyi dünyada arayacaksın, aradığın şeyi yüreğinle bulacaksın.
Dünyadaki tüm kitaplar, tüm hesaplar, akıl oyunları, sayfalarca laflar, sevginin yerini tutmaz.
Okuyarak öğreneceksin ama severek anlayacaksın.”

Şems-i Tebrizi

19 Mart 2018 Pazartesi

Ermiş


Kısacık bir kitap. 54 Sayfa ama anlattıkları baya bir okkalı!! İstersen bir oturuşta biter... Ama istemeyeceksin... Buna eminim, her sayfası içine işleyecek! Zaten bu kitap hiç bitmeyen baş ucu kitaplarından. Ara ara aç, çevir çevir oku! Özümse kitabı, eminimki her okuduğunda başka bir tarafını alacaksın, neye ihtiyacın varsa!!!

Bir şehirden ayrılmak üzere olan Bilge’ye, halkın sorduğu 26 ayrı konuya dair Bilge'nin cevaplarından oluşan kitapta, özellikle özgürlük, aşk evlilik, çocuk ve yasalara üzerine yazdıklarını çok beğenmiştim! Kitabı baştan aşağı çizdim diyebilirim:) Bu ara baştan okuyasım var :) (Alacaklarım çok farklı olacak eminim)

Kitaptan şeçtiğim bazı alıntılar:

Evliliğe Dair:
Birlikte durun ama yapışmayın birbirinize: Çünkü ayrı durur tapınağın sütunları. Hem birbirinin gölgesinde büyümez meşeyle selvi.
----
"Çünkü gerçekten iyi olanlar, çıplak olana “giysin nerede?”, evsiz olana “evin ne oldu?”diye sormazlar."
----
"Ve bilir ki, dün bugünün anısı, yarın ise bugünün rüyasıdır. "
----
Çocuklara Dair:
"Çocuklarınız sizin çocuklarınız değildir. Onlar Hayat’ın kendine duyduğu hasretin oğulları ve kızlarıdır. Onlar sizin vasıtanızla gelirler fakat sizden değiller, Ve gerçi sizinledirler, ama size ait değiller. Onlara sevginizi verebilirsiniz, ama düşüncelerinizi değil, Zira onların kendi düşünceleri var." 
----
"Malınızdan mülkünüzden verirken pek fazla bir şey vermiş sayılmazsınız. Gerçekten vermek kendinden vermektir. Çünkü mal mülk, bir gün gerekir endişesiyle alıkoyup sakladığınız şeylerden başka nedir ki"

Arka Kapak Yazısı:

"İnsan için tüm amaçlarını susuzluktan çatlamış dudaklara ve tüm yaşamı bir çeşmeye dönüştüren bir armağandan daha büyüğü yoktur kuşkusuz. Benim şerefim ve ödülüm işte bu armağanda yatıyor. Ne zaman içmek için çeşmeye gelsem, diri suyun kendisini susamış bulmamda..." 

 Yıllar boyu kendisine yurt olan kentten ayrılırken, Ermiş'ten geride bıraktığı halka hitap etmesi istenir. Kent halkı ona aşk, evlilik, suç, ölüm, güzellik ve daha pek çok konuda sorular yöneltir. Aldıkları karşılık, hoşgörü ve sevginin biçimlendirdiği bir insan yaşamı üzerine hazine değerindeki öğütlerdir. Haklıyla haksızın, suçluyla suçsuzun, dimdik ayakta duranla düşmüşün aslında aynı insan olduğu bir yaşamdır bu...

12 Mart 2018 Pazartesi

Bir şaman öğretisi: “BEN, BEN OLDUĞUM İÇİN SEN, SENSİN.”


Bir şaman öğretisi: “BEN, BEN OLDUĞUM İÇİN SEN, SENSİN.” 

Doğada hiç bir şey kendisi için yaşamaz...
Nehirler kendi suyunu içemez...
Ağaçlar kendi meyvesini yiyemez...
Güneş kendisi için ısıtamaz...
Ay kendisi için parlamaz...
Çiçekler kendisi için kokmaz...
Toprak kendisi için doğurmaz...
Rüzgar kendisi için esmez...
Bulutlar kendi yağmurlarında ıslanmaz...

Doğanın Anayasasında ilk madde şudur;
Her şey bir biri için yaşar...
Bir biri için yaşamak doğanın kanunudur.
Eski çağlardan beri süregelen bir anlayış bu, Bütünlüğü anlatırdı,
Özü iki cümle idi; “BEN, BİZ OLDUĞUMUZ ZAMAN BENİM, BEN, BEN OLDUĞUM İÇİN SEN, SENSİN.”

Eski halklar ne kadar bilgelermiş! Değişen hayat koşulları ile esas olanı unutmuşusuz(belki unutturulmuşuz) zamanla! Her olanı olduğu gibi kabullenip, anlamak kolay değil... Evrende herşeyin birbirini tekiklediğini farketmek, kelebek etkisini hissetmek... bütünü hissetmek, anlamak!! Siz ne düşünüyorsunuz bu öğreti hakkında?

ve Halil Cibran'da bu öğretiyi destekler nitelikte bu sözleri söylemiş:)

"Veririm ama sadece hak edenlere.’ dersiniz sık sık.
Ne meyve bahçenizdeki ağaçlar böyle der ne de çayırlarınızdaki sürüler.
Onlar yaşayabilmek için verir; çünkü vermekten kaçınmak yok olmaktır."
Halil Cibran



9 Mart 2018 Cuma

Hakkari'de Bir Mevsim




Öyle bir kitap okudum ki içimi yaktı geçti,Öyle bir kitap okudum ki karda geçen bir düş gibiydi,Öyle bir kitap okudum ki daha insani yazılabilir miydi...

Bilemiyorum...


Ferit Edgü ilk tanışma kitabım, ama son olmadı.  Dili çok akıcı ama anlattıkları çok acı...



Edgü, Hakkari'nin bir köyünde öğretmenlik yapan bir adamın yaşadıklarını ve bölgedeki sorunları, siyaset karıştırmadan insani yönüyle bizlere anlatmış. Anlatırken Hakkari'nin en zor mevsimini seçmiş! Kış mevsimi...Kar.. ama şiddetli bir kar! Eminim her mevsimi başka zordur, ama kış her satırda, kendini olanca soğukluğuyla hissetiriyor! 

Kendi memleketimizin bir köşesinde yabancı olduğumuzu hissetmek; en kötüsü de kendi insanımıza yabancı olmak... orada kendi benliğini aramak... kaybolmak!! 

Japonca ve Çince dahil birçok dile çevrilmiş, aynı zamanda Erden Kıral yönetmenliğinde filme uyarlanarak, 33. Berlin Film Festivali'nde aralarında Gümüş Ayı'nın da olduğu 5 ödül kazanmıştır. Filmin başrolünü Genco Erkal üslenmektedir. Filmi izlemedim, ama izleyeceğim bir ara:)  Kitabı mı? Okumadıysanız, okuyun, şiddetle tavsiyemdir!

" Hoca benim kardeş hasta, diyor.
Nesi var? diyorum.
Atesi var çok, diyor. ölecek ilaç vereyim mi? diyorum.
Hayır portakal ver, diyor.Portakal yememiştir hiç.”.

Arka kapak yazısı:

"O"yu (Hakkari'de Bir Mevsim) sadece gerçekçi bir roman olarak saymak yetmez, gerçeğin inanılmaz bir düşe dönüştüğü, şaşırtıcı bir öyküdür bu. Ferit Edgü'nün gerçek bir yaşamı, bir roman yaşamına çevirmesindeki beceriye hayran oldum. Çünkü 'O' gözlem gücünü anlatı ustalığından alıyor. -Melih Cevdet Anday-

7 Mart 2018 Çarşamba

kimse tesadüf değil kimsenin hayatında


Tesadüfler henüz çözümleyemediğimiz düzenlerden ibaret. Anlamadığımız şeye saçma diyoruz. Okuyamadığımız şeye laf salatası diyoruz. 
Özgür irade yok.
Değişkenler yok.
Sadece kaçınılmaz olan var.
Sadece bir gelecek var ve seçme şansımız yok. 
İşin kötü yanı hiçbir şeyi kontrol edemiyoruz.
İşin iyi yanı ise hata yapma ihtimalimiz yok.


                          Gösteri peygamberi - Chuck Palahniuk

Hiç kimse, hiç bir şey tesadüf değil hayatımızda!

Hayat arkadaşımız, çocuklarımız, anne babamız, kardeşlerimiz ve hatta yolda yürürken gördüğünüz biri bile bizim için tesadüf değil. Her karşılamada hem öğretmen hem de öğrenciyiz aslında. Her karşılaştığımız kişiyle bir alacak verecek hesabı var aramızda! Kimi zaman sınav, kimi zaman ders alma...

Kimimiz ego savaşı verir, kiminin derdi tasası para, kimi geçmişte yaşar kimi ise gelecekte!!

Zaman zaman dejavu yaşar gibi bir hissiyata kapılırız! Sorarız kendimize "Dönüp dolaşıp niye aynı şeyi yaşıyorum, yada neden hep bu tarzda insanlarla karşılaşıyorum!!!" İşte bunun tek sebebi var, geçmişte alman gereken dersi alamamışsındır ve hesabı ödemeden kalkmışsındır... yani "Ne ekersen onu biçersin!" ilkesi işiliyor demektir. Bundan kurtulmak için, sorunu görmen,anlaman ve düzeltmen gerekir. 

İnsan yaşadıklarıyla olgunlaşıyor.Yaşadıkça büyüyor...Bazı sınavlar çok ağır... Ve bazı insalar/olaylar bizi BİZ yapmak için varlar.  Ayna gibidir onlar, bakıp görüp hissetmen ve eksik olanı görüp kendi yüreğine yama yapman gerekir. Bu yolda sakin ve emin olmalısın! Sınavını farketmeli, onla yüzleşmeli ve korkup kaçmamalısın (yaralanacaksın bunu göze almalısın)... ve tüm bunları yaparken rüzgar ekip, fırtına biçmemelisin:) Yoksa sen, SEN olamazsın!!! 

Ve alacak verecek hesabı bittiyse, sınavlar verildiyse o kişiler çıkıp gidiyor bir şekilde hayatlarımızdan... Bazıları kalır onlarsa kaderdir;) Kaderinizi sevin:) Dertlerinizi de;)

Şimdide kalın dostlar;) Sevgiler

Görsel:https://pixabay.com/en/

2 Mart 2018 Cuma

Bal Kabaklı Kek



Starbucks'un pumkin spice lattesinin mevsimini sürekli kaçırdığım için evde yapmaya karar verdim ama sonuç felaket oldu:// Kalan kabakları tatlı yapacağım tabiki ama alternatif bir kekde fena olmaz diyerek bu tarifi denedim. Sonuç baya güzel oldu, sizde br kabak severseniz, mevsimi geçmeden deneyin derim😉

Malzemeler:
- 2 adet yumurta,
- 1,5 su bardağı toz şeker,
- 1 paket vanilya,
- 1 paket kabartma tozu,
- yarım su bardağı süt,
yarım su bardağı sıvı yağ,
- 2 su bardağı un,
- 1 yemek kaşığı tarçın,
- 1 çay bardağı sıvı yağ,
- 1 su bardağı haşlanarak püre haline getirilmiş bal kabağı,
- 1 su bardağı ceviz,
Yapılışı:

Şeker ve oda sıcaklığındaki yumurtaları, krema kıvamına gelinceye kadar mikserle çırpın. Süt, un, sıvıyağı, tarçın, vanilya, kabartma tozunu karışıma ilave ederek tüm malzemeler birbirine karışıncaya çırpın. Soğumuş balkabağı püresinide karışıma ekleyip çırpın. Cevizleri iri iri doğrayın ve karışıma ilave  edeek kaşık yardımı ile karıştırın. Yağlanıp unlanmış kek kalıbına dökün. 170 derecede 40 dakika pişirin. Afiyet olsun.

22 Şubat 2018 Perşembe

“Kendinizi başkasına anlatmayın..

“Kendinizi başkasına anlatmayın...
Sizi sevenin buna ihtiyacı yoktur.
Sevmeyen de inanmayacaktır zaten…
Onun hayatında bir seçeneksen,
Onun senin bir önceliğin olmasına izin verme.
İlişkiler en iyi dengeli olduğunda yürür…
Uyandığında iki seçeneğin var…
Tekrar uyuyup bir rüya görmek, ya da uyanıp rüyanın peşinde koşmak…
Bize değer verenleri ağlatır, vermeyenler için ağlarız…
Bizim için hiç ağlamayacaklara değer veririz…
Garip ama gerçek…
Bir kez bunu anlasak değişmek için hiçbir şey geç değil…
Mutluyken söz, üzgünsen cevap, öfkeliysen karar verme…
Zaman nehir gibidir…
Aynı suda iki kez yıkanılmaz…
An’ı yaşa, geçen su bir daha gelmez…
Hep meşgulsen, hiç müsait olamazsın…
Hep zamanının olmadığnı söylersen, hiç zamanın olamaz…
Hep “yarın yapacağım” dersen, yarın hiç gelmez…“


Herakleitos - Fragmanlar

20 Şubat 2018 Salı

Limonlu Cheese Cake

Yaz kış demem Cheese Cake çok severim diyenlerden misiniz? Bir kaç denemeden sonra tamam oldu dediğim bir tarifle karşınızdayım:) Limonlu Cheese Cake 'in en önemli kısmı üzerindeki limon sosu:) Bir kaç denemden sonra içime sinen bir sos buldum:) Bu işe ençok evdeki eşim ve oğlum sevindi:)


Ölçü :20x14 kare borcam için:

Malzemeler:
- 1 paket burçak bisküvi,
- 1 kutu labne peynir (200 gr),
- yarım çay bardağı  + 2 yemek kaşığı toz şeker ,
- 3 yemek kaşığı tereyağ,
- yarım çay bardağı yoğurt,
- 2 yumurta,
- 1 paket vanilya,
-1 limonun rendesi

Sos Malemeleri:
- 1 adet limon kabuğunun rendesi;
- 2 yemek kaşığı toz şeker,
- 1,5 limonun suyu,
- yarım çay bardağı su,
- 2 tatlı kaşığı nişasta,
- 1 çay kaşığı tereyağı,
- çay kaşığının ucu ile zerdeçal (renk vermesi için kullanmasanızda olur)

Cheese Cake'in Yapılışı:
Bisküvileri un kıvamına gelene kadar ezin veya rondodan geçirin. Oda sıcaklığında yumuşamış tereyağını bisküvilerin üzerine ekleyip, iyice birbiriyle karışana kadar yoğurun. Tart kalıbınıza veya uygun boyuttaki kabınıza hazırladığınız bisküvileri düzgün bir şekilde yerleştirin. Buzdolabına koyarak bir saat kadar bekletin. Başka bir kabın içinde yumurtaları ve şekeri koyarak çırpın, karışım köpük kıvamına gelince labne peyniri, yoğurdu, lion rendesini ve vanilyayı koyup, iyice çırpın. Elde edilen karışımı, buzdolabından çıkardığınız bisküvilerin üzerine dökün ve önceden ısıtılmış ılık fırında 175 derecede 30 dakika pişirin. Fırından çıkarttığınız keki soğumaya bırakın. 

Üzerindeki Sos'un Yapılışı:

Tereyağ hariç sos için gerekli malzemleri ufak bir tencereye alın ve pelte kıvamına gelinceye kadar kısık ateşte pişirin. Tereyağınıda ekleyin eriyinceye kadar karıştırın. Sosu soğumaya bırakın ve kekin üzerine ekleyin. Cheese Cake'inizi en az  4-5 saat, mümkünse 1 gün buz dolabında dinlendirin.

Afiyet Olsun:)

16 Şubat 2018 Cuma

İlginç Bilgiler I

PİSAGOR KUPASI:

Pisagor'un 2500 yıl önce icat ettiği ters çan şeklindeki bu kupa ilginç bir özelliğe sahiptir.Kupanın altı delik olmasına rağmen, içerisine doldurulan sıvı, sınır çizgisini aşmadığı müddetçe asla dökülmez. Kupanın sınır çizgisi aşıldığında ise o zaman içerisidekiler son damlasına kadar akıp gider. Pisagor bu kupaya Adalet Kupası ismini vermiştir.


Bu kupa bize dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmayı hatırlatıyor sanki... Siz ne dersiniz?

TAKLİTÇİ AHTAPOT  (Thaumoctopus mimicus):



Taklitçi ahtapot,aslan balığı, deniz yılanı, pisibalığı, vatoz, deniz anası, deniz şakayığı ve paygamberdevesi karidesi gibi hayvanları taklit edebilen bir ahtapot türüdür. Bilimsel adı Thaumoctopus mimicus'tur.Taklitçi Ahtapot kollarını ve gövdesini biçimlendirerek ve rengini değiştirerek diğer deniz canlılarına benzemektedir. Bir nevi sudaki bukalemundur:)




NOTALARIN İSİMLERİ

Müzikte kullanılan notaların, hangi kelimelerin kısaltması olduğunu biliyor musunuz? Guido D'Arezzo nota isimlerini aşağıdaki kelimelerden türetmiştir.

Do 
Dominus  
Yaradan 
Re 
Rerum 
Madde 
Mi 
Miraculum 
Mucize 
Fa 
Familias Planetarium  
Gezegen Ailesi 
Sol 
Solis 
Güneş 
La 
Lactea Via 
SamanYolu 
Si 
Siderae 
Gökler 



Ev Yapımı: Çilekli Puding

Süt içmeyi sevmeyen miniklere ev yapımı alternatifler:) Benim oğlum ve arkadaşı pek sevdiler:)) Bu işin, üzücü olan tarafı ise  çil...