7 Aralık 2017 Perşembe

Göğü Delen Adam


Yaş 35...
Yolun yarısı...
Son bir senedir eski ve/veya gelişmemiş diye adlandırabileceğimiz uygarlıkların aslında bizden çok daha gelimiş olduklarını düşünüyorum. Bunu düşünmemi sağlayacak bir çok neden var :/ içlerinden bir tanesi,


Tüketim...
Bizi tüketiyor ve yaşam denilen hengamede yenilip, yutuluyoruz... bitip gidiyoruz...

Ve Göğü delen adam!!!
Samoa adasında yaşayan kabile ve beyaz adam yani Papalagi arasındaki sohbet!!!

Baş ucu kitabı niteliğinde, ve altı çizilesi... İleride kesinlikle tekrar okurum cok sevdim! Günümüzdeki yaşam şeklimizin yanlışlarını çok iyi anlatan ve bize yapılan dayatmaları farklı bir dille anlatan eleştiri yazısı! Dili yalın ve akıcı... Okuyun derim, çok şey katar;)

Alıntılar:

"Çünkü beyaz adamın gerçek tanrısı, kendisinin "para" adını taktığı yuvarlak metal ve ağır kâğıttan başka bir şey değildir."

"Çünkü beyazların dünyasında insanların ağırlığı yalnızca parasıyla, o parayı her gün ne kadar arttırabildiğiyle ve hiçbir depremin zarar veremeyeceği kalın demir kutunun içinde ne kadar biriktirebildiğiyle ölçülür"

"Çünkü, sürekli aynı şeyi yapmak kadar hiçbir şey zor gelmez insana"

"herkes, gönlü ne çekiyorsa, gerçek yaşamda yaşamadığı, yaşayamayacağı ne varsa sahte yaşamında onları yaşar.

"Ama gazetenin bizim ruhumuz için kötü olan yönü bu değildir, yani olup bitenleri anlatması. Asıl kötü olanı, şunun bunun hakkında, ulu şeflerimiz hakkında, başka ülkelerin şefleri hakkında, olup biten ve insanın yaptığı her şey hakkında nasıl düşünmemiz gerektiğini söylemesidir."
" Demek ki salt görmek yetmiyor, bilmek de lazım"

Tanıtım Yazısından:

Papalagi denince beyazlar ya da yabancılar anlaşılır. Ama sözcüğü sözcüğüne çevrilirse göğü delen anlamına gelir.Samoa'ya ilk misyoner bir yelkenliyle gelmişti. Yerliler bu beyaz yelkenliyi ufukta bir delik olarak gördüler, beyaz adamın içinden çıkıp kendilerine geldiği bir delik. O, göğü delip geçmişti.
Yüzyılımızın başlarında yayımlanan Göğü Delen Adam bugün artık bir yeşil klasiği olarak okunurken, başlığının kaynaklandığı şiirsel metafor, bir de düz anlam içermeye başlıyor; çünkü Papalagi sonunda göğü gerçekten delmeyi başardı, 'ozon deliğinin' içinden ne tür bir yelkenlinin çıkageleceğiniyse zaman gösterecek.

4 Aralık 2017 Pazartesi

Pratik mi Pratik : Şehriye Salatası


Pratik salata tarifi arayalar! hem lezzetli hemde kolay bir tarif. Ben hemen hemen her misafire bu tarifi yapmaya başladım.(🙈🙈) Şehriye yoksa makarna ile yapıyorum;)) 
Malzemeler:

  • 2 su bardağı şehriye,
  • 1 büyük boy havuç,
  • 1 irilerinden diş sarımsak,
  • 8 adet kornişon turşu,
  • tuz,
  • 1 yemek kaşığı zeytin yağı,
  • yoğurt,
Yapılışı:

Şehriyeler tercerinin üzerini 1 karış gececek kadar su eklenerek yumuşayana kadar kaynatılır. Kaynama işlemi gerçekleşene kadar arada bir tencere karıştırılır. Yumuşayan şehriyeler süzgeçe alınarak yıkanır. Havuçlar ve sarımsak derin  bir kapta rendelenir, üzerine kornişon turşuları küçük küçük doğranır. Şehriyeler, zetinyağı , tuz ve yeteri kadar yoğurt eklenir. Dilerseniz üzerine yağ ve kırmızı toz biber kızdırıp servis yapabilirisniz. Afiyet olsun:)

1 Aralık 2017 Cuma

Yumusacık Islak Kek


Islak kek çok severim ama yumurtalı tariflerden hiç hoşlanmıyorum. Gerek ağzımda bıraktığı his gerekse salmonella mikrobundan kaynaklı olaak çiğ yumurtalı tariflerden hep uzak dururum. İşte benim yumurtasız ıslak kek tarifim:)

Keki için Malzemeler:
  • 4 adet yumurta,
  • 1 su bardağı toz şeker,
  • 1 su bardağı sıvıyağ,
  • 1 su bardağı un,
  • 1 paket kabartma tozu,
  • 1 tatlı kaşığı vanilya ,
  • 3 yemek kaşığı kakao,

Sosu için Malzemeler:
  • 1,5 su bardağı süt,
  • 3/4 su bardağı toz şeker,
  • 2 yemek kaşığı kakao,
  • yarım su bardağı sıvı yağ,

Yapılışı:

Fırınınızı 170 derecede ısıtın. Orta boy borcamınızı  katı yağ ile yağlayıp, unlayın.Yumurtaları şekerle birlikte kabarıncaya kadar dakika hızlı devirde çırpın. İçerisine elediğiniz unu, kabartma tozunu, kakao, vanilya ve sıvıyağı da ekleyerek pürüzsüz bir kıvam elde edene kadar çırpmaya devam edin. Karışımı yağladığınız kabınıza dökün ve fırında 45 dakika  pişirin. Kekinizin pişmesine yakın sosunu hazırlayın. Kekin ve sosun sıcak olması gerekiyor. 

Sosun Yapılışı:


Küçük boy bir tencerede tüm malzemeleri kaynayana kadar karıştırın. Kekinizi fırından çıkar çıkmaz önce eşit şekilde dilimleyin ve kürdan ile kekinize delikler açın sonra sıcak sosunu dökün. Kekiniz ılınınca yemeğe hazır olacaktır:) Afiyet olsun ;)

30 Kasım 2017 Perşembe

Kumru ile Kumru


Kumru ile Kumru modern toplumsal eleştiri niteliğinde bir roman. Sıcacık Kumru karakterine hemencecik kanınız ısınıveriyor. Karakter kitapta çok yoğun bir şekilde işlendiği için midir bilmiyorum ama unutulmayan kahramanlarım arasına girmeyi başardı.

Kitap, sade anlatımı ve kolay okunur üslubuyla günümüz sorunlarına taşlama niteliğinde. Eşyayı, eşyaya olan doyumsuzluğumuzu, eşyaların benliğimizi yavaş yavaş nasıl ele geçirdiğini ok iyi anlatmış. Kitap;
  • İste,
  • Sahip ol, 
  • Tüket!!! 
  • Sıkıl,
  • yeni şeyler iste 
  • tüketmeye devam et !!! 
temasını çok güzelişlemiş. Yazar, reklamların tüketimdeki rolünüde atlamamış:)

Kitabın başındaki buzdolabı kısmını biraz uzun buldum ama toplumsal eleştirileri kesinlikle çok başarılı! Okunur mu? bence Okunur;) 

Alıntılar:

“Tuna hanım, neden kitap okuyorsun ki? Hâlâ okula gitmiyorsun ya?” diye sordu.
Tuna hanım şaşkınlıkla yüzüne baktı.
“Ne demek istiyorsun yani?” dedi. “İnsan yalnız okula gittiği için mi okur?”
“Başka ne için okusun ki? Sen evlenmişsin, kocan var, evin var, her şeyin tamam.”
Tuna hanım bunu hiç düşünmemişti.
“Başka ne için mi?” dedi, dalıp gitti bir süre, sonra gülümsemeye başladı, “Olduğum yerden başka yerde olmak için,” diye ekledi."

“Elinde bir uzaktan kumanda bulunsun istiyor, herkes gibi. Alacak uzaktan kumandayı eline, dünyalara kumanda ettiğini düşünecek, gerçekte uzaktan kumandanın ona kumanda ettiğini, kendisinin uzaktan kumandaya çalıştığını hiçbir zaman bilemeyecek, herkes gibi.”



Tanıtım Yazısından:


2002 yılında yayınladığımız Yalan adlı romanıyla büyük ilgi toplayan Tahsin Yücel, yeni romanı Kumru ile Kumru' da yine toplumumuzun aslında gözler önünde olan ama kimsenin bir türlü dile getiremediği, yüksek sesle söylemekten herkesin ürktüğü bir sorununu anlatıyor. Yaşamımıza egemen olan eşyanın, yalnızca günlük çalışma biçimimizi değil, aynı zamanda duygularımızı, düşüncelerimizi, giderek kişiliğimizi nasıl etki altına aldığı, son derece etkileyici ve inandırıcı bir dille anlatılmış güç konuyu ustalıkla romanlaştırmış: Eşya, zamanla bize egemen olur. Başka pek çok konuda olduğu gibi eşya tutkusunda da televizyonun belirli bir etkisi vardır. Oysa bir yerde durup kendi kendimize sormamız gerekir: Kim kumanda etmekte? Biz mi televizyonu, yoksa televizyon mu bizi?

26 Kasım 2017 Pazar

Saklama Rehberi

                                          
Besinlerin kullanım ömrünü nasıl uzatabileceğinizi biliyor musunuz? Peki ya onları ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi? Eğer siz de benim gibiyseniz, birkaç temel gıda dışındaki hiçbir besin için net bir fikriniz olmadığına eminim. En basitinden, sizce elma ne kadar bir süre saklanabilir? Lezzetini, sertliğini ve tazeliğini yitirmemesi için ne yapmak gerekir? Oturup her besin maddesi için internette araştırma yapmanıza gerek yok: http://saklamarehberi.com, tüm bu bilgilere tek bir kaynaktan ulaşmanızı sağlıyor.

Türkiye’nin ilk ve en büyük derin dondurucu üreticisi olan Uğur Soğutma tarafından hazırlanan (ve tamamen ücretsiz şekilde kullanılabilen) sitede; hamur işleri, süt ürünleri, meyveler, sebzeler ve et ürünleri ile ilgili merak ettiğiniz her bilgi yer alıyor. İlk olarak, tüm bu besinlerin ideal kullanım sürelerinin ne olduğunu, daha sonra da bu kullanım süresini nasıl uzatabileceğinizi öğreniyorsunuz. Tahmin edebileceğiniz gibi, derin dondurucu kullanmak tüm gıda maddelerin daha uzun süre dayanmasını sağlıyor. Ancak, örneğin karidesi derin dondurucuda saklayabilir misiniz? Peki ya yazın aldığınız, lezzetli ve sulu bir karpuzu derin dondurucuya koyup, kışın yiyebilir misiniz? Tüm bu soruların ve çok daha fazlasının cevaplarını Saklama Rehberi web sitesinde kolayca bulabiliyorsunuz. Hepsi bu kadar değil: Sitenin “Alternatif Bilgiler” bölümünde, evde kolayca hazırlayabileceğiniz birbirinden lezzetli tarifler yer alıyor. Evde nasıl mocha yapabileceğimi, meyvelerin kararmasını nasıl önleyebileceğimi, hatta unsuz kekin nasıl yapılacağını bile öğrendim. Laf aramızda, kot pantolonların derin dondurucuda temizlenebileceğinin de haberdar oldum! (Kotu fırçaladıktan sonra bir poşete koyup derin dondurucuda 1 gün boyunca bekletiyorsunuz.  Şaşırtıcı, değil mi?)

Türkiye’nin ilk gıda saklama rehberi olan http://saklamarehberi.com, beni şaşırtacak ölçüde bir içeriğe sahip ve her birini okumaktan büyük keyif aldım. Eğer sizin de bir derin dondurucunuz varsa, bu siteyi muhakkak ziyaret etmelisiniz. Derin dondurucunuz yoksa bile gıdaları nasıl daha sağlıklı tüketebileceğinizi, ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi ve basit, pratik, lezzetli tarifler ile ipuçlarını Saklama Rehberi web sitesinden öğrenebilirsiniz.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

25 Kasım 2017 Cumartesi

Kum Kitabı






Borges'in Kum Kitabı'nı okurken kendimi çok eksik hissettim, zira çok donanımlı bir yazar ve ben ise daha yanmamış bir okurum (HAMDIM, PİŞTİM, YANDIM). Dostoyevski, H. P. Lovecraft gibi yazarların kitaplarına göndermeleri var eğer atıf yaptığı eseri okumadıysanız anlamanız çok zor. Ben bazı öyküleri bu nedenle anlamayamadım ama kesinlikle anlamadan çok beğendim yazdıklarını;) Yine okur muyum, OKURUM:)

Dili oldukça akıcı ve içeriği ise oldukça sürükleyici:) Kum Kitabı, birbirinden bağımsız öyküler içeriyor ve hepsi okurda ayrı bir duygu bırakıyor. 

Kitabın arkasındaki tanıtım yazısını okuyarak bu kitabı fantastik kitap kategorisinde değerlendirmeyin derim. Bir de çok fazla edebi geçmişiniz yoksa ve kitaptan keyif almak istiyorsanız bu kitabı okumak için biraz daha edebi birikim kazanmanızı önerebilirim.

ALINTILAR:


"Sonradan öğrendim bu sözlerin kendisine benzemediğini, zaten söylediğimiz bize benzemez her zaman."

"Zaten önemli olan okumak değil, yeniden okumaktır. Şimdi batmış olan basımevleri insanoğluna en büyük kötülüğü yaptı, ve gereksiz metinleri başdöndürücü bir hızla çoğalttı."

"Eğer uzay sonsuzsa, biz uzayın herhangi bir noktasındayız. Eğer zaman sonsuzsa, biz zamanın herhangi bir noktasındayız."

"İnsan ister istemez sonunda düşmanlarına benzer."

"Yalnızlık bana acı vermiyor: insanın kendisini ve kendi davranışlarını hoşgörmesi zaten yeterince zor. Yaşlanmakta olduğumun ayırdındayım: yeniliklerin beni ilgilendirmemesi ya da şaşırtmaması bunun en kesin belirtisi; belki de bu yeniliklerin hiç de yeni bir yanı olmadığını, eskilerin az buçuk birer değişimi olduğunu düşünmemdendir."

KİTABIN TANITIM YAZISI:


Mitolojik kahramanların, büyülü olayların, fantastik mekânların iç içe geçtiği Kum Kitabı, Borges'in engin hayal gücünün ve edebi dehasının izini sürüyor. Esere adını veren "Kum Kitabı" adlı fantastik öykü, büyülü bir kitaptan bahsediyor. Bilinmeyen bir dilde yazılmış olan bu öykü sonsuzdur; sayfaları çevrildikçe sonuna yeni sayfalar eklenir. Tıpkı kum gibi ne başı ne sonu vardır...

Borges'in görme becerisini kaybettiği yıllarda, sekreteri ve hayat arkadaşı Maria Kodama'nın yardımıyla yazdığı Kum Kitabı yazarın olgunluk çağının en önemli eseridir. Kitabın sonunda, orges'in esin kaynaklarını ve kendi eseri hakkındaki samimi yorumlarını içeren sondeyiş yer alıyor.


16 Kasım 2017 Perşembe

Çöl...kum...sıcak... Çador



Çador kelime anlamı ile iran'da kadınların giydikleri siyah örtü; çarşaf anlamına geliyor. Akhbar isimli kahramanımız ailesini ararken Çador'a girmesi gerekiyor. Akhbar ailesini ararken eski mahallesine gidiyor ve asıl aradığının kendi kimliği ve aitlik duygusu olduğunu anlıyor!


Kitapta Murathan Mungan 'ın o büyülü dilinin yanı sıra, örtünme, savaş sonrası devlet baskısı, düzene kadın ve erkek bakış açıları da mevcut. Altını bolca çizdiğim bir kitap oldu! Yazarın diline hayran olmadım desem yalan olur.

Kitapta altını çizdiğim bir kaç alıntı:

"Çok kitap okuyan insanlara hayatın yetmediğini biliyordu. Kitapların dünyasında hayatı küçük gören, tehdit eden bir şey vardı."

"Görünmeyene inandıktan sonra, gözlerin ne önemi var?"

"Mekânın tanıdıklığı, zamanın yabancılaştırdıklarını geri vermiyordu."

Tanıtım Yazısından:


"Tek başına kalan bir insanın kapladığı o güçsüz yeri kaplamaya çalışıyorum. Varlığım bir toz bulutu, daha sert bir rüzgarda tozanlarına ayrışarak dağılıp gidecek bir toz bulutu. Benim kalıbımda bir boşluk bu. Sıcağın, şehrin ve çölün ortasında zamansızmış gibi duran bir boşluk."

15 Kasım 2017 Çarşamba

Çocuk Kitabı: Mutlu Suaygırı

Kitap seçmek meşakkatli bir iştir. Hele çocuk kitabı seçmek daha da zordur. Çünkü çocuklarımızın kafaları biz ne verirsek onu almaya endeksli:) Geçenlerde oğluma kitap seçerken bu kitabıda aldık:)  Oğlum kitaba bayıldı. İyi ki almışız dediğim kitaplardan oldu. Çok eğlenceli bir anlatımı var. Konusu ve resimleri  3 yaş ve üzeri için uygun bence;) Ana fikri ise "kendin olmak" :) Sizde çocuğunuza kitap arayışı içerisindeyseniz, bir şans verin derim;)

Göğü Delen Adam

Yaş 35... Yolun yarısı... Son bir senedir eski ve/veya gelişmemiş diye adlandırabileceğimiz uygarlıkların aslında bizden çok daha g...