28 Mart 2013 Perşembe

J.K. Rowling'den Boş Koltuk


J.K. Rowling'den Boş Koltuk'u yaklaşık altı aydır bekliyorum. Sonunda çıkmış bugün kitapçılarda gördüm, liste fiyatı 32 TL idi. Bana biraz pahalı geldi. Artık kitapyurdu, hepsi burada veya başka bir yerden daha uyguna alma yoluna gideceğim. Okumak için sabırsızlanıyorum, bakalım Harry Potter serisinden elde ettiği başarıyı devam ettirebilecek mi ne dersiniz?

Tanıtım Bültenin'den;
"Barry Fairbrother kırklı yaşlarının başında beklenmedik bir şekilde hayata gözlerini yumar. Bu ani ölüm yaşadığı kasabanın halkı için büyük bir şok olacaktır. 

Arnavutkaldırımlı meydanı ve eski kilisesiyle Pagford, sıradan bir İngiliz kırsalı gibi görünse de bu tatlı görüntüsünün ardında bir savaş sürmektedir. Zenginler fakirlerle, gençler ebeveynleriyle, kadınlar kocalarıyla, öğretmenler öğrencileriyle sürekli bir çatışma halindedir. 

Pagford kesinlikle göründüğü gibi bir yer değildir. Belediye Meclisinde Barryden boşalan koltuk, kasabanın görüp göreceği en büyük savaşın tetikleyicisi olacaktır. Türlü düzenbazlıklar ve hırsla süren, herkesin birbirinin foyasını ortaya çıkaracağı seçim savaşında zafer kimin olacaktır?"

22 Mart 2013 Cuma

Film ve Film


Victor Hugo'nun Sefiller adlı romanı, müzikal olarak filme çevrildi. Zira müzikal olarak çekildiği için, çok merak ettiğim bir filmdi ve vakit kaybetmeden izlemek istedim. Müzikal filmlere alışık olmadığım için, filmin ilk yarım saati alışma devresiyle geçti diyebilirim. Fakat ben sevdim, herkes sevmeyebilir çünkü alıştığımız tarzın dışında bir film. Mesela sevmeyenler arasında eşimde var:) Kısacası izlemediyseniz, klasik bir romandan uyarlanmış Sefiller'in müzikal haline bir şans verin derim. Seversiniz, sevmezsiniz bilemem ama en azından farklı bir film tarzı seyretmiş olursunuz:)


Bu hafta içinde izlediğim diğer film ise, Hitchcock. Bu film ise, Alfred Hitchcock Psycho/Sapık filminin çekimi dönemini ve eşi ilen olan ilişkilerini anlatır. Film,  Stephen Rebello’nun “Alfred Hitchcock and the Making of Psycho” kitabından sinemaya uyarlanmıştır. Hitchcock'u değerli usta Anthony Hopkins canlandırıyor. Filmi genel olarak sevdim ama tek sevmediğim İngiliz aksanının kullanılmış olaması. İngiltere doğumlu olan yönetmen içinde, Amerikan aksanı kullanılması hoş olmazdı zaten. Yani anlayacağınız üzere bu aksan meselesi benimle alakalı bir durumdur. Alfred Hitchcock hayranları  izlesinler kaçırmasınlar derim.

16 Mart 2013 Cumartesi

Ufak dokunuşlarla hayat daha güzel


Bitmiş boya kutuları nasılda şık bir saksıya dönüşmüş.


Kim demiş ki dar mekanlarda yaşayanlar evinde bilardo oynayamaz diye;)


Bu minik tavşanlar yaptığınız kurabiyelerin lezzetine lezzet katar mı dersiniz?

NOT:Tüm bu fotoğraflar internette dolaşırken bilgisayarıma kaydettiğim anonim resimlerdir.


15 Mart 2013 Cuma

Duyguların Rengi: Hafta Sonu Film Önerisi



Geçen sene izlediğim bu filmi, izlemeyenler için önermek istedim. İlk başlarda konuya hemen giremeseniz de film sizi öyle bir sarmalıyor ki iyi ki izlemişim diyorsunuz. Bilindik bir konuyu olmasına rağmen,çok sıcak duygularla işlenmiş bu film sizi içine çekiyor, yer yer hüzünlendirirken yer yer de güldürüyor.

 1960'larda Jackson, Mississippi'de geçen "Yardımcı", siyahi insanların çektikleri eziyetleri farklı bir bakış açısı ile gözler önüne seren bir film. Üç yardımcının yaşadıkları dramı, çalışma şartlarını ve hayat mücadelelerini kitaba aktarmak isteyen beyaz bir kadının, üç siyahi hanımla farklı dostluk hikayelerini konu alan bir film. Octavia Spencer The Help'deki oyunculuğu ile 2012 Occar en iyi kadın yardımcı ödülünü almaya hak kazanmıştır.

Eğer izlemediyseniz, Duyguların Rengi,  hafta sonu için güzel bir film alternatifi olması dileğiyle iyi seyirler.

14 Mart 2013 Perşembe

Nokta 90


Hepimiz bu .90 aldatmacasını artık biliyoruz, ama yinede 10 kuruşlarımızın geri verilmeyeceğini bile bile bu aldatmacanın içerisinde yaşayıp gidiyoruz. Aslında çok büyük bir para değil ama yıllık olarak tüm alışverişlerimizin sonundaki 10 kuruşları hesapladığınızda ciddi bir rakam elde ediyoruz. Ben bu karmaşadan kurtulmak için hemen hemen her şeyi banka kartı veya kredi kartıyla ödemeye başladım. Önceleri bende pek önemsemiyordum ama başıma gelen iki olay beni böyle davranmaya itti.

OLAY 1: Bir gün bilgisayar satan herkesçe de bilinen bir mağazadan bir şey almıştım, 10.60 kuruş tuttu. Kız benden 11TL aldı! Neymiş bozuğu yokmuş, bende  böyle durumlarda aşağı yuvarlanır dedim, biraz cırcır ettim ama çok da uzatmak istemedim, tabi ki paramı da geri alamadım.

OLAY 2: Özel bir hastanedeyiz, annem muayene olacak 19 TL olan ücreti bozuğumuz olmadığı için 20 TL olarak ödedik, görevli kızlar da bozuğu olmadığını ve birazdan para üstünü vereceklerini söyledi. Doktorda ameliyatta olduğu için muayeneye geçikti, o sırada bende oradaki kızlara bakıyorum. Yaklaşık bir saat bekledik ve bu sürede kimseye para üstü vermediklerini fark ettim. Bide üstüne üstlük bu ay kasa fazlasıyla şunu alacağım, bunu alacağım diye konuşmaya başlamazlar mı! Direk tepem attı, gittim 1 TL İstedim, vermediler. İş inada bindi yine istedim yine vermediler! bende hastane yönetimine şikayet dilekçemi yazdım, kızlara da verdim veriştirdim. Ne hikmetse hemen o para bozuldu ve bana iade edildi. 

Maksat 1TL, 40 kuruş değil, bunlar çok büyük paralar değil, ama bazı durumlarda kandırılmış gibi hissetmek insanı kızdırıyor. İşte Sinek ufak ama mide bulandırıyor. Birde sürekli ertelediğimiz bir kitap, bir CD veya herhangi bir şeylerimiz vardır(şimdi o parayı oraya vermeyeyim dediğimiz). Her alışverişten sonra kumbaranıza atın bir 1 kuruş. Yıl sonunda da arzu ettiğiniz küçük bir şey sizin olsun. Ne dersiniz güzel olmaz mı;)

8 Mart 2013 Cuma

Bi daa yapmıcam diyene kadar


8 Mart Dünya Kadınlar Günümüz kutlu olsun. Dilerim bu sene bu dilek sözde kalmasın ve bir gün değil her gün eli öpülesi analarımızın, potansiyel annelerimizin, bacılarımızın, kardeşlerimizin ve bizlere destek olan eşlerimizin günü olsun. Aslında herşey birbirine saygı duymaktan ibaret, çocuk yüreği kadar temiz yüreklere ihtiyacımız var bu ülkede. 

Haftanın Sözü #3

Haftanın sözü bu sefer haftanın sonuna denk geldi ama okuyunca paylaşmak istedim. Yani yine her şey insanın kendisinde bitiyor:)

Görsel: Facebook İz Bırakan Cümleler

7 Mart 2013 Perşembe

İyilik edeyim derken...


Facebookta, Email, twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinden paylaşılan yardım kampanyaları, duyurular, sınav bilgileri, v.b paylaşımların doğruluğundan emin olmadan paylaşmak bazen yanlışlıklara sebep olabiliyor. Mesela;

Geçen gün  Daruşşafaka'nın sınavını içeren bir paylaşım gördüm ama sınav tarihi 2012'den bahsediyordu. 2012'de 27 Mayısta olacak sınav 2013'te 2 Haziranda yapılacaktı. 

Geçen sene de kulağı duymayan ve durumu olmayan hastalar için, bir hastanenin yardım kampayasının olduğunu belirten bir paylaşım görmüştüm. İnternete girip bir doğruluğunu teyit etmek istedim. Yalanmış haber ve durumu olmayan bir çok insan başka şehirlerden İstanbula geliyormuş bu sebeple. Düşünebiliyomusunuz iyilik yapayım derken bir de insanları masrafa sokabiliyoruz.

İyilik niyetiyle paylaştığımız bu paylaşımlar, zaman zaman iyilik yerine kötülük getirebiliyor ya da bilgi kirliliği oluşturabiliyor. Bunun gibi nice paylaşımlar var, bunlar sadece benim gözüme takılan bir kaçı. En iyisi bu tip paylaşımları yapmadan önce bir doğruluğunu araştırıp öyle paylaşalım, sanırım böylelikle daha faydalı olacağız.

NIVEA yürekleri ağza getiren bir şakayla yeni Stress Protect deodorantı tanıttı

Havaalanında yaşanabilecek en büyük terslik veya en korkutucu deneyim ne olabilir dersiniz? Uçağınızı kaçırmak mı, bavulunuzu kaybetmek mi yoksa hava koşullarından dolayı günlerce havaalanında kalmak mı?

NIVEA, yolcular üzerinde uyguladığı Stres Testi’yle, onlara soğuk terler döktürmüş ve yeni Stress Protect deodorant için eğlenceli bir viral reklam hazırlamış. Videoyu izleyenler, en stresli deneyimlerini #StresTesti etiketiyle Twitter’da paylaşmaya başlamış bile.


Şubat ayında dünya çapında 5 milyondan fazla izlenme ile en çok paylaşılan viral videolardan olan Stres Testi, NIVEA’nın yeni ürünü Stress Protect deodorantı tanıtıyor. Videoda, farklı insanlar havaalanında uçaklarının kalkmasını beklerken, bir anda tehlikeli bir kaçak olarak arandıklarını öğreniyorlar ve ne yapacaklarını şaşırıyorlar.

Günlük hayatımızda karşılaşabileceğimiz heyecan, korku, stres gibi duygu değişimlerinin neden olduğu terleme ile yeni NIVEA Stress Protect deodorantın ne kadar iyi başa çıktığını, esprili bir dil ile anlatan videoyu izleyince, soğuk terlere karşı önlem almanın önemini kesinlikle hissedeceksiniz.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

4 Mart 2013 Pazartesi

Timothy Green'in Sıradışı Yaşamı


Kurşun kalem üretimiyle geçinen küçük bir kasabada yaşayan Green çiftinin, çok istemelerine rağmen, bir türlü çocukları olmamaktadır. Çift, ümitsizliğe düştükleri bir günde, sahip olmak istedikleri bebekle ilgili tüm dileklerini yazıp bir kutuya koyarlar ve arka bahçelerine gömeler. O akşam bir mucize olur ve evlerinde Timothy isimli bir çocuk belirir. Timothy, bu güzel çiftin yaşamını sonsuza değin değiştirecektir.

Hafta sonu film keyfimize bu hafta "Timothy Green'in Sıradışı Yaşamı" eşlik etti. Sıra dışı konusu ve sıcacık hikayesiyle iyi ki seyretmişiz dediğimiz filmlerden. Yalın ama enteresan senaryosuyla, yormadan seyrettiren, izlerken dinlendiren filmlerden. Umarım siz de izlerken keyif alırsınız.

Biraz benden

Güzel bir iletişim yakaladığıma inandığım blok arkadaşım Bahar mimlemiş beni. İşte cevaplarım;


1- En son kime yalan söyledin? Neden? 
Ben pek yalan söylemem, söylesem de bu konuda bir mecburiyetim vardır(birine zarar gelmesin diye söylemek durumundayımdır). Ama en son kime yalan söyledim inanın hatırlamıyorum.

2- Biz okumuyoruz farz et, kendine bir itirafta bulun. 
Kendime itiraf edemediğim bir şey yok diye düşünüyorum ama bilinç altı bu benim de bilmediğim itiraflarım olabilir:))

3- En son severek okuduğunuz kitap hangisi? 
Buket Uzuner, İki Yeşil Su Samuru

4- Şuan istediğin işi mi yapıyorsun? 
Şu an istediğim işi yapmıyorum, zira kendi istediğim gibi bir iş bulamadığım için bu aralar evdeyim.

5- Öleceğini bilsen ömrünün son zamanlarını nerede, kimle geçirmek isterdin?
Beni koşulsuz seven ailemle, Fethiyede.

6- Favori şarkıcın ve şarkısı?
Bu aralar yok desem. Ama genel olarak keman sesini çok severim Farid Farjad'ın eserleri ruhumu dinlendirir.

7- Her bölümünü heyecanla takip ettiğin bir dizin var mı? 
Homeland, Breaking Bad ve Game of Thrones gayet güzel ve heyecanlı gidiyor ama hepsi tatilde şuan:)

8- Keşke..?
Keşke keşkeler olmasa desem çok mu ironik olur. (Tabi ki benim de Dünya barışı, kimsenin açlıktan ölmemesi, doğanın katledilmemesi gibi dileklerim var)

9- Kötü alışkanlıkların var mı?
Abur cubur çok seviyorum. 

10- Sence ideal eş nasıl olmalı? 
Benim eşim gibi olmalı.

Kimi mimliyorum; Bende cevaplamak istiyorum diyen herkesi.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...