28 Şubat 2013 Perşembe

Gözlerin Işıltısı Önemli Olan

Üstünlük hissi belki insanı güçlü kılıyor, yada öyleymiş gibi hissettirerek insanın kendisini kandırmasına sebep oluyor. Nedense toplum içerisinde bazı insanlar, statülerinin, ekonomik gücünün yada aileden gelen otoritenin kurbanı olarak kendini başkalarından yukarıda görme cesareti gösteriyor. Bu durum aslında kişiye üstünlükten çok pranga takıyor. Sürekli kendilerini birileriyle kıyaslama ihtiyacı doğuyor. Bu esnada yaşamın o güzel dakikaları ellerinden kayıp gidiyor ve hepimiz biliyoruz ki, zaman geri gelmiyor.


Geçen sene güzide tatil bölgelerimizden birinde yaşayan emekli bir çiftin,  sürekli kendilerini herkesten üstün gördüklerine ve kimseyi beğenmeyip herkese mana bulduklarına şahit oldum. Bu işle o kadar meşguller ki, kendi hayatlarında olan güzellikleri göremiyor ve hatta gözden kaçırıyorlardı. Bir gün bu çifte süt getiren başka bir çiftin arkasından konuştuklarına şahit oldum. 

Kadın:"Yazık görüyor musun, bak bu çocuk da hep bu tişörtü giyiyor, başka giyecek bir şeyi yok herhalde."
Erkek:"Sanırım geçen sene de bu tişörtü giyiyordu."
Kadın:"Bunun da karısı da pek çirkin"
Erkek: "O da kendine onu bulmuş canım ne yapalım herkes kendine göre"

Ben bu noktada lafa girdim ve dedim ki: "Siz onların gözündeki hayat neşesini gördünüz mü? Kimde var onun neşesi siz de mi ben de mi?"

Şöyle bir durdular, sonra "işte ne yapsın onlarda şartlarına göre davranıyorlar" dediler.

Diyeceğim şudur ki: Hayatta ne olursa olsun, neşesini kaybetmeyen insanlar her zaman mutludurlar. Kimse kimseden üstün değildir, sadece kimilerine hayat daha insaflı davranmıştır. Ve güzellik, insanın gözlerindeki ışıltıdır. Son olarak da para ile imanın kimde olduğu belli olmaz:))


27 Şubat 2013 Çarşamba

Film Önerisi: Hayat Avcısı


Amerikalı Nicholas Barclay, 1997’de 16 yaşındayken kaybolmuş ve üç yıl sonra ise İspanya'dan ailesine geri dönmüştür. Bu üç yıl içerisinde Nicholas Barclay'de bir takım değişiklikler olmuştur. Nicholas'ın İngilizcesinde belirgin bir Fransız aksanı gözlenirken, göz rengi de maviden kahve rengine dönmüştür. Bu üç yıl içerisinde Nicholas Barclay'e ne olmuştur?

Belgesel tadında çekilmiş bu yaşam hikayesinde  gerçek görüntülere ve ropörtajlara yer verilmiş. İzlerken  merak duygusu uyandırmasının yanı sıra, filmin sonunda da çok farklı bir gerçek sizler bekliyor. Gerçekten farklı bir yapım olmuş, tek eleştirim belgesel tadında değil de, hikayeleştirilerek film tadında çekilseymiş izlemeye doyum olmazmış. İyi Seyirler

25 Şubat 2013 Pazartesi

Mim:Hangi Şekilde Kitap Okursunuz?

Mim:Hangi Şekilde Kitap Okursunuz?


Tabi ki Dünyada kitap okuyorum, ama bu karikatürümsü resim çok hoşuma gitti sizinle de paylaşmak istedim. Sevgili Bahar mimlemişti beni çok uzun süre sonunda ancak yapabildim, konu kitap olunca yapmadan da geçme olmazdı di mi ama:))

Ben bir çok şekilde kitap okuyorum ve çeşitli değişkenler benim kitap okuma şeklimi etkiliyor. Mesela;


Mevsim: Yazın en çok deniz kenarında yada havuz başında kitap okumayı severken, baharda çok sevdiğim balkonumda veya gittiğim açık hava bir mekanda kitap okumayı çok severim. Kışınsa evin en sıcak mekanları daima benimdir:)


Gece/Gündüz: Gece en ok uyumadan önce yatağımda kitap okumayı severim ama sevmediğim bir film yada dizi izlemek durumundaysam koltukta otururken kitap okumak benim en sevdiğim durumdur. Gündüz ise genelde salonda kitap okumayı severim.

Yolculuk esnasında: Yolculuk esnasında da kitap okumak en büyük zevklerim arasında yer almasına rağmen eğer otobüs yolculuğundaysam ve yol bozuksa asla kitap okuyamam, ama yol kaymak gibiyse kitap bitme durumuna yaklaşır.

Reklam aralarında: Aslında çok televizyon seyreden biri değilim ama reklam aralarını veya film seyrederken verdiğimiz araları da mutlaka kitap okuyarak değerlendirmeyi seven biriyim. Hatta kitap çok akıcıysa bazen film araları benim yüzümden uzayabiliyor.

Uzun bekleyeceğim mekanlarda: Hastane, banka gibi uzun süre bekleyeceğim zamanlarda mutlaka yanımda bir kitap götürürüm ki canım sıkılmasın:)

Genel olarak yatarak ve oturarak kitap okurum, benim için uzanarak kitap okuman uykumun gelmesine bir etken değildir:) Kısacası havada karada denizde seviyorum kitap okumayı:)

Kimleri mimliyorum:.bu mimi yapmamış olan ve yapmak isteyen herkesi:)

Bedük'ten Parti gibi Klip


Bedük yeni albümü Overload'un ilk klibini hareketli şarkısı Beatfreak için çekti. Adı gibi hareketli görüntülerden oluşan klip yayınlandığı andan itibaren büyük ilgi topladı.

Her şarkısıyla kendi alanında ilklerin öncüsü olan elektronik dans müziğinin Türkiye'deki en özgün temsilcisi Bedük, yeni albümünün ilk klibini BeatFreak isimli şarkısına çekti. Klibin yönetmenliğini çektiği parti ve gece hayatı fotoğraflarıyla ünü kulaktan kulağa yayılan Tchane Okuyan üstlendi.


Üç günde pek çok farklı mekanda çekilen klipteki görüntülerin bir kısmı Bedük'ün geçtiğimiz haftalarda İndigo'da gerçekleştirilen konserinden alındı. Konserde spontane bir şekilde izleyicilere "hadi klip çekiyoruz" diyip kendini seyircilerin arasına atan Bedük, hayranlarıyla birlikte eğlenceli görüntülere imza attı.

Beatfreak şarkısının adına yakışan video klibindeki diğer görüntüler ise Türkiye'nin en iyi dansçı ve koreograflarından Uğur Yıldıran'ın sahibi olduğu Hasköy'deki Acaip İşler Müdürlüğü'nde çekildi. Bedük, şarkı söylediği bölümlerde de lazerle özel ışık tasarımının kullanıldığı klibi için "Klip tam anlamıyla şarkıyı izleyicilere aksettirmek ve benim konserime geldiklerinde yaşayacakları eğlenceyi birebir yansıtabilmek için tasarlandı. Biz çekimlerde çok eğlendik, umarım seyredenler de eğlenirler" dedi.

Konserleri:
7 Mart Ankara Jolly Joker Ankara
9 Mart Kayseri Hilton Otel
22 Mart Konya Rixos Otel

http://www.biletix.com/etkinlik-grup/47511461/TURKIYE/tr

www.facebook.com/beduk
www.twitter.com/beduk
http://instagram.com/beduk
https://soundcloud.com/beduk

Bir bumads advertorial içeriğidir.

11 Şubat 2013 Pazartesi

Haftanın Sözü #2


Hareket etmezsen zincirlerini fark edemezsin.
Lev Tolstoy

Bu yakınlarda bu sözü çok da iyi anlamamıza sebep veren olaylar oldu. İnsan günlük rutininde kaybolmuş yaşarken bazı durumların farkına varmadan zincirlere vurulmuş bir şekilde, zincirlerin el verdiği ölçüde hareket sahasında yaşamına devam ediyor. Taa ki bir gün karşısına hareket sınırları dışında bir imkana sunulduğunda, cesaret edipte o imkana doğru bir adım atarsa zincirlerini o zaman fark ediyor. Ne dersiniz, sizce de arada bir günlük rutinden çıkıp, silkelenmekte fayda yok mu?

8 Şubat 2013 Cuma

Yeni Dizi Tanıtımı: Following




9 yıl önce FBI dedektifi olan Ryan Hardy ünlü seri katil JOE CARROLL'ı yakalamış ve Carroll'u herkesten iyi tanımaktadır.






Joe Carroll edebiyat öğretmenliği yaptığı dönemde Virginia Üniversitesi'nin kampüsünde 14 kız öğrenciyi öldürmüş çok zeki bir seri katildir.




Carroll'un eski eşi Claire, ve oğlu Joey,





ve yeni FBI ajanı,












9 yıl önce olmuş bir olayın günümüzle ne ilgisi var derseniz, Joe Carroll hapishaneden kaçar ve artık olay daha farklı bir yere varmıştır. Zeki seri katilmiz,seri katiler arası bir bağ oluşturur ve kovalamaca başlar. Henüz 3 bölümü yayınlanan dizinin ilgi çekici bir hikayesi var. Ben şimdilik beğendim, sizlerde izlerseniz, fikirlerinizi benimle paylaşmanızı dilerim.



1 Şubat 2013 Cuma

Kıyır Kıyır Bir Lezzet: Peynirli Poğaça


Annemin herkesçe meşhur poğaçasını ben de denemek istedim. Kıyır kıyır ve çok lezzetli oldular ama çörek otlarım kazaya kurban gitti, nasıl mı? Ellerim kirli olduğu için eşimden, poğaçaların üzerine susam ve çörek otu serpip fırına atmasını rica etmiştim. Eşimde çörek otlarını unutup, kaşla göz arasında doğru fırına atmış. Sonradan aklına gelince koyduk ama iş işten geçmişti, yapışmadılar tabi ki :) Olsun yinede lezzeti yerindeydi, sadece görsellik biraz azalmıştı o kadar:) 

Malzemeler: (Yaklaşık tepsi )

- 1 su bardağı sıvı yağ,
- 1 su bardağı yoğurt,
- 1 yumurta,
- 1 paket kabartma tozu,
- Aldığı kadar un, (yaklaşık 500gr)
- tuz,
-susam/çörek otu,

İç Malzemeleri:

- peynir, (yaklaşık 250 gr)
-maydanoz,

Yapılışı:

Yumurtanın sarısı ve beyazı ayrılır, sarısı üzerine sürülmek üzere kenarda bekletilir. Bir kabın içerisine yağ, yumurtanın akı, yoğurt, göz kararı un ve kabartma tozu eklenir. Hamur yumuşak ve kendini tutacak bir kıvama gelene kadar yoğurulur, duruma göre un eklenir. İki ceviz tanesi büyüklüğünde hamur alınır elde açılarak iç malzemesi içerisine konur ve yarım ay şeklinde kapatılır. Üzerine yumurtaların sarısı sürülür ve çörek otu veya susam (tercihe göre) serpilerek 170 derecelik fırına verilir. 25-30 dakika içerisinde poğaçalarınız servise hazır. Afiyet olsun:)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...