30 Ocak 2013 Çarşamba

Koleksiyoncu 2: Collection 2012


Geçen akşam, 2009 yılında gösterime giren Koleksiyoncu (The Collector) filminin devamı niteliğinde çekilmiş olan  Koleksiyoncu 2 ( The Collection-2012)'yi izledim. (Daha önceki yazılarımda da belirtiğim gibi İngilizceden Türkçe'ye yapılan çeviriler çoğunlukla bana enteresan gelmiştir.)


Aslında ilk film bana daha başarılı gelmişti. Koleksiyoncu 2 de kendini seyrettiriyor, sıkmıyor ama filmin sonunda (spoiler içermemesi açısından yazamayacağım) bana göre anlamsız bir takım durumlar gelişti. Bu anlamsız durumlar benim filmlerden ya da dizilerden soğumama sebep olabiliyor. Aslında buradaki durum "ayyy çok kötü filmdi" dedirtiremez bana çünkü filmi başından sonuna kadar sıkılmadan seyrettim. 

Kan ve şiddet içeren filmlerden hoşlanmıyorsanız veya çocuklarınızla oturup film keyfi yapmak istiyorsanız, bu film kesinlikle size göre değil. İçerisinde Testerevari görüntüler çok fazla.

Filmi izlemeye karar verdiyseniz ve ilk filmi izlememişseniz, bence öncelikle ilk filmi daha sonra ikinci filmi seyretmeniz daha iyi olacaktır.

Bakarsınız filmin devamı da gelir ve tahminlerinizin dışında bir son da sizi bekliyor olabilir.



22 Ocak 2013 Salı

Yarışma mı, yoksa?


Televizyonda son 4-5 yıldır çıkan dizi çılgınlığı bu sene itibariyle doyum noktasına ulaştığı herkesçe malum. Televizyonlar da bu durumda ya yarışma programlarına yöneldi. Hele ki bir yarışma programı tutmaya görsün, rakip kanal hemen gidip çok benzerini yapıyor. Nedense biz hep taklite yöneliyoruz, oysa ki taklit edilen iki programında yayında kalma süresi kısalıyor, zira neredeyse haftanın her günü birbirine benzer programları seyretmekten insanlar sıkılıyor. Yada öyle yarışmalar yapıyoruz ki, seyrettiyseniz Okan Bayülgen'in Kanalizasyon filminde anlatılanları artmıyor. Seyretmediyseniz de şiddetle seyretmenizi tavsiye ettiğim bir film, içerisinde çok fazla mesaj barındıran yararlı bir film.

Neler mi var bu yarışma programlarında;

Mesela; araba bile kazanıp kazanmayacağı belli olmayan bir programda yarışmacıya yapılanlar, sanırım bu televizyon programı yayından kaldırılmış.


yada; hem kendi arabasını hem de eşinin arabasını bir kalemde takasa koyan yarışmacıya ne demeli? Bir de bunun adı kumar değil miydi yahu, ben mi yanlış hatırlıyorum!


hatta; artık tezahüratın bu kadarı da olmaz dedirten bu görüntüler, (bu görüntülerde ciddi yüksek bir ceza aldı)


dediğim gibi bana Kanalizasyon filmini hatırlattı.


belki daha niceleri vardır, daha önceki yazılarımda da belirtiğim gibi belli başlı programlar dışında ben pek televizyon seyretmiyorum. Bu nedenle ben sadece gazetelerden takip ettiğim ya da reklamını gördüğüm yarışmaları yazdım. Ben bu yarışma programlarının sosyal deney olduklarını düşünüyorum, insanları deniyorlar, kim neyi, ne kadar, ne için yapar diye .Son olarak televizyon kirleniyor, ve biz bunlara prim verdikçe daha da kirlenecek!

21 Ocak 2013 Pazartesi

Haftanın Sözü #1


Pazartesi sendromu olanlar olmayanlar, bu haftaya güzel başlamak ve devam ettirmek için kendimize bir şans verelim mi ne dersiniz?

19 Ocak 2013 Cumartesi

Garip Banka Dialogları: Kredi Zorla Kredi Kartı

Kısaltmalar:
BST: Banka Satış Temsilcisi

ME: Müşterinin Eşi
M: Müşteri:


Dialog IV:
BST: Merhabalar  ben HerBiRenk Bank'tan arıyorum. XY Bey ile görüşecektim.
ME: İyi günler ama bu telefon XY'ye ait değil ki, ben ZY yani XY'nin eşiyim.
BST: Peki XY ile ne zaman görüşebiliriz?
ME: XY'nin telefonu değil ki bu benim telefonum, buradan kendisine ulaşmayı nasıl düşünüyorsunuz? Yani benim telefonum, eşimin ismi ile nereden elinize ulaştı?
BST: Üye iş yerlerimizden yaptığınız alışverişlerde vermiş olduğunuz telefon numaralarından ulaştık size.
ME: Yani üye iş yerleri numaralarımızı mı satıyor
BST: Yok üye iş yerleri olduğu için (kem küm), eşinize ulaşabileceğimiz bir numara veya saat söylerseniz biz o saate ararız kendisini.
ME: Eşim yanımda vereyim, ama biz kart istemiyoruz.
BST: Merhabalar beyefendi, size HerBiRenk Kart'ın avantajlarından bahsetmek istiyorum.
M: Çok hızlıca bahsederseniz, almayacağım kartı ama anlatana kadar arayacaksınız biliyorum.
BST: HerBiRenk Kart'a sahip müşterilerimiz, yani siz özel indirimden ve HerBiRenk puanlardan yararlanacaksınız. Siz özel müşterilerimiz arasındasınız ve bankamızın sizin için HerBiRenk Uçuş Kart'ın avantajlarından yararlanarak ücretsiz uçak bileti almanıza yardımcı olacak.
M: (Nereden de özel olduk acaba) Hanımefendi iyi de benim HerBiRenk Kart'ım yok ki?
BST: Ben sizi buradan kart alma birimine yönlendireceğim zaten, üstelik buraya kadar gelmenize de gerek yok, kartınızı evinize kadar yollanacak.
M: Ben kart istemediğimi belirtmiştim, hala istemiyorum.
BST: Bunu bir tanışma olarak farz edin, bir yıl sizden komisyon ücreti almayalım.
M: Kullanmayacağım bir kart olduğu için, istemiyorum.
BST: HerBiRenk Kart'ınızla yapacağınız alışverişlerle bir çok puan ve avantaj kazanacaksınız.
M:  Sizin anlamadığınız bir şey var benim HerBiRenk Kart'ım yok. Çok ısrar ediyorsanız,bana ömür boyu kart ücret ödemeyeceğim ve içerisinden bir aylık para çektiğimde faiz uygulamayacak bir kart veriyorsanız kabul ediyorum.
BST: (Sessizlik) Ama beyefendi öyle bir kartımız yok, ama çok avantajlı indirim ve puanlarımız var.
M: Bu hizmetleri diğer bankalarda sağlıyor, ben kart falan istemedim, beni siz aradınız ve zorla kart vermeye çalışıyorsunuz bu şartlarda veriyorsanız kabul, vermiyorsanız ben zaten bir şey talep etmemiştim.
BST: Anlıyorum, teşekkürler.
M: İyi günler.
BST: İyi günler beyefendi.

Okumayanlar için Dialog I  Dialog II  Dialog III

9 Ocak 2013 Çarşamba

Kime göre, neye göre?


Şeker Portakalı'nın çocukluğumda beni en etkileyen kitaplardan olduğunu daha önce yazmıştım. Öylesine duygu dolu bir kitaptı ki, küçücük gözlerimin ağlamaktan şiştiğini dün gibi hatırlıyorum. Geçen günlerde, öğrenci velilerinden birinin "Türk örf ve ananelerine aykırı içeriğe sahip olduğunu, içinde birçok argo sözcük ve küfür içerdiğini" belirtmesi üzerine soruşturma başlatıldığını eminim hepiniz duymuşsunuzdur.  Peki Brezilyalı  yazar Jose Mauro de Vasconcelos'un Türk örf ve adetlerine göre kitap yazmasını beklemek nasıl bir durumdur.. Küçük Zeze yeni yıl kutlamasında şarap ve ekmek yediklerini söylediği için mi, yoksa Zeze'nin yaptığı kötü davranışları sonucunda aldığı dersten mi kaynaklanıyor tüm bu tartışmalar. 

Fareler ve İnsanlar içinde sansür talebi gelmiş, açıkçası söylemek gerekirse ben bu kitabı okumadım, ama tüm bu tartışmaların ışığında bu müstehcen kitabı okunacaklar listeme aldım.

Okuduklarımızla bizi başka kültürlere, başka hayatlara, farklı bakış açılarına yelken açıyoruz her zaman. Ben kendi adıma, okuduğum her yeni şeyden bir şeyler çıkarıyorum ya da bildiğim bir şeyi yeniden tazeliyorum kafamda. Bu yasak iddialarınınsa, sadece bu iki kitabın okunma oranlarını artıracağını düşünüyorum. Aslında bu yazı geç kalmış bir yazıdır ama yine de yazmak gereklidir. Her ne kadar Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, herhangi bir işlem yapılmadığını bildirse de "insanların bu düşünce tutumu" karşısında ciddi bir önlem alınması gerektiğini bir kez daha belirtmek için yazıldı bu yazı.

5 Ocak 2013 Cumartesi

Geveze: Veda Hikayeleri


Sürekli dinlemeseniz de, evde,  yolda, otobüste bir yerlerde mutlaka Geveze'nin radyo programının  sonunda anlattığı veda hikayelerine rast gelmişsinizdir.  İşte bu kitap, radyo programın sonunda anlatılan anonim hikayelerden derlenmiş. Aslında içlerinden bazıları bildiğimiz, duyduğumuz hikayeler ama yine de çok hayatın içinden ve bizdenler. Kitap, elimizin altında bulunup zaman zaman hayattan bunaldığımızda bize umut verecek cinsten. Ben Geveze'nin diğer kitapları Aşka Dair ve Hayata Dair kitaplarını da okumak niyetindeyim:-) Ben beğendim, sizlere de tavsiye ederim:-)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...