Ana içeriğe atla

Çocukken oynadığımız oyunlar


Çocukken  oynadığımız oyunların bir çoğundan büyüdükçe aynı keyfi alamaz oluyoruz. Oysaki çocukken bitmez tükenmez bir şevkle oynardık her birimiz. Biri biter diğerine başlardık. Yorulup sıkılmadan oynar, oynar, oynardık... Akşam eve dönünce de yorgunluktan koltuğun kenarında uyur kalırdık. Kendi adıma çocukluğumun en güzel taraflarından biride her şeyi oyuna çevirebilmekti herhalde. Dersleri, yemek yemeği, banyoya girme vakitlerini hatta odayı toplama görevini bile oyun gibi oynardım. Benim için en çekilmezi yemek yemekti, zira yemek yemeyi pek seven bir çocuk değildim ve annemde bir peynir reklamındaki anne gözüyle yemek koyan anne gibi bir anneydi. (hala da öyle ama artık ben kendi yemeğimi kendim koyuyorum) Hal böyle olunca benim için yemek yemek bazen işkenceye dönüşebiliyordu.

Bu konu nereden çıktı derseniz Sevgili Bahar beni mimlemiş.Konumuz çocukluğumuzda severek oynadığımız oyunlar.

Yukarıda da yazdığım gibi ben tüm oyunları çok severdim, saklambaç, yakan top, kutu kutu pense, menekşe mendilin düşe, istop, evcilik, hatta erkek okuyucular bilir 9 aylık, gol atan kaleye gibi oyunları bile zevkle oynamışımdır. Kimleri mimliyorum dersek, bu güzel mimi cevaplamak isteyen herkesi mimliyorum.

Yorumlar

  1. Her şeyi oyun haline getirmek eğlenceli olmalı:)

    YanıtlaSil
  2. :)) evet hatta bezan sevmediğim işlerde (dakika tutarak v.b)yine oyun oynar gibi yaparım o işleri:))

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evde Ekşimek Yapımı

Bu hafta sonu kuzenimin nişanı nedeniyle halamdaydım. Halam, o hengame içerisinde sütü kaynatamadığı için sütü bozulmuş. Halam da bozulan sütü dökmek yerine, ekşimek yapıp değerlendirdi. Ben kapalı süt kullanıyorum ama bu fikri bilmeyenler için paylaşmak istedim.

Yapılışı: Bozulan süt kaynatılır. Arzuya göre içerisine yoğurt eklenir. Dibe çöken karışım, soğuduktan sonra, ince bir tülbente konularak süzülmesi beklenir ve ekşimek kullanıma hazır hale gelir. Loru, ister tatlı yapın, ister börek içi, isterseniz de kahvaltılarda bir peynir çeşidi olarak kullanabilirsiniz. Süzülen suyundan börek de yapılıyormuş, onuda öğrenip yazarım sizlere.
Afiyet Olsun.

Şeker Portakalı (MİM)

Şeker Portakalı, işte beni çocukluğumda en çok etkileyen kitap. Jose Mauro De Vasconcelos'un yazmış olduğu, Şeker Portakalı. Tam iki kez okudum bu kitabı ve ikisinde de kitap bitinceye kadar ağladım. O kadar üzülmüştüm ki kitap kahramanı küçük Zeze'ye, günlerce aklımdan çıkmadı.
Zeze maddi durumu iyi olmayan bir ailenin çocuğuydu. İstediği çoğu şeye sahip olamayan bu çocuk, aynı zamanda çok da yaramazdı. (Özellikle Noel de sahip olamadığı hediye kısmında resmen hıçkıra hıçkıra ağlamıştım, dün gibi hatırlıyorum.) Zehir gibi akıllı olan bu çocuk, sürekli Edmundo dayısıyla görüşür ve ondan bir şeyler öğrenirdi. Ailesi, geç de olsa ondaki bu öğrenme isteğini fark etti ve okula yazdırdı. Okulda hiç yaramazlık yapmıyordu ve öğretmeninin en çok sevdiği öğrenci olmayı başarmıştı. 
Zeze ve ailesi taşınmak zorunda kaldılar.  Zeze'ye dayısından ve mahallesinden ayrılmak çok ama çok zor gelmişdi.  Zeze, taşındıkları küçük evin arkasındaki, dikensiz şeker portakalı fidanı kendine arkadaş…

KUŞLARIN GİZLİ KATİLİ:SAKIZ

Bir kaç gündür facebookta dolaşan bu habere, çok üzüldüm paylaşayım istedim. Atmayalım artık sakızlarımızı başı boş sokağa, hatta hiç bişeyi atmayalım, çöp tenekesi koymuşlar her köşe başına değil mi?

KUŞ ÖLÜMLERİ'nin en büyük sebeplerinden birisinin çiğnendikten sonra sokağa atılan SAKIZLAR olduğunu biliyormuydunuz..? Çünkü kuşlar bu sakızları ekmek parçası zannederek yemeye kalkışıyor,ancak ağızlarına yapışan ve gagalarını bir daha açmalarına imkan vermeyen sakızlar yüzünden açlık ve susuzluktan ölüyorlarmış..