26 Aralık 2013 Perşembe

Bebek Şekerlerimiz


Bebek şekeri, nikah şekeri, kına hediyesi v.b. günlerde dağıtılan bu tip süslerin bir kullanım alanı olması gerektiğini düşünenlerdenim. Çünkü bu süslere onca masrafın arasında azımsanmayacak bir bütçe ayrılıyor. Madem öyle insanlar kullansın. İlk düşüncem keçeden anahtarlık ve kitap ayracı yapmaktı. Fakat bu düşünce annelerim tarafından hamile hamile uğraşma dedikleri için rafa kaldırıldı. (Bir ara yaptığım örnekleri de buradan paylaşırım.) Sonra tekrar araştırma aşamasına geçtim. Bebek şekeri olarak satılan sabunları çok beğendim. Ama çok pahalı oldukları için vazgeçtim. Evde yapmak ise hamile biri için tehlikeliydi. Sonunda bu minik kovaları buldum. Daha sonra eşimle bunların tealight veya minik kaktüs saksısı olarak kullanılabileceğini düşündük ve sonunda bu modelde karar kıldık. Tüm malzemeleri bebek şekeri satan bir mağazadan tedarik ettim ama yaptım diyemeyeceğim çünkü iki gün sonra 36+5'te normal doğumla Umut bebeğimiz geldi. Zaten bir gece önce rüyamda görmüştüm doğum yaptığımı ve tek düşündüğüm " bebek şekerim yok, nasıl doğum yapacağım" olmuştu. Bebek şekeri ile doğum yapılıyor sanki :) Sonuç olarak maaile bebek şekerlerini apar topar yetiştirdiler Umut bebeğimize. Ne dersiniz sizce de bu tip hediyelerin bir kullanım alanı olması güzel değil mi?


22 Aralık 2013 Pazar

Yazımızı Okumadan Yılbaşı Alışverişine Çıkmayın!

Yeni yıl heyecanının hepimizi iyiden iyiye sardığı bugünlerde, bir yandan yılbaşı akşamı için planlar yaparken bir yandan da “ne hediye alacağım?” endişesi içerisine giriyoruz. Yılbaşına kısa bir zaman kala alışveriş merkezlerinde telaşla gezmek yerine sizin için hazırladığımız alternatif hediye ve kampanya önerilerine mutlaka göz atın derim!

Sizin için ilk seçtiğim hediye alternatifi moda ile teknolojiyi bir araya getiren Samsung Galaxy Gear! Çarpıcı renk seçenekleri, ince ve zarif tasarımı ile giyilebilir teknolojileri günlük yaşama daha da entegre eden Samsung Galaxy Gear alan herkese, 32GB microSD kart hediye ediliyor. 31 Aralık’a kadar geçerli olan kampanya ile hem yeni yılın en şık hediyesi olmaya aday Galaxy Gear’a, hem de yeni yılda en güzel anılarınızı rahatça saklayabileceğiniz 32GB microSD karta sahip olabilirsiniz.


Yenilikçi ve modaya önem veren kullanıcılara siyah, beyaz, gri, turuncu, sarı ve roze gibi çarpıcı renk seçenekleri sunan Galaxy Gear, 1.9 megapiksel BSI sensörlü kamerası ve 1.63 inç Super AMOLED ekranı ile kullanıcıları cezbediyor.

Telefonunuz cebinizdeyken bile bağlantıda kalmanızı sağlayan Galaxy Gear’da bulunan dahili hoparlör sayesinde telefonsuz konuşma deneyimini sunuyor. Örneğin, bir yandan yılbaşı partiniz için hazırlanırken, diğer taraftan telefon konuşmalarınızı yapabilir, alarmınızı kurabilir, mesaj yazabilir ya da takvim girişlerinizi oluşturabilirsiniz.

Kampanya hakkında detaylı bilgi için buraya tıklayın: http://www.samsung.com/tr/campaigns/galaksidenhediye

Yeni yıl, yeni umutlar, yeni hediyeler… Peki 2014 için dileğiniz hazır mı?



Siz sevdiklerinizi unutmayıp yeni yıl hediyeleri alırken Garanti de sizi unutmamış!
2013 yılını geride bırakırken yeni yıldan yeni dilekler eksik olmuyor. Yeni yıla girerken Garanti Bankası bazılarımızın dileklerini duymuş gibi sosyal medya takipçilerini sevindirecek bir kampanya yapmış!

Yeni yıl hediyeniz Garanti Link’ten!

Yıl boyunca farklı kampanyalarla fırsatlar sunan Garanti Link, 2014’e girerken çuvalını hediyelerle doldurmuş bir Noel Baba gibi bacanızdan inmeye hazırlanıyor. Günde en az 10 kere kontrol ettiğimiz sosyal medya hesaplarımızı Garanti Link ile Link’leyerek 14 şahane hediyeden birini kazanmaya hak kazanıyoruz. Televizyondan tablet bilgisayara, telefondan fotoğraf makinasına kadar birbirinden değerli hediyelerden birine sahip olmak çok da kolay. Benim dileğim yeni yılda sevdiklerimle her anımı ölümsüzleştirebileceğim bir fotoğraf makinası. Sizin dileğiniz ne?

Siz de buradan sosyal medya hesaplarınızı Link’leyin, 14 şahane hediyeden birini kazanma şansı yakalayın!

Şimdiki önerim ise özellikle ev hediyesi almayı düşünenlerin oldukça ilgisini çekecek!

2014'ün en güzel kahvaltıları, en hoş sohbetleri için Vestel’in sunduğu kahvaltı setlerine mutlaka göz atın derim!

Vestel yılbaşına özel hazırladığı kahvaltı setleri ile hediye alışverişini kolaylaştırıyor. Kırmızı, Inox ve Siyah Kahvaltı Setleri hem şıklığı ile göz dolduracak, hem de sevdiklerinizi çok mutlu edecek. “Hediyem yılbaşı ruhuna uygun olsun!” diyenler için kırmızı set ideal bir seçim.


Vestel Inox Su Isıtıcı, Dijital Tost Makinesi, Türk Kahve Makinesi'nden oluşan Inox set de çok şık ve pratik bir alternatif. Bu setin farkı ızgara olarak da kullanılabilen Vestel Dijital Inox Tost Makinesi.

Modern ve şık bir hediye arayanlar içinse önerimiz Siyah Set. Vestel Siyah Su Isıtıcı, Ekmek Kızartma Makinesi ve Filtre Kahve Makinesi içeren bu set farklı tasarımı ile benzersiz bir hediye olmaya aday.

Setler için buradan online sipariş verebilir, ücretsiz kargoyla hemen hediyelerinize kavuşabilirsiniz! Unutmadan, Vestel Kahvaltı Setleri 2014 yeni yıla özel hazırlandı. Yılbaşı’ndan sonra bu şekilde set olarak bu fiyatlarda bulmanız pek mümkün değil. 

Özel, başka hiçbir yerde olmayan bir hediye arıyorsanız Vestel'de harika bir öneri daha var: Yılbaşı özel tasarımlı Türk Kahvesi Makinesi yeni yıla özel indirimli sadece 59 TL!

Bir boomads advertorial içeriğidir.

2 Ağustos 2013 Cuma

11.Yüzyıl'dan Bugüne Müziğin Evrimi

11. Yüzyıldan günümüze müziğin değişimi ile ilgili ilginç bir çalışma izledim, açıkçası mükemmel olmuş. Bu videoyu sizlerle paylaşmamak olmazdı.


Bu beatbox çalışmasında, Symphony No. 5 - Beethoven, Minnie The Moocher - Cab Calloway,Stand By Me, ABC - Jackson 5, Thriller - Michael Jackson, Can't Touch This, Baby One More Time - Britney Spears,Say My Name - Destiny's Child, I Want It That Way - The Backstreet Boys, gibi bir çok esere yer verilmiş olmasına rağmen bir çok damga vuran şarkı da unutulmuş. Ama yinede ben çok beğendim. Sizlerde seversiniz umarım.


22 Temmuz 2013 Pazartesi

Pink Floyd'un kurucusu Roger Waters İstanbul'da, davetiye kazanma şansı Hürriyet Dünyası'nda!


Sizlere harika bir haberim var!

Şimdiye kadar yapılmış en büyük sahne gösterisi ile İstanbul’da 4 Ağustos akşamı hayranlarıyla buluşmaya hazırlanan ‘The Wall’ dev prodüksiyonu, izleyenlere unutamayacakları saatler yaşatacak görsel şovları ve tabii ki efsanevi müzisyen Roger Waters’ın adeta marş haline gelmiş parçaları ile İTÜ Stadyumu’nda olacak.

Pink Floyd’un kurucusu Roger Waters’ın albümleri ile aynı adı taşıyan ve konserde tüm ‘The Wall’ albümünün muazzam bir şölen ile gerçekleştireceği konser için şimdiye kadar eşi benzeri görülmemiş büyüklükte bir sahne ve Berlin duvarını temsil eden 110 metrelik bir duvar kurulacak. Roger Waters turneye adını veren o meşhur duvarı İstanbul’da 199. kez yıkacak. Daha önce benzeri görülmemiş özel efektlerle donatılmış duvarın gölgesinde ise  ‘’Another Brick in The Wall’ parçasını sürpriz bir ekip Roger Waters ile seslendirecek.

Şarkıları kadar görsel şovları, ışık sistemi ve seyircisini adeta şaşkına çevirecek daha bir çok sürprizi içinde barındıran konser için 140 tonluk prodüksiyon malzemesi İstanbul’a 75 tırla gelecek.

Şimdiden görmek için sabırsızlandığım bu eşsiz organizasyona katılmak için tek yapmanız gereken 30 Temmuz’a kadar www.hurriyetdunyasi.com adresine üye olmak/giriş yapmak. Başvuran her 100. kişiye olmak üzere, toplamda 5 kişiye çift kişilik davetiye hediye ediliyor.

Siz de benim gibi “Böyle konser bir daha gelmez” diyorsanız elinizi çabuk tutun ve hemen Hürriyet Dünyası’na tıklayın.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

17 Temmuz 2013 Çarşamba

Pakmaya sosyal medyada hanımların çok yakınında.


Bazen aklınıza bir soru takılıverir, bilen kimse bulamazsınız.
Bazen yeni bir tarif ararsınız, istediğiniz gibisine rastlayamazsınız.
Sizinle aynı zevkleri paylaşan hanımlarla iletişimde olmak, ortak ilgi alanlarında buluşmak gibisi var mı?
Unutmayın, Pakmaya hep yanınızda!
Pakmaya sosyal ağları günün 24 saati, yılın 365 günü tazelenerek, güncellenerek her zaman elinizin altında, yanı başınızda.
Kısacası siz neredeyseniz biz de orada!

Tarifler, Pratik Mutfak, Pakmaya ürünleri, anket ve yarışmalarıyla:
mutfaginyildizi.com

Her gün birbirinden güzel tarifler, paylaşımlar ve 120.000'i aşkın beğeneniyle:
facebook/mutfaginyildizi

Kolay, anlaşılır, iyi sonuç veren uygulamalı tarif videolarıyla:
youtube/user/mutfaginyildizi

Ortak zevkleri paylaşan sizin gibi meraklıların katkılarıyla:
pinterest/mutfaginyildizi

Cıvıl cıvıl, dinamik, güncel ipuçları, önerileriyle:
twitter/mutfaginyildizi

Kurumsal bilgiler, Pakmaya’dan en yeni haberler ve ürünlerle:
pakmaya.com.tr

İnanın bu adresler çok işinize yarayacak.
Bize yazın, sorun, isteyin, katkı yapın. Daha iyisi için size her zaman açığız!
İletişimi hep sürdürelim...

Bir bumads advertorial içeriğidir.

9 Temmuz 2013 Salı

UMUT

Bir bebek geldi
Umudun yeşerdiği günlerdi
Biraz erkendi gelişi
O da kaçırmak istemedi belli
Ablalarını,ağabeylerini
Duyuyordu meydanlardan gelen seslerini
Kalamadı daha fazla
Attı dışarı kendini
Endişelendirdi,sevindirdi
Umuduyla geldi
Hayatı kundak gibi giyerek
Minicik elleri yumruk
Minicik gözleri neler görecek
Sözü var söyleyecek
Ve nefeslerce şarkıları
Daha bestelenmemiş
En insani duygu yükseldi
Umut geldi
Bir bebek

03-07-2013  Tahir ÖZCAN

7 Haziran 2013 Cuma

Bunlar Görmek İstediğimiz Hareketler

Son halkımızda on yıldır kendisini daha da hissettiren bir yabancılaşma söz konusuydu. Komşularımıza, eşimize, dostumuza, herkese yabancılaşıyorduk. Birinin bir yardıma ihtiyacı olsa dönüpte yardım eden sayısı bir elin parmaklarını geçmezdi. Ama bu olayda gördük ki bizi ne kadar yabancılaştırsalar da, biz birbirimiz için varını yoğunu HALA dökebilen bir milletiz. Bu fotoğrafları defalarca görmüşsünüzdür ama ben de yayınlamak istedim. Bu fotoğraflara bakarak gücümüzün artması ve provakatörlerin aradan çekilmesi dileğiyle.... Hep birlikte kardeşçe yaşamamız ümidiyle... 


Polis Gezi Parkını eylemlerine katılmak isteyen eylemciye böyle yardım etti.


Direnişçiler yara almış köpeğe yardım ettiler.


Gezi parkına açılan ücretsiz bakkal, her isteyen istediğini ihtiyacı kadar alabiliyor.


Gezi kütüphanesi, orada geçirdikleri vakitte fırsat buldukça okuyan eylemciler. Bu fotoğrafa sosyal medyada orantısız zeka benzetmesi yapılmış bence de çok yerinde bir benzetme.


Semiyan Midyat'ın katıldığı röportajda, röportaja katıldığı kanalı eleştirmesi benden alkış aldı.


İhsan Varol'un direniş için bir pilavcıyla pazarlık sahnesi de görülesi ve örnek alınası bir davranıştı. Ayrıca kanalında yaptığı yarışma da bir alkışı sonuna kadar hak ediyor bence.


Ve Seyyar Bakkal, bu da Gezi Parkındakine benzer bir market.

Gezi parkı görülmesi ve örnek alınması gereken resimler tabi ki bu kadarla sınırlı değil ama, bu resimler meselenin özünü aktarıyor bence. Birde görmek istemediğimiz insan manzaraları var ki bir çoğunu midem kaldırmıyor ve bu nedenle paylaşamıyorum. 

BİRBİRİMİZE TUTUNMUŞKEN BIRAKMAYALIM!


5 Haziran 2013 Çarşamba

Kim bilir hangi olaylardan bihaberiz...


Medya Neredesin: Gezi eylemlerinin 9. gününe girdiğimiz bu günde ancak yazabilme fırsatı buluyorum. Aslında kaç gündür yazıyorum ama blogdan değil, sosyal medyadan. Ben tam bir sosyal medya bağımlısı oldum, halbuki benim dinlenmem lazım, ayaklarım o kadar çok şişiyor ki sürekli oturduğum için ama ne yazık ki doğru dürüst haber alabildiğimiz bir mecra bulunmuyor. Ülkemdeki bunca karışıklığa rağmen, olayları gösteren 2 kanalın olması gerçekten bir çoğumuzu televizyonlardan iyice soğuttu sanırım. Medyanın yanlı olduğunu biliyorduk ama bu derece bir şey yokmuş gibi laylaylom programlar yapılması birçoğumuzu kızdırdı. Gerçekten o kadar boş geliyor ki, orada insanlar özgürlük için biber gazına maruz kalırken, diğerinin eşinin kaç bardağı kırabileceği, ya da elbisenin modaya uyumu... Yada penguenler...

Türkiyem'de haber kanalıyım diye geçinen kanallar var: İnsan en azından haber kanalı olduğunu iddia etikleri kanallardan bir kaç haber almak istiyor ama ne yazık ki bu da mümkün değil. Reyhanlı olaylarında da haber yasağı getirilmesi beni çok kızdırmıştı. Bu yapılan ise, daha beteri yasak yokken halkı hiçe saymaktır. İnsanların kanalların önüne yürümeleri  sonucunda artık tepkiye dayanamayarak televizyon kanallarının 3 gündür haber yapmaları ise, bana inandırıcı gelmiyor. Daha kim bilir neleri haber yapmıyorlar diye düşünmüyor musunuz sizde? Kim bilir belki de en kızdıklarımız arasındadır medyanın bu tavrı!

Gezi Parkı Halk'ın Özgürlük Simgesi


"Bir ağaç öldü, Bir millet uyandı..."

Devletin "ben yaptım oldu zihniyetiydi" belkide gezi parkı olaylarını bu noktaya getiren...Aslında halkımın bazı kesimi uzun zamandır kızıyordu bir şeylere, nelere mi bir kaç tanesini yazmaya çalışayım.

-Milletim, ölen şehitlerine kan ağlıyordu, devlet şehitlere kelle dedi,
-"Çiftçinin hali ne olacak, anamız ağladı" diyen çiftçiye ananı da al git dendi,
-Tüm karşı çıkmalara rağmen, Samsun'da hiç bir Dünya ülkesinin ülke sınırlarında istemediği nükleer santral için Japonlarla anlaşma imzalandı.
-Bizim paramızla tüm ilk okul mezunu öğrencilere tablet, bisiklet dağıttı.(Borcu sırtımıza yüklendi, dış borç malum)
-Milli bayramlarda, devlet büyükleri soluğu yurt dışı gezilerinde aldı,
-Reyhanlı olaylarında halkın haber alma özgürlüğü kısıtlandı, Başbakan, ülkedeki o karışıklığa rağmen Reyhanlı yerine ABD'ye gitmeyi tercih etti.
-4+4+4 sistemini zorla getirdin, okullarda bir sürü karmaşa çıktı (küçük büyük yan yana) üstelik bunu yeterli okulun ve öğretmenin var mı diye araştırmadan yaptın,
-Gezi parkı olaylarında alkol içen herkese alkolik damgası vurdu ki, iftira dinimizce günahtır.
-Gezi parkında direnen herkesi, çapulcu yaptı.
-Atama alkolik dedi,
-Hiç bir konuşmasında üslup bilmedi, kendine oy vermeyenler dışındakilere saygı duymadan aşağıladı  ve söylediklerini hiçe saydı.
- Esad'a ve Kaddafi'ye "kendi halkına zulmeden iktidar, meşrutiyetini yitirmiştir." dedi, kendi eziyet etti,
- Polis tarafından orantısız güç kullanılmasına göz yumdu. (İyi yürekli polisleri, vicdanları acıyan polisler için sözüm meclisten dışarı)
- Başbakan, kendi şeçmenlerini zorla evde tuttuğunu söyleyerek, halkın ötekileşmesine ve düşmanlaşmasına çanak tuttu.

Bu liste uzar gider... kısaca söylemek istediğim Gezi parkı direnişi sırasında, orada sadece halk vardı. Benim halkım gerçekten direnen kısım devlet malına zarar vermediğini veya isteyerek zarar vermediğini, sabah çöpleri toplayarak gösterdi. Ben inanıyorum ki, bu eylemler boşa gitmez ve vatanım topraklarında özgür ve barış dolu günler bizi bekler. Güzel ülkem bunu sonuna kadar hak ediyor. 


Şiddet kullanlara John Lennon'un çok güzel bir sözü var;

İşler şiddet kullanma durumuna getirilince,oyunu sistemin kurallarına göre oynamaya başlarsınız.Egemen güçler sizi kavgaya sürüklemek için sizi sinir ederler rahatsız eder,sakalınızı çeker,yüzünüze fiskeler atar ki sizi kavgaya sürüklesin.Çünkü bir kere sizi vahşileştirmeyi başarırsa, o zaman sizi nasıl yöneteceklerini iyi bilirler. İdare etmeyi bilmedikleri tek şey ise,şiddetsizlik (pasif direniş) ve mizahtır.

Son olarak iki soru sormak istiyorum:

- Daha AVM mi, müze mi, cami mi yapacağına karar vermediği bir alanın neden yıkmaya kalktınız?

-Gezi parkındaki kalabalığı dağıtmak için harcadığın çabayı, dağdaki teröristi temizlemek heden harcamadın!

Mihraç Kandiliniz Mübarek Olsun...


Mihraç Kandiliniz mübarek olsun. Mihraç Kandilinin ülkemize, halkımıza, barış ve özgürlük getirmesini dilerim.

14 Mayıs 2013 Salı

Dan Brown'un Yeni Kitabı Çıktı


Dan Brown'un yeni kitabı Cehennem bugün itibariyleTürkiyede satışa sunuldu. Dan Brown'un Dijital Kale hariç tüm kitaplarını okumuş biri olarak bu kitabı da listeme aldım bile. Kitabın en çok ilgimi çeken kısımı ise ilk 150 sayfasının Türkiyede geçiyor olması. Bakalım Dan Brown Türkiyeyi nasıl tasvir etmiş. 

İLK BÖLÜM İÇİN: Altın Kitaplar etiketiyle yayınlanacak kitabın ilk bölümü, www.altinkitaplar.com.tr adresinden, Altın Kitapların facebook ve twitter sayfasından verilecek linkler aracılıyla bugünden itibaren e- kitap olarak indirip okuyabilecek.

12 Mayıs 2013 Pazar

Annelerimize her gün anneler günü olsun:)


Her şey ilk kalp atışının duyulmasıyla başlar... Annelik duygusu bir yerlerden gelir yerleşir insanın içine... Hem de öyle bir yerleşir ki her şeyden herkesten korumak ister insan yavrusunu.. Anne bebeğini beklerken, midesi bulanır, başı döner, halsiz kalır, ayakları şişer, vücudu hantallaşır v.b. ama yavrusun karnındaki ufacık bir hareketi, bir anda unutturur her şeyi...

Bu yıl bir değişiklik oldu hayatımda ilk kez anneler gününü ben de kutlayacağım bir anne olarak. 11 hafta sonra kavuşmayı bekliyoruz kısmetse , tabi daha erken de erken olabilir, her şeyin hayırlısı :) 

..ve şimdi annemi ve tüm anneleri daha iyi anlıyorum. Tüm annelerin ve potansiyel annelerin anneler gününü kutluyorum. Annelerimizin kıymetini hep bilebilmek dileğiyle...

2 Mayıs 2013 Perşembe

Çocukken oynadığımız oyunlar


Çocukken  oynadığımız oyunların bir çoğundan büyüdükçe aynı keyfi alamaz oluyoruz. Oysaki çocukken bitmez tükenmez bir şevkle oynardık her birimiz. Biri biter diğerine başlardık. Yorulup sıkılmadan oynar, oynar, oynardık... Akşam eve dönünce de yorgunluktan koltuğun kenarında uyur kalırdık. Kendi adıma çocukluğumun en güzel taraflarından biride her şeyi oyuna çevirebilmekti herhalde. Dersleri, yemek yemeği, banyoya girme vakitlerini hatta odayı toplama görevini bile oyun gibi oynardım. Benim için en çekilmezi yemek yemekti, zira yemek yemeyi pek seven bir çocuk değildim ve annemde bir peynir reklamındaki anne gözüyle yemek koyan anne gibi bir anneydi. (hala da öyle ama artık ben kendi yemeğimi kendim koyuyorum) Hal böyle olunca benim için yemek yemek bazen işkenceye dönüşebiliyordu.

Bu konu nereden çıktı derseniz Sevgili Bahar beni mimlemiş.Konumuz çocukluğumuzda severek oynadığımız oyunlar.

Yukarıda da yazdığım gibi ben tüm oyunları çok severdim, saklambaç, yakan top, kutu kutu pense, menekşe mendilin düşe, istop, evcilik, hatta erkek okuyucular bilir 9 aylık, gol atan kaleye gibi oyunları bile zevkle oynamışımdır. Kimleri mimliyorum dersek, bu güzel mimi cevaplamak isteyen herkesi mimliyorum.

29 Nisan 2013 Pazartesi

Çalkala Ayranı Gündem Değişsin!


Bir milli içecek konusudur aldı gidiyor, bu konuda bende yazmak istedim. Milli içecek konusu nereden çıktı durup dururken, milli içeceğimiz ha su olmuş, ha çay olmuş, ha ayran ve yahut rakı! ne fark eder ki... Bunca yıl milli içeceğimiz belli değilken yaşayamıyormuyduk ki, neden böyle gereksiz bir açıklama yapılması gereği hissedildi. Yıllardır milli içeceğimiz AYRAN değilken bir arayış içerisindemiydik de haberimiz mi yoktu. Türkiyenin gündeminden bu kadar çok önemli konu varken milli içeceğimizin ne olduğuna takılmak GÜNDEM değiştirmekten başka nedir ki? 

16 Nisan 2013 Salı

Tıkla İndir, Tıkla Getirt!


26 ilde 128 mağazası ile sektöründe lider olan D&R, dr.com.tr ile kültür, sanat ve eğlence dünyasını bir tıkla evinize getiriyor. Reklam filmiyle online sipariş hizmetini duyuran D&R, kültür, sanat ve eğlenceye kısa yoldan ulaşmak isteyenler için internet sitesini yenilenen tasarımıyla hizmete sundu. Kitap, film, müzik, elektronik, oyun&konsol, dergi, kırtasiye, hobi&oyuncak, kişisel ürünler ve e-kitap kategorilerinde yer alan binlerce ürünü sipariş edebilme olanağı sunan D&R, teknolojinin sunduğu olanakları en iyi şekilde kullanarak müşterileriyle buluşturuyor.

İnternet sitesi dışında tablet ve akıllı telefonlar için tasarlanan mobil uygulamalarla tüm platformlarda hizmet veren dr.com.tr, hızlı ve kolay bir alışveriş imkanı sunuyor.

Ayrıca D&R ve DMC’nin işbirliğiyle yayın hayatına başlayan yasal internet müzik platformu "MUSICCLUB" ile 200.000 adet yerli şarkı ve binlerce albüm indirilebiliyor.

Kültür, sanat ve eğlencede zengin ürün çeşidine ulaşmak için siz de dr.com.tr’ye girin, tıklayıp indirin, tıklayıp getirtin.



Bir bumads advertorial içeriğidir.

12 Nisan 2013 Cuma

Yokum Çünkü

Uzun zamandır bir şeyler paylaşamadım, sizleride ziyaret edemiyorum. Evim tadilatta ve ustalar gelmeyi sürekli erteliyor. En kısa zamanda döneceğim. Sevgiler.

Tabletteki Hürriyet değil, tablete özel Hürriyet


Hürriyet, Türkiye’nin en çok okunan gazete uygulaması Hürriyet E-Gazete’den sonra Hürriyet Tablet uygulamasını da hayata geçirdi. “Tabletteki Hürriyet değil, tablete özel Hürriyet” sloganıyla tanıtılan ve Apple Store’da 1 numaraya yerleşen bu yeni uygulama kullanıcılar tarafından oldukça beğeniliyor.

2011 yılının Mart ayında hayata geçirilen Hürriyet E-gazete uygulaması bugün, Türkiye’nin en çok okunan tablet gazetesi olmayı başarmış durumda. Toplamda ücret ödeyen abone sayısı 16 bine ulaşarak, ücretsiz rakiplerinin ulaştığı rakamları geride bırakırken; Hürriyet okurları, E-Gazete uygulamasını günlük 50 bin, haftalık 350 bin kez ziyaret ediyor.

Tablet okurunun beklentisinin farklılaşması ve ilgi alanlarının değişmesiyle, okurlar artık okuduğu haberin videosunu da izlemek, farklı spor dalları hakkında analizler okumak, dünyadan ilginç fotoğraflar görmek, içeriği 'parmağının ucunda' hissetmek istiyor. Hürriyet Tablet uygulaması tam da bu beklenti ve ihtiyacı karşılamaya yönelik hazırlanmış bir uygulama.

Bir haftadır Apple Store’da en çok indirilen uygulamalar arasında 1 numarada yer alan Hürriyet Tablet’te, Manşet, Güncel, Ekonomi, Spor, Kelebek, Seyahat bölümlerinin yanı sıra Cumartesi ve Pazar eklerinin bambaşka yorumları yer alıyor. Günün videosu ve foto galeriler oldukça beğenilirken, HTML5 tabanlı bir uygulama olduğu için reklamverenler için de oldukça cazip.

Tablet bilgisayarların tüm olanaklarını kullanan yeni Hürriyet Tablet uygulaması, App Store ve Android Market’te, ücretsiz.


Bir bumads advertorial içeriğidir.

28 Mart 2013 Perşembe

J.K. Rowling'den Boş Koltuk


J.K. Rowling'den Boş Koltuk'u yaklaşık altı aydır bekliyorum. Sonunda çıkmış bugün kitapçılarda gördüm, liste fiyatı 32 TL idi. Bana biraz pahalı geldi. Artık kitapyurdu, hepsi burada veya başka bir yerden daha uyguna alma yoluna gideceğim. Okumak için sabırsızlanıyorum, bakalım Harry Potter serisinden elde ettiği başarıyı devam ettirebilecek mi ne dersiniz?

Tanıtım Bültenin'den;
"Barry Fairbrother kırklı yaşlarının başında beklenmedik bir şekilde hayata gözlerini yumar. Bu ani ölüm yaşadığı kasabanın halkı için büyük bir şok olacaktır. 

Arnavutkaldırımlı meydanı ve eski kilisesiyle Pagford, sıradan bir İngiliz kırsalı gibi görünse de bu tatlı görüntüsünün ardında bir savaş sürmektedir. Zenginler fakirlerle, gençler ebeveynleriyle, kadınlar kocalarıyla, öğretmenler öğrencileriyle sürekli bir çatışma halindedir. 

Pagford kesinlikle göründüğü gibi bir yer değildir. Belediye Meclisinde Barryden boşalan koltuk, kasabanın görüp göreceği en büyük savaşın tetikleyicisi olacaktır. Türlü düzenbazlıklar ve hırsla süren, herkesin birbirinin foyasını ortaya çıkaracağı seçim savaşında zafer kimin olacaktır?"

22 Mart 2013 Cuma

Film ve Film


Victor Hugo'nun Sefiller adlı romanı, müzikal olarak filme çevrildi. Zira müzikal olarak çekildiği için, çok merak ettiğim bir filmdi ve vakit kaybetmeden izlemek istedim. Müzikal filmlere alışık olmadığım için, filmin ilk yarım saati alışma devresiyle geçti diyebilirim. Fakat ben sevdim, herkes sevmeyebilir çünkü alıştığımız tarzın dışında bir film. Mesela sevmeyenler arasında eşimde var:) Kısacası izlemediyseniz, klasik bir romandan uyarlanmış Sefiller'in müzikal haline bir şans verin derim. Seversiniz, sevmezsiniz bilemem ama en azından farklı bir film tarzı seyretmiş olursunuz:)


Bu hafta içinde izlediğim diğer film ise, Hitchcock. Bu film ise, Alfred Hitchcock Psycho/Sapık filminin çekimi dönemini ve eşi ilen olan ilişkilerini anlatır. Film,  Stephen Rebello’nun “Alfred Hitchcock and the Making of Psycho” kitabından sinemaya uyarlanmıştır. Hitchcock'u değerli usta Anthony Hopkins canlandırıyor. Filmi genel olarak sevdim ama tek sevmediğim İngiliz aksanının kullanılmış olaması. İngiltere doğumlu olan yönetmen içinde, Amerikan aksanı kullanılması hoş olmazdı zaten. Yani anlayacağınız üzere bu aksan meselesi benimle alakalı bir durumdur. Alfred Hitchcock hayranları  izlesinler kaçırmasınlar derim.

16 Mart 2013 Cumartesi

Ufak dokunuşlarla hayat daha güzel


Bitmiş boya kutuları nasılda şık bir saksıya dönüşmüş.


Kim demiş ki dar mekanlarda yaşayanlar evinde bilardo oynayamaz diye;)


Bu minik tavşanlar yaptığınız kurabiyelerin lezzetine lezzet katar mı dersiniz?

NOT:Tüm bu fotoğraflar internette dolaşırken bilgisayarıma kaydettiğim anonim resimlerdir.


15 Mart 2013 Cuma

Duyguların Rengi: Hafta Sonu Film Önerisi



Geçen sene izlediğim bu filmi, izlemeyenler için önermek istedim. İlk başlarda konuya hemen giremeseniz de film sizi öyle bir sarmalıyor ki iyi ki izlemişim diyorsunuz. Bilindik bir konuyu olmasına rağmen,çok sıcak duygularla işlenmiş bu film sizi içine çekiyor, yer yer hüzünlendirirken yer yer de güldürüyor.

 1960'larda Jackson, Mississippi'de geçen "Yardımcı", siyahi insanların çektikleri eziyetleri farklı bir bakış açısı ile gözler önüne seren bir film. Üç yardımcının yaşadıkları dramı, çalışma şartlarını ve hayat mücadelelerini kitaba aktarmak isteyen beyaz bir kadının, üç siyahi hanımla farklı dostluk hikayelerini konu alan bir film. Octavia Spencer The Help'deki oyunculuğu ile 2012 Occar en iyi kadın yardımcı ödülünü almaya hak kazanmıştır.

Eğer izlemediyseniz, Duyguların Rengi,  hafta sonu için güzel bir film alternatifi olması dileğiyle iyi seyirler.

14 Mart 2013 Perşembe

Nokta 90


Hepimiz bu .90 aldatmacasını artık biliyoruz, ama yinede 10 kuruşlarımızın geri verilmeyeceğini bile bile bu aldatmacanın içerisinde yaşayıp gidiyoruz. Aslında çok büyük bir para değil ama yıllık olarak tüm alışverişlerimizin sonundaki 10 kuruşları hesapladığınızda ciddi bir rakam elde ediyoruz. Ben bu karmaşadan kurtulmak için hemen hemen her şeyi banka kartı veya kredi kartıyla ödemeye başladım. Önceleri bende pek önemsemiyordum ama başıma gelen iki olay beni böyle davranmaya itti.

OLAY 1: Bir gün bilgisayar satan herkesçe de bilinen bir mağazadan bir şey almıştım, 10.60 kuruş tuttu. Kız benden 11TL aldı! Neymiş bozuğu yokmuş, bende  böyle durumlarda aşağı yuvarlanır dedim, biraz cırcır ettim ama çok da uzatmak istemedim, tabi ki paramı da geri alamadım.

OLAY 2: Özel bir hastanedeyiz, annem muayene olacak 19 TL olan ücreti bozuğumuz olmadığı için 20 TL olarak ödedik, görevli kızlar da bozuğu olmadığını ve birazdan para üstünü vereceklerini söyledi. Doktorda ameliyatta olduğu için muayeneye geçikti, o sırada bende oradaki kızlara bakıyorum. Yaklaşık bir saat bekledik ve bu sürede kimseye para üstü vermediklerini fark ettim. Bide üstüne üstlük bu ay kasa fazlasıyla şunu alacağım, bunu alacağım diye konuşmaya başlamazlar mı! Direk tepem attı, gittim 1 TL İstedim, vermediler. İş inada bindi yine istedim yine vermediler! bende hastane yönetimine şikayet dilekçemi yazdım, kızlara da verdim veriştirdim. Ne hikmetse hemen o para bozuldu ve bana iade edildi. 

Maksat 1TL, 40 kuruş değil, bunlar çok büyük paralar değil, ama bazı durumlarda kandırılmış gibi hissetmek insanı kızdırıyor. İşte Sinek ufak ama mide bulandırıyor. Birde sürekli ertelediğimiz bir kitap, bir CD veya herhangi bir şeylerimiz vardır(şimdi o parayı oraya vermeyeyim dediğimiz). Her alışverişten sonra kumbaranıza atın bir 1 kuruş. Yıl sonunda da arzu ettiğiniz küçük bir şey sizin olsun. Ne dersiniz güzel olmaz mı;)

8 Mart 2013 Cuma

Bi daa yapmıcam diyene kadar


8 Mart Dünya Kadınlar Günümüz kutlu olsun. Dilerim bu sene bu dilek sözde kalmasın ve bir gün değil her gün eli öpülesi analarımızın, potansiyel annelerimizin, bacılarımızın, kardeşlerimizin ve bizlere destek olan eşlerimizin günü olsun. Aslında herşey birbirine saygı duymaktan ibaret, çocuk yüreği kadar temiz yüreklere ihtiyacımız var bu ülkede. 

Haftanın Sözü #3

Haftanın sözü bu sefer haftanın sonuna denk geldi ama okuyunca paylaşmak istedim. Yani yine her şey insanın kendisinde bitiyor:)

Görsel: Facebook İz Bırakan Cümleler

7 Mart 2013 Perşembe

İyilik edeyim derken...


Facebookta, Email, twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinden paylaşılan yardım kampanyaları, duyurular, sınav bilgileri, v.b paylaşımların doğruluğundan emin olmadan paylaşmak bazen yanlışlıklara sebep olabiliyor. Mesela;

Geçen gün  Daruşşafaka'nın sınavını içeren bir paylaşım gördüm ama sınav tarihi 2012'den bahsediyordu. 2012'de 27 Mayısta olacak sınav 2013'te 2 Haziranda yapılacaktı. 

Geçen sene de kulağı duymayan ve durumu olmayan hastalar için, bir hastanenin yardım kampayasının olduğunu belirten bir paylaşım görmüştüm. İnternete girip bir doğruluğunu teyit etmek istedim. Yalanmış haber ve durumu olmayan bir çok insan başka şehirlerden İstanbula geliyormuş bu sebeple. Düşünebiliyomusunuz iyilik yapayım derken bir de insanları masrafa sokabiliyoruz.

İyilik niyetiyle paylaştığımız bu paylaşımlar, zaman zaman iyilik yerine kötülük getirebiliyor ya da bilgi kirliliği oluşturabiliyor. Bunun gibi nice paylaşımlar var, bunlar sadece benim gözüme takılan bir kaçı. En iyisi bu tip paylaşımları yapmadan önce bir doğruluğunu araştırıp öyle paylaşalım, sanırım böylelikle daha faydalı olacağız.

NIVEA yürekleri ağza getiren bir şakayla yeni Stress Protect deodorantı tanıttı

Havaalanında yaşanabilecek en büyük terslik veya en korkutucu deneyim ne olabilir dersiniz? Uçağınızı kaçırmak mı, bavulunuzu kaybetmek mi yoksa hava koşullarından dolayı günlerce havaalanında kalmak mı?

NIVEA, yolcular üzerinde uyguladığı Stres Testi’yle, onlara soğuk terler döktürmüş ve yeni Stress Protect deodorant için eğlenceli bir viral reklam hazırlamış. Videoyu izleyenler, en stresli deneyimlerini #StresTesti etiketiyle Twitter’da paylaşmaya başlamış bile.


Şubat ayında dünya çapında 5 milyondan fazla izlenme ile en çok paylaşılan viral videolardan olan Stres Testi, NIVEA’nın yeni ürünü Stress Protect deodorantı tanıtıyor. Videoda, farklı insanlar havaalanında uçaklarının kalkmasını beklerken, bir anda tehlikeli bir kaçak olarak arandıklarını öğreniyorlar ve ne yapacaklarını şaşırıyorlar.

Günlük hayatımızda karşılaşabileceğimiz heyecan, korku, stres gibi duygu değişimlerinin neden olduğu terleme ile yeni NIVEA Stress Protect deodorantın ne kadar iyi başa çıktığını, esprili bir dil ile anlatan videoyu izleyince, soğuk terlere karşı önlem almanın önemini kesinlikle hissedeceksiniz.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

4 Mart 2013 Pazartesi

Timothy Green'in Sıradışı Yaşamı


Kurşun kalem üretimiyle geçinen küçük bir kasabada yaşayan Green çiftinin, çok istemelerine rağmen, bir türlü çocukları olmamaktadır. Çift, ümitsizliğe düştükleri bir günde, sahip olmak istedikleri bebekle ilgili tüm dileklerini yazıp bir kutuya koyarlar ve arka bahçelerine gömeler. O akşam bir mucize olur ve evlerinde Timothy isimli bir çocuk belirir. Timothy, bu güzel çiftin yaşamını sonsuza değin değiştirecektir.

Hafta sonu film keyfimize bu hafta "Timothy Green'in Sıradışı Yaşamı" eşlik etti. Sıra dışı konusu ve sıcacık hikayesiyle iyi ki seyretmişiz dediğimiz filmlerden. Yalın ama enteresan senaryosuyla, yormadan seyrettiren, izlerken dinlendiren filmlerden. Umarım siz de izlerken keyif alırsınız.

Biraz benden

Güzel bir iletişim yakaladığıma inandığım blok arkadaşım Bahar mimlemiş beni. İşte cevaplarım;


1- En son kime yalan söyledin? Neden? 
Ben pek yalan söylemem, söylesem de bu konuda bir mecburiyetim vardır(birine zarar gelmesin diye söylemek durumundayımdır). Ama en son kime yalan söyledim inanın hatırlamıyorum.

2- Biz okumuyoruz farz et, kendine bir itirafta bulun. 
Kendime itiraf edemediğim bir şey yok diye düşünüyorum ama bilinç altı bu benim de bilmediğim itiraflarım olabilir:))

3- En son severek okuduğunuz kitap hangisi? 
Buket Uzuner, İki Yeşil Su Samuru

4- Şuan istediğin işi mi yapıyorsun? 
Şu an istediğim işi yapmıyorum, zira kendi istediğim gibi bir iş bulamadığım için bu aralar evdeyim.

5- Öleceğini bilsen ömrünün son zamanlarını nerede, kimle geçirmek isterdin?
Beni koşulsuz seven ailemle, Fethiyede.

6- Favori şarkıcın ve şarkısı?
Bu aralar yok desem. Ama genel olarak keman sesini çok severim Farid Farjad'ın eserleri ruhumu dinlendirir.

7- Her bölümünü heyecanla takip ettiğin bir dizin var mı? 
Homeland, Breaking Bad ve Game of Thrones gayet güzel ve heyecanlı gidiyor ama hepsi tatilde şuan:)

8- Keşke..?
Keşke keşkeler olmasa desem çok mu ironik olur. (Tabi ki benim de Dünya barışı, kimsenin açlıktan ölmemesi, doğanın katledilmemesi gibi dileklerim var)

9- Kötü alışkanlıkların var mı?
Abur cubur çok seviyorum. 

10- Sence ideal eş nasıl olmalı? 
Benim eşim gibi olmalı.

Kimi mimliyorum; Bende cevaplamak istiyorum diyen herkesi.

28 Şubat 2013 Perşembe

Gözlerin Işıltısı Önemli Olan

Üstünlük hissi belki insanı güçlü kılıyor, yada öyleymiş gibi hissettirerek insanın kendisini kandırmasına sebep oluyor. Nedense toplum içerisinde bazı insanlar, statülerinin, ekonomik gücünün yada aileden gelen otoritenin kurbanı olarak kendini başkalarından yukarıda görme cesareti gösteriyor. Bu durum aslında kişiye üstünlükten çok pranga takıyor. Sürekli kendilerini birileriyle kıyaslama ihtiyacı doğuyor. Bu esnada yaşamın o güzel dakikaları ellerinden kayıp gidiyor ve hepimiz biliyoruz ki, zaman geri gelmiyor.


Geçen sene güzide tatil bölgelerimizden birinde yaşayan emekli bir çiftin,  sürekli kendilerini herkesten üstün gördüklerine ve kimseyi beğenmeyip herkese mana bulduklarına şahit oldum. Bu işle o kadar meşguller ki, kendi hayatlarında olan güzellikleri göremiyor ve hatta gözden kaçırıyorlardı. Bir gün bu çifte süt getiren başka bir çiftin arkasından konuştuklarına şahit oldum. 

Kadın:"Yazık görüyor musun, bak bu çocuk da hep bu tişörtü giyiyor, başka giyecek bir şeyi yok herhalde."
Erkek:"Sanırım geçen sene de bu tişörtü giyiyordu."
Kadın:"Bunun da karısı da pek çirkin"
Erkek: "O da kendine onu bulmuş canım ne yapalım herkes kendine göre"

Ben bu noktada lafa girdim ve dedim ki: "Siz onların gözündeki hayat neşesini gördünüz mü? Kimde var onun neşesi siz de mi ben de mi?"

Şöyle bir durdular, sonra "işte ne yapsın onlarda şartlarına göre davranıyorlar" dediler.

Diyeceğim şudur ki: Hayatta ne olursa olsun, neşesini kaybetmeyen insanlar her zaman mutludurlar. Kimse kimseden üstün değildir, sadece kimilerine hayat daha insaflı davranmıştır. Ve güzellik, insanın gözlerindeki ışıltıdır. Son olarak da para ile imanın kimde olduğu belli olmaz:))


27 Şubat 2013 Çarşamba

Film Önerisi: Hayat Avcısı


Amerikalı Nicholas Barclay, 1997’de 16 yaşındayken kaybolmuş ve üç yıl sonra ise İspanya'dan ailesine geri dönmüştür. Bu üç yıl içerisinde Nicholas Barclay'de bir takım değişiklikler olmuştur. Nicholas'ın İngilizcesinde belirgin bir Fransız aksanı gözlenirken, göz rengi de maviden kahve rengine dönmüştür. Bu üç yıl içerisinde Nicholas Barclay'e ne olmuştur?

Belgesel tadında çekilmiş bu yaşam hikayesinde  gerçek görüntülere ve ropörtajlara yer verilmiş. İzlerken  merak duygusu uyandırmasının yanı sıra, filmin sonunda da çok farklı bir gerçek sizler bekliyor. Gerçekten farklı bir yapım olmuş, tek eleştirim belgesel tadında değil de, hikayeleştirilerek film tadında çekilseymiş izlemeye doyum olmazmış. İyi Seyirler

25 Şubat 2013 Pazartesi

Mim:Hangi Şekilde Kitap Okursunuz?

Mim:Hangi Şekilde Kitap Okursunuz?


Tabi ki Dünyada kitap okuyorum, ama bu karikatürümsü resim çok hoşuma gitti sizinle de paylaşmak istedim. Sevgili Bahar mimlemişti beni çok uzun süre sonunda ancak yapabildim, konu kitap olunca yapmadan da geçme olmazdı di mi ama:))

Ben bir çok şekilde kitap okuyorum ve çeşitli değişkenler benim kitap okuma şeklimi etkiliyor. Mesela;


Mevsim: Yazın en çok deniz kenarında yada havuz başında kitap okumayı severken, baharda çok sevdiğim balkonumda veya gittiğim açık hava bir mekanda kitap okumayı çok severim. Kışınsa evin en sıcak mekanları daima benimdir:)


Gece/Gündüz: Gece en ok uyumadan önce yatağımda kitap okumayı severim ama sevmediğim bir film yada dizi izlemek durumundaysam koltukta otururken kitap okumak benim en sevdiğim durumdur. Gündüz ise genelde salonda kitap okumayı severim.

Yolculuk esnasında: Yolculuk esnasında da kitap okumak en büyük zevklerim arasında yer almasına rağmen eğer otobüs yolculuğundaysam ve yol bozuksa asla kitap okuyamam, ama yol kaymak gibiyse kitap bitme durumuna yaklaşır.

Reklam aralarında: Aslında çok televizyon seyreden biri değilim ama reklam aralarını veya film seyrederken verdiğimiz araları da mutlaka kitap okuyarak değerlendirmeyi seven biriyim. Hatta kitap çok akıcıysa bazen film araları benim yüzümden uzayabiliyor.

Uzun bekleyeceğim mekanlarda: Hastane, banka gibi uzun süre bekleyeceğim zamanlarda mutlaka yanımda bir kitap götürürüm ki canım sıkılmasın:)

Genel olarak yatarak ve oturarak kitap okurum, benim için uzanarak kitap okuman uykumun gelmesine bir etken değildir:) Kısacası havada karada denizde seviyorum kitap okumayı:)

Kimleri mimliyorum:.bu mimi yapmamış olan ve yapmak isteyen herkesi:)

Bedük'ten Parti gibi Klip


Bedük yeni albümü Overload'un ilk klibini hareketli şarkısı Beatfreak için çekti. Adı gibi hareketli görüntülerden oluşan klip yayınlandığı andan itibaren büyük ilgi topladı.

Her şarkısıyla kendi alanında ilklerin öncüsü olan elektronik dans müziğinin Türkiye'deki en özgün temsilcisi Bedük, yeni albümünün ilk klibini BeatFreak isimli şarkısına çekti. Klibin yönetmenliğini çektiği parti ve gece hayatı fotoğraflarıyla ünü kulaktan kulağa yayılan Tchane Okuyan üstlendi.


Üç günde pek çok farklı mekanda çekilen klipteki görüntülerin bir kısmı Bedük'ün geçtiğimiz haftalarda İndigo'da gerçekleştirilen konserinden alındı. Konserde spontane bir şekilde izleyicilere "hadi klip çekiyoruz" diyip kendini seyircilerin arasına atan Bedük, hayranlarıyla birlikte eğlenceli görüntülere imza attı.

Beatfreak şarkısının adına yakışan video klibindeki diğer görüntüler ise Türkiye'nin en iyi dansçı ve koreograflarından Uğur Yıldıran'ın sahibi olduğu Hasköy'deki Acaip İşler Müdürlüğü'nde çekildi. Bedük, şarkı söylediği bölümlerde de lazerle özel ışık tasarımının kullanıldığı klibi için "Klip tam anlamıyla şarkıyı izleyicilere aksettirmek ve benim konserime geldiklerinde yaşayacakları eğlenceyi birebir yansıtabilmek için tasarlandı. Biz çekimlerde çok eğlendik, umarım seyredenler de eğlenirler" dedi.

Konserleri:
7 Mart Ankara Jolly Joker Ankara
9 Mart Kayseri Hilton Otel
22 Mart Konya Rixos Otel

http://www.biletix.com/etkinlik-grup/47511461/TURKIYE/tr

www.facebook.com/beduk
www.twitter.com/beduk
http://instagram.com/beduk
https://soundcloud.com/beduk

Bir bumads advertorial içeriğidir.

11 Şubat 2013 Pazartesi

Haftanın Sözü #2


Hareket etmezsen zincirlerini fark edemezsin.
Lev Tolstoy

Bu yakınlarda bu sözü çok da iyi anlamamıza sebep veren olaylar oldu. İnsan günlük rutininde kaybolmuş yaşarken bazı durumların farkına varmadan zincirlere vurulmuş bir şekilde, zincirlerin el verdiği ölçüde hareket sahasında yaşamına devam ediyor. Taa ki bir gün karşısına hareket sınırları dışında bir imkana sunulduğunda, cesaret edipte o imkana doğru bir adım atarsa zincirlerini o zaman fark ediyor. Ne dersiniz, sizce de arada bir günlük rutinden çıkıp, silkelenmekte fayda yok mu?

8 Şubat 2013 Cuma

Yeni Dizi Tanıtımı: Following




9 yıl önce FBI dedektifi olan Ryan Hardy ünlü seri katil JOE CARROLL'ı yakalamış ve Carroll'u herkesten iyi tanımaktadır.






Joe Carroll edebiyat öğretmenliği yaptığı dönemde Virginia Üniversitesi'nin kampüsünde 14 kız öğrenciyi öldürmüş çok zeki bir seri katildir.




Carroll'un eski eşi Claire, ve oğlu Joey,





ve yeni FBI ajanı,












9 yıl önce olmuş bir olayın günümüzle ne ilgisi var derseniz, Joe Carroll hapishaneden kaçar ve artık olay daha farklı bir yere varmıştır. Zeki seri katilmiz,seri katiler arası bir bağ oluşturur ve kovalamaca başlar. Henüz 3 bölümü yayınlanan dizinin ilgi çekici bir hikayesi var. Ben şimdilik beğendim, sizlerde izlerseniz, fikirlerinizi benimle paylaşmanızı dilerim.



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...