Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Şubat, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Sorular ve Cevaplar

Aslında 3 Mim , 1 Ödül yazacaktım bugün ama sevgili Deep geri almış ödülleri mimleri :)) Sevgili huyumkurusun ve deep beni mimlemişler teşekkür ederim
Gün içerisinde eğer gerçekleşirse şok geçireceğin şey:Aramadığım halde iş bulursam çok şaşırırım:)Gördüğün zaman eğer almazsan uyuyamam dediğin şey: Öyle bir takıntım yok:)Uğruna diyetini bir kalemde bozduğun şey:Diyet mi o da ne? Herşeyle bozarım ben, bugün başlarım yarın biter:)Uğurun var mı?Uğurlu sayım 8.Kendine en yakıştırdığın renk: Ben her rengi seviyorum, adım üstünde HerBiRenkEn sevdiğin takın: Yüzüğüm ve incilerim.Takıntın: Çok ince fikirliyim.Ben bu şarkıyı duyunca şakırım: BİLMEM Kİ NE DESEM:) Moduma göre değişir.Solunda ne var? Köşe yastığı
Mimleneler: Denizkabuğu, iincebellibardak ve zumbi.

Mantarlı Hamsi Buğlama

Hafta sonu balık buğlama yapalım dedik, ama içine de alternatif bir şeyler katalım istedik. Sonuç muhteşem oldu. Suyunu da ekmekle yemenizi tavsiye ederim. 
Malzemeler: (3 kişilik)

Yarım kilo hamsi,
1 adet limon,
1 adet domates,
1 adet yeşil biber,
5 adet orta boy mantar,
1 yemek kaşığı salça,
yarım çay bardağı  sıcak su,
1 buçuk çay kaşığı tuz,
1 çay kaşığı karabiber,
yarım çay kaşığı pul biber,
1 tatlı kaşığı tereyağ,

Yapılışı:


Balıkların kılçıkları ayıklanır ve iyice yıkanır. Mantarlar soyulur ve yıkanır. Biber, soğan ve mantarlar ince ince dilimlenir. Domates ve limon kuşbaşı iriliğinde halinde doğranır. Bir borcam/tepsinin altı sıvı yağ ile yağlanır. Balıklar 1 kat dizilir. Üzerine doğramış olduğumuz, biber, soğan, domates, limon ve mantarların yarısı serpilir. Üzerine bir kat balık daha dizilir ve kalan malzemeler üzerine serpilir. Bir kaseye salça, karabiber, tuz, pul biber ve sıcak su koyulur ve karıştırılır. Karışım balıkların üzerine eşit şekilde dökülür ve fırına verilir. 200 …

Gülümseten Ödül

Sevgili deep  DERİNLİK SADELİKTİRblogunun sahibi, blogumuzu gülümseten bir ödül ile ödüllendirmiş. Hayatın tüm renklerini barındıran bu ödül için kendisine teşekkür ederiz. Şu karmakarışık Dünyada biraz da yüzünüzü güldürebiliyorsak ne mutlu bizlere:))
Bu ödülde benden; Serhat, Aynadaki Aksim, ballılokmam,huyumkurusun, francesca mckennitt, ARYA IN NEVERLAND, Kırmızıbemuvattalisbloglarına gitsin:)

Misfits

İşledikleri suçlar nedeniyle, Sosyal Hizmetler bünyesinde çalışan bir grup uyum sorunu çeken genç, Bir gün bir fırtınaya yakalanırlarsa, ve şimşek onların üzerine düşerse? Ne olur dersiniz?


Tabi ki SÜPER KAHRAMAN olurlar. Yoksa olmazlar mı?
Üzerilerine düşen yıldırımın etkisiyle süper güçler kazanan gençler, bu güçlerini sanılanın aksine Dünyayı kurtarmak için değil de, kendi dertleri için kullanmaya başlarlar. Tabi güçleri zaman zaman onları kurtardığı gibi, zaman zaman da başlarına olmadık belalar açar.  Misfits Kahramanları
Misfits'in başrollerini Robert Sheehan, Iwan Rheon, Lauren Socha, Antonia Thomas, Nathan Stewart-Jarrett oynamaktadır. Misfits 2010 yılında, İngiltere'nin Oskar'ı olarak gösterilen BAFTA Ödülleri'nden "En İyi Drama Dizisi" ödülünü kazanmıştır.
Misfits'in intro müziği:

Şekspir Müzikali

Shakespeare'in tüm eserlerin kolaj yapılarak oluşturulan, müzikal, doğum ve ölüm arasında insanın geçtiği birtakım "durakların", "7 perdelik ömrümüzün" müzikalidir "7".


Doğum... bir ağlama sesi...Şekspir Müzikali şu kısacık ömrümüze ışık tutarak, doğum, merak, kaygı, korku, pişmanlık, tutku, aşk, ölüm gibi insana özgü davranışları muhteşem bir müzik ziyafeti ile sergiliyor.. ve zaman doluyor...

“Bir ihtimal daha var o da ölmek mi dersin? Olmak ya da olmamak işte budur soru?”  diyor Haluk Bilginer.
Oyunculuğu tarifsiz Haluk Bilginer'in başrolünü üstlendiği müzikali, Kemal Aydoğan yönetiyor. Müzikler Tolga Cebi ve ekibi tarafından hayat buluyor ve Şekspir Müzikali’nin ilk anından son anına kadar, canlı ve samimi tutmayı başaran Evrim Alasya, Selen Öztürk, Zeynep Alkaya ve Tuğçe Karaoğlan' da kesinlikle çok başarılı.




“Bütün dünya bir sahnedir. Ve kadın erkek ancak birer oyuncu: Sırası gelen girer, Sırası gelen çıkar. Nice roller oynar ömür boyu…"
Per…

Tahir İle Zühre Hikayesi

Geçen hafta Sevgili muvattalis ve eşini görmeye gitmiştik. Orada dinlemiş olduğum bu şarkıdan Tahir ile Zühre hikayesini öğrendim. Sizlere de aktarmak istiyorum.
Geçmiş zaman ve eski günlerde zengin ve şöhretli bir padişah vardır. Malı, mülkü, askeri kısaca her şeyi olan bu padişahın çocuğu olmamaktadır. Doktorlara gitmiş derdine çare bulamamıştır. Bunlardan fayda göremeyince kendisini eğlenceye verip ve yaptırdığı bahçeye gidip gelmeye başlar. Bir gün veziri ile çarşıda dolaşmaya çıkar. “her kim bana bir altın verirse tanrı onun muradını versin” diyen bir dilenciye para verir. Oradan ayrılıp bahçeye doğru giderler ve bir ağacın altında otururlar. İleride bir ağacın altında da yaşlı bir derviş görürler, onun yanına giderler. Derviş “marifetlerim vardır” deyince, padişah gönlünden geçeni bilmesini ister. Dervişte padişah ve vezirin çocuğunun olmadığını, evlat istediklerini bilir. Bunun üzerine dervişten yardım isterler. Dervişte cebinden cebinden bir elma çıkarır ve ikiye böler. Bu elma…

Ah Scrat Ah:))

Küçüklüğümde çizgi film saatini hiç kaçırmaz, çizgi film seyretmeyi çok severdim. Hala çizgi filmleri çok ama çok severim. Ama şimdi çizgi film saati beklemiyorum, denk gelirsem seyrediyorum, ya da sinemaya yapılan çok başarılı animasyon çizgi filmleri seyrediyorum. O kadar çok seviyorum ki çizgi film seyretmeyi, çocukluğuma geri dönüyorum, içimi neşe kaplıyor film bitince. İşte size seyredipte çok sevdiğim çizgi filmlerden bazıları;
Yukarı bak hala seyretmeyen varsa hemen seyretsin
Bu çizgi filmde çok güzeldi, seyretmediyseniz tavsiye edilir.
Köfte yağmuruda, sevdiğim çizgi filmler arasında yerini aldı.
Ama biri var ki, Scrat Buz devrinin kahramanlarından Scrat. Devamı çekildiği için midir bilmiyorum ama, onun bir meşe palamudunun peşinde koşan hallerini çok seviyorum.
Birde TV'deki çizgi filmlerden sevdiğim kahramanlar var,
Küçükken en sevdiğim şirin
Dragon Ball burada Sapık bir dede vardı, çok gülüyordum o dedeye:))
ve Sünger Bob tabiki:)) hafta sonları kahvaltı keyfi bizim için, ama s…

Tarihin İçinden Bir Sahil Kasabası Trilye

Doğallığından ödün vermeden günümüze kadar gelen tarihi bir sahil kasabası Trilye. Cumhuriyet döneminde Zeytinbağı ismini almış bu muhteşem beldenin isminin; Rumca üç aziz anlamına geldiği ve/veya barbun balığı demek olan "trigliya"dan geldiği rivayet edilmektir. İlk Trilye olarak duyduğum bu yerin ismi bende de hep Trilye kalacak sanırım.
Zeytin ve balık diyarı Trilyede eskiden bağcılık da yapılırmış, artık yeterince üzüm üretilmiyor fakat başka yerlerden gelen üzümler Trilye'deki tesislerde işlenip şarap yapılıyor. Sahile inen yol boyunca kendi üretimleri olan zeytinler, zeytin yağları, sabunlar, reçeller, butik şaraplar sizleri kucaklıyor. Halkı o kadar sıcak ki, sokakta yabancı bir insan görünce selam veriyor, buyur ediyor. Hala sıcacık bir köy havasında burası.
Trilye'nin sahil lokantalarında tazecik deniz ürünleri sizleri bekliyor. Mevsimine göre banbun, tekir, pisi, dil, mezgit, kalkan, kırlangıç, sardalye, levrek, lipsos v.b. yiyebilirsiniz. Siparişiniz hazırla…

Bir Hatanın Anatomisi 2

Bir Hatanın Anatomisinde daha önce ne oldu.
İstanbulda bir yer, saat 21:00 suları,
Kaplan telefonu kapattı.  Yüzündeki kaslar tek tek geriliyordu, “Apo adamımız İzmit yolunda” dedi.  Sen bir adamını al ve İzmite doğru yola çık, Mehmet bizim için çok önemli, sağ sağlim yakalamalıyız onu.
İzmit gişeler, saat 22:00
Gözlerinden akan sıcaklığı fark etti Mehmet, ağlıyordu. O karanlık geceden sonra, ilk kez ağladığını fark etti ve belki de ilk kez yaşadığını anlıyordu.  Acısı içini dağlıyordu, kolay olmacayacığını ve bir daha hiçbirşeyin aynı olmayacağını işte o zaman anladı. Yoktu güzeli, bir daha olmayacaktı.  Yanan yüreğinin acısı ile savaşırken, akşamki  kapkara gözler geldi aklına, dün yorgunlukla savuşturduğu şüphe, şu anda içini kemiriyordu.  Gişelerden henüz geçmişlerdi, muavinin yanına gitti  ve “En merkezi yeri neresidir İzmit’in?” diye sordu. Muavin “Halk evinde in abi, İzmit Merkez orasıdır dedi” Karar verdi, inecekti, ilk otogarı araştırırlardı.  “Acaba beni nasıl tanıdılar? Yoksa y…