Ana içeriğe atla

Maymunlar Cehennemi: Başlangıç


Maymunlar Cehennemi filmini izleyenler, filmin sonunda Dünya ile ilgili ilginç bir sonla karşılaşmışlardı. Maymunlar Cehennemi: Başlangıç filmi bu sonun nasıl meydana geldiğini anlatıyor. Genetik araştırma şirketi, üretikleri bir ilacı maymunların üzerinde test etmektedirler. İlaç, maymunların zekalarını geliştirmiştir, fakat yaşanan bir kaza sonucu deneyin iptaline ve tüm maymunların ortadan kaldırılmasına karar verilir. Sadece yeni doğan bebek bir maymunun canına kıyamazlar. Babası Alzheimer hastası olan bir genetik mühendisi, bebek maymunu evine alır ve büyütür aynı zamanda deneyine devam eder. Tek isteği Alzheimer hastası olan babasını iyileştirmektir. Zamanla maymun büyür ve kendini insanlarla karşılaştırmaya başlar, farklılıklarını görür ve git gide yalnızlığa itilir. Maymunun, genetik mühendisinin karşı komşusuna saldırmasıyla olaylar dönüşü olmayan bir noktaya girecektir.

Maymun Sezar

Maymun Sezar önderliğinde Maymun ordusu

Genetik Mühendisi Will ve kız arkadaşı

Filmin baş rolünde 127 saat filminden hatırlayacağınız James Franco oynuyor. Alzheimer hastası babayı ise, Dexter'ın 4. sezonundan tanıyacağınız üçlemeci katil (Trinity Killer) rolündeki John Lithgow oynuyor. Uzun zamandır izlediğim filmlerin içinde gerçekten iyi diye nitelendirebileceğim bir film. Aksiyon ve bilim kurgu sevenler kaçırmasınlar derim. İyi Seyirler

Yorumlar

  1. ben seyretmedim ama arşive eklemek lazım demek...
    teşekkürler canım...

    YanıtlaSil
  2. okuyan---> ben çok beğendim umarım sen ve eşinde izlerken aynı keyifi alırsınız:)

    YanıtlaSil
  3. yaben bunu izlemek istiyorum ama korkuyorum ama sonra maymunlardan korkuyorum, hatta ilk filmi izleyince dua etmiştim iyiki maymunların aklı yok diye :)))

    YanıtlaSil
  4. Bu filmin ikisini izledim ama bunuda hemen listeye alıyorum. Seviyorum bu seriyi :)

    YanıtlaSil
  5. Dürr-i Yekta---> bence bu film 2001 yapımı olan maymunlar cehenneminden daha güzel olmuş, ama fiziksel güçle akıl birleşince korkmak lazım tabi:)

    YanıtlaSil
  6. Aslı---> bende de güzel kurgulanmış bir seri:) umarım seversin izleyince ve umarım iyileşmişsindir artık:)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evde Ekşimek Yapımı

Bu hafta sonu kuzenimin nişanı nedeniyle halamdaydım. Halam, o hengame içerisinde sütü kaynatamadığı için sütü bozulmuş. Halam da bozulan sütü dökmek yerine, ekşimek yapıp değerlendirdi. Ben kapalı süt kullanıyorum ama bu fikri bilmeyenler için paylaşmak istedim.

Yapılışı: Bozulan süt kaynatılır. Arzuya göre içerisine yoğurt eklenir. Dibe çöken karışım, soğuduktan sonra, ince bir tülbente konularak süzülmesi beklenir ve ekşimek kullanıma hazır hale gelir. Loru, ister tatlı yapın, ister börek içi, isterseniz de kahvaltılarda bir peynir çeşidi olarak kullanabilirsiniz. Süzülen suyundan börek de yapılıyormuş, onuda öğrenip yazarım sizlere.
Afiyet Olsun.

Şeker Portakalı (MİM)

Şeker Portakalı, işte beni çocukluğumda en çok etkileyen kitap. Jose Mauro De Vasconcelos'un yazmış olduğu, Şeker Portakalı. Tam iki kez okudum bu kitabı ve ikisinde de kitap bitinceye kadar ağladım. O kadar üzülmüştüm ki kitap kahramanı küçük Zeze'ye, günlerce aklımdan çıkmadı.
Zeze maddi durumu iyi olmayan bir ailenin çocuğuydu. İstediği çoğu şeye sahip olamayan bu çocuk, aynı zamanda çok da yaramazdı. (Özellikle Noel de sahip olamadığı hediye kısmında resmen hıçkıra hıçkıra ağlamıştım, dün gibi hatırlıyorum.) Zehir gibi akıllı olan bu çocuk, sürekli Edmundo dayısıyla görüşür ve ondan bir şeyler öğrenirdi. Ailesi, geç de olsa ondaki bu öğrenme isteğini fark etti ve okula yazdırdı. Okulda hiç yaramazlık yapmıyordu ve öğretmeninin en çok sevdiği öğrenci olmayı başarmıştı. 
Zeze ve ailesi taşınmak zorunda kaldılar.  Zeze'ye dayısından ve mahallesinden ayrılmak çok ama çok zor gelmişdi.  Zeze, taşındıkları küçük evin arkasındaki, dikensiz şeker portakalı fidanı kendine arkadaş…

KUŞLARIN GİZLİ KATİLİ:SAKIZ

Bir kaç gündür facebookta dolaşan bu habere, çok üzüldüm paylaşayım istedim. Atmayalım artık sakızlarımızı başı boş sokağa, hatta hiç bişeyi atmayalım, çöp tenekesi koymuşlar her köşe başına değil mi?

KUŞ ÖLÜMLERİ'nin en büyük sebeplerinden birisinin çiğnendikten sonra sokağa atılan SAKIZLAR olduğunu biliyormuydunuz..? Çünkü kuşlar bu sakızları ekmek parçası zannederek yemeye kalkışıyor,ancak ağızlarına yapışan ve gagalarını bir daha açmalarına imkan vermeyen sakızlar yüzünden açlık ve susuzluktan ölüyorlarmış..