Ana içeriğe atla

Farid Farjad: Kemanı Konuşturan Adam


Hasretle bezenmiş bestelerde, ülkeye duyulan özlem:

Boşuna değil Farid Farjad'ın Dünya'nın en iyi keman virtüözlerinden biri olarak gösterilmesi. Bu nasıl keman çalmaktır! Keman adeta dile geliyor, zaman zaman ağlıyor! Oysa onun şarkılarında ki hüzün sebepsiz değil. Farid Farjad, müziğin ülkesinde yasaklanması üzerine ülkesinden uzakta yaşamak zorunda kalmış ama ülkesine olan özlemini "İran'a geri dönmem yasaklandığı için Amerikan vatandaşı oldum ama hâlâ İranlıyım ve bundan vazgeçmem!" sözleriyle aktarıyor. Zaten buram buram hasret okuyor yaptığı besteler, acı acı ağlıyor zaman zaman keman. Ülkesine olan özlemdir belki de onu bu derece başarılı kılan, ama ne olursa olsun vatanından zorla ayrılan biri başka bir yerde kendini asla aynı hissedemez. İnsanlar ne kadar aynı da olsalar, ülke vatandaşları olarak birbirimizden bir o kadar ayrıyız. Dolayısıyla başka bir ülkede kendimizi yabancı hissetmememiz mümkün değil. Yani; "Bülbülü altın kafese koymuşlar, yine vatanım demiş."

Bizim Atatürk'ümüz Yoktu:

11.03.2010'de verdiği röportaj da Farid Farjad "Ben demokratım ve cumhuriyet rejimi istiyorum. Dünyanın, demokrasiden başka bir seçeneği de kalmadı. Siz bizim duygularımızı hissedemiyorsunuz; çünkü yıllar önce çok aydın, entelektüel ve emek veren bir savaşçı çıkardınız; Atatürk'ü. Halk da yanında oldu ve kazandı. Ama bizim bir Atatürk'ümüz yoktu." bu sözleri aktarıyor. Vatanından yıllardır ayrı olan bir insanın Atatürk'e yönettiği bu sözler ve İstiklal Marşı için; "Vatansız bir insanım ben! Saz çalıyorum; ama milli marşım yok! Kendi ülkem için milli marş çalamıyorum. Geçen haftalarda İstanbul'da verdiğim konserde İstiklal Marşı'nızı çaldım ve gurur duydum. Vatanını seven insanlarla beraberdim. Çaldığım sürece ayakta durdular. Bu çok güzel bir duygu; ama benim için böyle bir duygu artık yok." sözleri benim göğsümü kabartı! Röportajın devamı

Bir Parça Olmadan Bitmez Bu Yazı:

Bitirirken Farid Farjad'tan bir parça bir parça göndermeden olmaz. Bu şarkısını defalarca defalarca dinliyorum asla sıkılmadan! ve dinlerken ruhum, inişli çıkışlı hallere bürünüyor, ama bir yandan da, dinginleşiyor, sakinleşiyor ve huzur buluyor. 


Yorumlar

  1. bende çok severim kendisini..güzel paylaşım..

    YanıtlaSil
  2. Gul/İnn---> teşekkürler, muhteşem keman çalıyor ben de onun yarısı kadar çalabilmek istiyorum bir gün ama benim ki amatörce çabalardan ileriye gitmiyor:)

    YanıtlaSil
  3. Gercekten konusturuyor ama harika caliyor...

    YanıtlaSil
  4. 2 yıl önce gittiğim bir kurstaki hocam sayesinde tanıştım.iyi ki de dinletmiş bana.eğer sonbaharsa ve bir mum yanıyorsa bi de dışarda yağmur varsa,o zaman farid baba dinlemesi daha bir değişik oluyor:)güzel post olmuş.

    YanıtlaSil
  5. NeSLiNaMe---> mükemmellllll kesinlikle:)

    temerrüt--->bir sonbahar akşamı bu önerini deneyeceğim:) ne kursuydu? yoksa keman mı?

    YanıtlaSil
  6. keman dinletisini çok severim hele ki bu adamdan, kemanı ağlatıyor resmen

    YanıtlaSil
  7. he.ehe. yok ya,kız, kpss coğrafya hocam:D çok sofistike gözüktü tebi kursta hocam tavsiye etti felan deyince:)

    YanıtlaSil
  8. Keman ve piyano bayılırım..Parçayı dinledim ve tekrar dinledim. Çok güzel olmuş bu yazı, çok tskler :)

    YanıtlaSil
  9. Dürr-i Yekta---> ilerleyen günlerde bir keman parçası daha paylaşacağım, o da çok güzel ama tarzları farklı:) ama gerçekten mütiş bir müzisyen:)

    temerrüt---> kurs kurstur sonuçta değil mi:) dalları farklı ama, olsun;)

    Aslı---> rica ederim:) solo pianoda da Richard Clayderman'ı çok severim, Farid Farjad'ın bazı diğer parçalarında da piano girdileri var:) piano ve keman çok yakışmışlar ama birbirlerine:) çoğu parçasını seviyorum ama bu bir başka benim için:)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evde Ekşimek Yapımı

Bu hafta sonu kuzenimin nişanı nedeniyle halamdaydım. Halam, o hengame içerisinde sütü kaynatamadığı için sütü bozulmuş. Halam da bozulan sütü dökmek yerine, ekşimek yapıp değerlendirdi. Ben kapalı süt kullanıyorum ama bu fikri bilmeyenler için paylaşmak istedim.

Yapılışı: Bozulan süt kaynatılır. Arzuya göre içerisine yoğurt eklenir. Dibe çöken karışım, soğuduktan sonra, ince bir tülbente konularak süzülmesi beklenir ve ekşimek kullanıma hazır hale gelir. Loru, ister tatlı yapın, ister börek içi, isterseniz de kahvaltılarda bir peynir çeşidi olarak kullanabilirsiniz. Süzülen suyundan börek de yapılıyormuş, onuda öğrenip yazarım sizlere.
Afiyet Olsun.

Şeker Portakalı (MİM)

Şeker Portakalı, işte beni çocukluğumda en çok etkileyen kitap. Jose Mauro De Vasconcelos'un yazmış olduğu, Şeker Portakalı. Tam iki kez okudum bu kitabı ve ikisinde de kitap bitinceye kadar ağladım. O kadar üzülmüştüm ki kitap kahramanı küçük Zeze'ye, günlerce aklımdan çıkmadı.
Zeze maddi durumu iyi olmayan bir ailenin çocuğuydu. İstediği çoğu şeye sahip olamayan bu çocuk, aynı zamanda çok da yaramazdı. (Özellikle Noel de sahip olamadığı hediye kısmında resmen hıçkıra hıçkıra ağlamıştım, dün gibi hatırlıyorum.) Zehir gibi akıllı olan bu çocuk, sürekli Edmundo dayısıyla görüşür ve ondan bir şeyler öğrenirdi. Ailesi, geç de olsa ondaki bu öğrenme isteğini fark etti ve okula yazdırdı. Okulda hiç yaramazlık yapmıyordu ve öğretmeninin en çok sevdiği öğrenci olmayı başarmıştı. 
Zeze ve ailesi taşınmak zorunda kaldılar.  Zeze'ye dayısından ve mahallesinden ayrılmak çok ama çok zor gelmişdi.  Zeze, taşındıkları küçük evin arkasındaki, dikensiz şeker portakalı fidanı kendine arkadaş…

KUŞLARIN GİZLİ KATİLİ:SAKIZ

Bir kaç gündür facebookta dolaşan bu habere, çok üzüldüm paylaşayım istedim. Atmayalım artık sakızlarımızı başı boş sokağa, hatta hiç bişeyi atmayalım, çöp tenekesi koymuşlar her köşe başına değil mi?

KUŞ ÖLÜMLERİ'nin en büyük sebeplerinden birisinin çiğnendikten sonra sokağa atılan SAKIZLAR olduğunu biliyormuydunuz..? Çünkü kuşlar bu sakızları ekmek parçası zannederek yemeye kalkışıyor,ancak ağızlarına yapışan ve gagalarını bir daha açmalarına imkan vermeyen sakızlar yüzünden açlık ve susuzluktan ölüyorlarmış..