Ana içeriğe atla

İç Dünyama Kuş Bakışı


Küçükken her gün, günü özetlerdim kendime, "ne yaptım/ ne yapamadım/ yada ne yapabilirdim" diye... Büyüdükçe hayatın içine daldım ve zamanla kendi iç dünyama bakmayı bıraktım. Bana kendimi dışarıdan izleme sansı verilse, daha doğru bir insan olacağımı düşünürüm hep! Çünkü yaşadığım hayatı objektif bir gözle görebilir, yaptığım yanlışları tekrarlamama konusunda, kendime daha ısrarcı davranabilirim. Aslında günü kendine özetleme işi de tam da böyle bir şey. İç dünyama bakışım aslında bir nevi oto kontrol benim için, hayatımı değerlendirme konusunda, "nerdeyim nereye gidiyorum, gittiğim yol benim için doğru mu?" sorularının cevabı. Oto kontrol derken, belli planlar yapıp, bu planın dışına çıkmamaktan söz etmiyorum. O zaman benim için hayat çekilmez olurdu sanırım. Canının istediğini yaparken, kendinden ödün vermemek önemli olan. Farkında olarak yaşamak! 

NOT: Günü özetleme işine geri dönmeliyim, yoksa üzülmeden yada birini üzmeden bakmıyorum hayatıma!

Yorumlar

  1. Yene gelsek yene sehv yapacagiq...

    YanıtlaSil
  2. Amin---> yanlış yapmamak için dönüp arkamıza bakmamız şart:) tabi yanlış kime ve neye göre yanlış durumları var onu da başka bir zaman yazacağım:)

    YanıtlaSil
  3. 'Farkında olarak yaşamak'
    anin tadini cikartmak .. her seyi akisina birakmak .
    en guzel bu ama bezan olmuyor iste ..

    YanıtlaSil
  4. dediğin gibi Lô - Lâ bazen olmuyor, ama işte bunun farkında olmak da güzel bir şey, en azından farkındasın ve düzeltme ihtimalin var:)

    YanıtlaSil
  5. zaman zaman oluyor .. bazen bir gaflete ugruyorum iste sonra yeniden kendime geliyorum

    ben senin blogunda cidden mutlu oluyorum .. civil civil herbirenk : ))

    YanıtlaSil
  6. Lô - Lâ---> zaman zaman hepimize oluyor, hayat işte acı tatlı ilerliyor:) ama mutlu olmaya çalışmak bunun için çabalamak güzel ve önemli bir şey, çünkü küçük/büyük şeylerden mutlu olmak elimizde:)

    teşekkür ederim blogum için söylediklerine:) bu hale gelene baya yoldan geçti ama sonunda benimde içime sindi:) eğer senin ve diğer izleyicilerin içini açabiliyorsam ne mutlu bana:)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evde Ekşimek Yapımı

Bu hafta sonu kuzenimin nişanı nedeniyle halamdaydım. Halam, o hengame içerisinde sütü kaynatamadığı için sütü bozulmuş. Halam da bozulan sütü dökmek yerine, ekşimek yapıp değerlendirdi. Ben kapalı süt kullanıyorum ama bu fikri bilmeyenler için paylaşmak istedim.

Yapılışı: Bozulan süt kaynatılır. Arzuya göre içerisine yoğurt eklenir. Dibe çöken karışım, soğuduktan sonra, ince bir tülbente konularak süzülmesi beklenir ve ekşimek kullanıma hazır hale gelir. Loru, ister tatlı yapın, ister börek içi, isterseniz de kahvaltılarda bir peynir çeşidi olarak kullanabilirsiniz. Süzülen suyundan börek de yapılıyormuş, onuda öğrenip yazarım sizlere.
Afiyet Olsun.

Şeker Portakalı (MİM)

Şeker Portakalı, işte beni çocukluğumda en çok etkileyen kitap. Jose Mauro De Vasconcelos'un yazmış olduğu, Şeker Portakalı. Tam iki kez okudum bu kitabı ve ikisinde de kitap bitinceye kadar ağladım. O kadar üzülmüştüm ki kitap kahramanı küçük Zeze'ye, günlerce aklımdan çıkmadı.
Zeze maddi durumu iyi olmayan bir ailenin çocuğuydu. İstediği çoğu şeye sahip olamayan bu çocuk, aynı zamanda çok da yaramazdı. (Özellikle Noel de sahip olamadığı hediye kısmında resmen hıçkıra hıçkıra ağlamıştım, dün gibi hatırlıyorum.) Zehir gibi akıllı olan bu çocuk, sürekli Edmundo dayısıyla görüşür ve ondan bir şeyler öğrenirdi. Ailesi, geç de olsa ondaki bu öğrenme isteğini fark etti ve okula yazdırdı. Okulda hiç yaramazlık yapmıyordu ve öğretmeninin en çok sevdiği öğrenci olmayı başarmıştı. 
Zeze ve ailesi taşınmak zorunda kaldılar.  Zeze'ye dayısından ve mahallesinden ayrılmak çok ama çok zor gelmişdi.  Zeze, taşındıkları küçük evin arkasındaki, dikensiz şeker portakalı fidanı kendine arkadaş…

KUŞLARIN GİZLİ KATİLİ:SAKIZ

Bir kaç gündür facebookta dolaşan bu habere, çok üzüldüm paylaşayım istedim. Atmayalım artık sakızlarımızı başı boş sokağa, hatta hiç bişeyi atmayalım, çöp tenekesi koymuşlar her köşe başına değil mi?

KUŞ ÖLÜMLERİ'nin en büyük sebeplerinden birisinin çiğnendikten sonra sokağa atılan SAKIZLAR olduğunu biliyormuydunuz..? Çünkü kuşlar bu sakızları ekmek parçası zannederek yemeye kalkışıyor,ancak ağızlarına yapışan ve gagalarını bir daha açmalarına imkan vermeyen sakızlar yüzünden açlık ve susuzluktan ölüyorlarmış..