Ana içeriğe atla

Sineklerin Tanrısı

Sineklerin Tanrısı, Nobel Edebiyat Ödüllü İngiliz romancı ve şair William Golding'in 1954 yılında yazdığı alegorik romanıdır. Alegorik; soyut bir düşünceyi simgeler veya figürler ile anlatmaktır. Kitabın en sonunda yer alan Mina Urgan'ın yazısını okuduktan sonra, yazarın bir çok şeyi simgeleştirerek anlatığını, daha net bir biçimde algıladım.

Roman kahramanları altı ila on iki yaş grubu çocuklar, ama bu roman bir çocuk kitabı değil. Kitap bolca şiddet içeriyor hatta son kısımlara doğru şiddet dozunu iyice artırıyor. Kitabı okuduktan sonra belkide hepimizin aklının köşesinde olan  "Çoçuklar masumdur" anlayışı değişecek. Ve başımız sıkıldığımızda söylediğimiz "ah keşke çocuk olsaydım" kelimesi daha az söylenecek. İnsan insandır, çocuk da olsa konu "liderlikse" yapılamayacak yoktur.

Özgün adı Lord of the Flies olan roman, bazı yayın evleri tarafından İşte Bizim Dünya adıyla da yayımlanmıştır.

NOT: Bütün çocuklar kötüdür demek istemiyorum, başı boş çocukların yapamayacağı yok demek istiyorum. Önemli olan çocuklara verilen eğitim:)

Yorumlar

  1. Bilmezdim boyle bir kitabin oldugunu...

    YanıtlaSil
  2. Aminn---> bende bilmiyordum daha önce, zaten okumadığım o kadar çok kitap var ki, ve okumak istediğim...

    YanıtlaSil
  3. tanri kismini sanri olarak okumusum, daha bir ilginc gelmisti .. bu baslikta ilginc tabii : )

    YanıtlaSil
  4. Lô - Lâ---> aslında kitabın içerisinde gerçekten bir sanrı durumu var:)

    YanıtlaSil
  5. ilginç bir kitaba benziyor.Çocuklarla iç içe olduğum için bazılarının gerçekten kötü olabildiğini biliyorum.Büyüdükçe bunun dozu artıyo tabiki.

    YanıtlaSil
  6. huyumkurusun---> tabi en iyi bilenlerdensindir bence de:)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evde Ekşimek Yapımı

Bu hafta sonu kuzenimin nişanı nedeniyle halamdaydım. Halam, o hengame içerisinde sütü kaynatamadığı için sütü bozulmuş. Halam da bozulan sütü dökmek yerine, ekşimek yapıp değerlendirdi. Ben kapalı süt kullanıyorum ama bu fikri bilmeyenler için paylaşmak istedim.

Yapılışı: Bozulan süt kaynatılır. Arzuya göre içerisine yoğurt eklenir. Dibe çöken karışım, soğuduktan sonra, ince bir tülbente konularak süzülmesi beklenir ve ekşimek kullanıma hazır hale gelir. Loru, ister tatlı yapın, ister börek içi, isterseniz de kahvaltılarda bir peynir çeşidi olarak kullanabilirsiniz. Süzülen suyundan börek de yapılıyormuş, onuda öğrenip yazarım sizlere.
Afiyet Olsun.

Şeker Portakalı (MİM)

Şeker Portakalı, işte beni çocukluğumda en çok etkileyen kitap. Jose Mauro De Vasconcelos'un yazmış olduğu, Şeker Portakalı. Tam iki kez okudum bu kitabı ve ikisinde de kitap bitinceye kadar ağladım. O kadar üzülmüştüm ki kitap kahramanı küçük Zeze'ye, günlerce aklımdan çıkmadı.
Zeze maddi durumu iyi olmayan bir ailenin çocuğuydu. İstediği çoğu şeye sahip olamayan bu çocuk, aynı zamanda çok da yaramazdı. (Özellikle Noel de sahip olamadığı hediye kısmında resmen hıçkıra hıçkıra ağlamıştım, dün gibi hatırlıyorum.) Zehir gibi akıllı olan bu çocuk, sürekli Edmundo dayısıyla görüşür ve ondan bir şeyler öğrenirdi. Ailesi, geç de olsa ondaki bu öğrenme isteğini fark etti ve okula yazdırdı. Okulda hiç yaramazlık yapmıyordu ve öğretmeninin en çok sevdiği öğrenci olmayı başarmıştı. 
Zeze ve ailesi taşınmak zorunda kaldılar.  Zeze'ye dayısından ve mahallesinden ayrılmak çok ama çok zor gelmişdi.  Zeze, taşındıkları küçük evin arkasındaki, dikensiz şeker portakalı fidanı kendine arkadaş…

KUŞLARIN GİZLİ KATİLİ:SAKIZ

Bir kaç gündür facebookta dolaşan bu habere, çok üzüldüm paylaşayım istedim. Atmayalım artık sakızlarımızı başı boş sokağa, hatta hiç bişeyi atmayalım, çöp tenekesi koymuşlar her köşe başına değil mi?

KUŞ ÖLÜMLERİ'nin en büyük sebeplerinden birisinin çiğnendikten sonra sokağa atılan SAKIZLAR olduğunu biliyormuydunuz..? Çünkü kuşlar bu sakızları ekmek parçası zannederek yemeye kalkışıyor,ancak ağızlarına yapışan ve gagalarını bir daha açmalarına imkan vermeyen sakızlar yüzünden açlık ve susuzluktan ölüyorlarmış..