Ana içeriğe atla

Safranbolu

Kutu kutu evler gördüm, Safranbolu sokaklarında,
Beyazın masumiyetini almış sanki bu kasaba,
Sade ve duru bir yaşam gördüm bu dar sokaklarda,
Yeşilin yaşam sevinci yansımış günlük hayata...

Safranbolu evlerinden bir örnek

Safranbolu adını, çevresinde yetişen safran bitkisinden almıştır. "bolu" kısmı ise; antik Yunan kültüründe bir çok şehrin adı, ismin ön adının sonuna "poli veya polis" eklenerek verilirmiş. Günümüze gelene kadar "poli" zamanla "bolu"'ya dönmüş. Tirebolu, Gelibolu'da bunlara örnek olarak verilebilir.

Unesco'nun Dünya Mirası listesinde yer alan "Müze Kent"  Safranbolu’da, 18. ve 19 yüzyılların izlerini taşıyan yaklaşık 2000 geleneksel Türk evi bulunuyor. Evlerin mimarisi, dönemin Türk toplum yaşantısının tüm özelliklerini yansıtarak, dönemin Safranbolu halkının yaşama biçimini, kültürünü gözler önüne seriyor. Safranbolu, tarihin izinde oluşan kültürel ve çevresel mirasını koruyan örnek bir kent, darısı değerini bilmeyenlerin başına.

Havuzlu Asmazlar Konağın bahçesinde bulunan değirmen

 Havuzlu Asmazlar Konağının içerisinden bir görünüm 

 Tarihi Cinci Hamamı

 Safranbolu çarşısında tarihi cami

 Safranbolu sokaklarından bir görünüm

 Kaymakamlar evinde bulunan o tarihe ait eşyalar

 Haremlik selamlık dolabı, o dönemde haremden, selama yapılan yiyecek ve içecekler bu dolapdan servis edilirmiş.

 Kaymakamlar Evinde bulunan mankenler ile, o dönemin daha net anlaşılması sağlanmış.

Kervan Saray, günümüzde otel olarak hizmet vermektedir. Kervansaray, Karabaşzade Hüseyin Efendi (halk arasında Cinci Hoca) olarak bilinen kişi tarafından 1645 yılında yaptırılmış olup, kapısı 3 ton ağırlığındadır.

Safranbolu'da geleneksel el sanatları; ahşap oymacılık, yemeni işlemeleri, Kastamonu dokumalarından yapılmış giysi ve örtüler, seramik ve deri eşyalar v.b hala devam etmektedir. Hediyelik eşya cenneti desem abartmış olmam sanıyorum.

 Geleneksel safran bitkisinin soğanı

Bu da kış aylarında içimizi ısıtan salep.

Yöreye özel safranlı kolonya ve sabunlar bulunuyor. Ve tabi ki... Safranboluya gidipte lokum yemeden olmaz, özellikle çifte kavrulmuş ve safranlı lokum benim favorim oldu. 

Yorumlar

  1. Süper! Eline sağlık ^.^ Şahsım adına da çok teşekkür ederim, bir türlü gidip görememiştim çok şahane ve tam yerine denk geldi bu yazı :)

    YanıtlaSil
  2. Mr.E---> rica ederim ne demek:) inşallah yolun düşer, yeşil bir yeşil ki, bitmiyor, tükenmiyor çok güzeldi. Bende Amasraya kadar gidebildim ama inşallah bir Doğu Karadeniz turu istiyorum. Birde Mardin (senin memleket), Diyarbakır, Hatay, Antep turu çok istiyorum.

    YanıtlaSil
  3. Safranbolu'ya 11 yaşındayken gitmiştim ailemle. O yaştaki bir çocuğa göre sıkıcı gelmesi gereken bir yer, bana inanılmaz sıcak, bir o kadar da büyülü gelmişti. Keşke hep burada yaşasam, diye geçirmeden edememiştim içimden. Şimdi o düşünce yeniden can buldu aklımda, yürğimde de kıpırtıları cabası :))

    YanıtlaSil
  4. Sahaf Kedisi---> gerçekten büyüleyici bir tarafı var Safranbolu'nun:)insanı sarıp sarmalıyor bu kent:) Umarım herşey gönlünce olur:)

    YanıtlaSil
  5. Salam! Cox sag olun! Gozel bir post! Tarixi bir yer!

    YanıtlaSil
  6. Amin--->Evet tarihi bir kasaba:) çok güzel bir yer gerçekten:)

    YanıtlaSil
  7. fotolar da yazı da iyi.
    mersi. iyi geldi.

    YanıtlaSil
  8. deep---> teşekkür ederim, biraz kalabalık gitmiştik, o yüzden fotolar aceleye geldi:) ama yinede fena değiller:)

    YanıtlaSil
  9. Amin---> tekrar teşekkürler

    YanıtlaSil
  10. nice photos, thanks for bringing out the culture and daily life...

    YanıtlaSil
  11. Faysal---> I like cultural trip and also i like to share what i see:)

    YanıtlaSil
  12. Haremlik-Selamlık olacaktı :)
    Çok güzel yerler inşallah gitmek nasip olur.

    YanıtlaSil
  13. Üfürükten Prenses---> teşekkür ederim düzeltme için, umarım gider görürüsünüz çok güzel gerçekten:)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evde Ekşimek Yapımı

Bu hafta sonu kuzenimin nişanı nedeniyle halamdaydım. Halam, o hengame içerisinde sütü kaynatamadığı için sütü bozulmuş. Halam da bozulan sütü dökmek yerine, ekşimek yapıp değerlendirdi. Ben kapalı süt kullanıyorum ama bu fikri bilmeyenler için paylaşmak istedim.

Yapılışı: Bozulan süt kaynatılır. Arzuya göre içerisine yoğurt eklenir. Dibe çöken karışım, soğuduktan sonra, ince bir tülbente konularak süzülmesi beklenir ve ekşimek kullanıma hazır hale gelir. Loru, ister tatlı yapın, ister börek içi, isterseniz de kahvaltılarda bir peynir çeşidi olarak kullanabilirsiniz. Süzülen suyundan börek de yapılıyormuş, onuda öğrenip yazarım sizlere.
Afiyet Olsun.

Şeker Portakalı (MİM)

Şeker Portakalı, işte beni çocukluğumda en çok etkileyen kitap. Jose Mauro De Vasconcelos'un yazmış olduğu, Şeker Portakalı. Tam iki kez okudum bu kitabı ve ikisinde de kitap bitinceye kadar ağladım. O kadar üzülmüştüm ki kitap kahramanı küçük Zeze'ye, günlerce aklımdan çıkmadı.
Zeze maddi durumu iyi olmayan bir ailenin çocuğuydu. İstediği çoğu şeye sahip olamayan bu çocuk, aynı zamanda çok da yaramazdı. (Özellikle Noel de sahip olamadığı hediye kısmında resmen hıçkıra hıçkıra ağlamıştım, dün gibi hatırlıyorum.) Zehir gibi akıllı olan bu çocuk, sürekli Edmundo dayısıyla görüşür ve ondan bir şeyler öğrenirdi. Ailesi, geç de olsa ondaki bu öğrenme isteğini fark etti ve okula yazdırdı. Okulda hiç yaramazlık yapmıyordu ve öğretmeninin en çok sevdiği öğrenci olmayı başarmıştı. 
Zeze ve ailesi taşınmak zorunda kaldılar.  Zeze'ye dayısından ve mahallesinden ayrılmak çok ama çok zor gelmişdi.  Zeze, taşındıkları küçük evin arkasındaki, dikensiz şeker portakalı fidanı kendine arkadaş…

KUŞLARIN GİZLİ KATİLİ:SAKIZ

Bir kaç gündür facebookta dolaşan bu habere, çok üzüldüm paylaşayım istedim. Atmayalım artık sakızlarımızı başı boş sokağa, hatta hiç bişeyi atmayalım, çöp tenekesi koymuşlar her köşe başına değil mi?

KUŞ ÖLÜMLERİ'nin en büyük sebeplerinden birisinin çiğnendikten sonra sokağa atılan SAKIZLAR olduğunu biliyormuydunuz..? Çünkü kuşlar bu sakızları ekmek parçası zannederek yemeye kalkışıyor,ancak ağızlarına yapışan ve gagalarını bir daha açmalarına imkan vermeyen sakızlar yüzünden açlık ve susuzluktan ölüyorlarmış..