Ana içeriğe atla

Martı Jonathan Livingston



Martı Jonathan Livingston, bir baş ucu kitabı. Bu kitabı iki saate bitirebilirsiniz ama izlerini muhtemelen hayat boyu üzerinizde taşıyacaksınız.  Kitap üç bölüm, birinci bölüm UYANIŞ, ikici bölüm BİLMEK ve ÖĞRENMEK, üçüncü bölüm de EYLEM ve OLUŞ.

Jonathan Livingston, sıra dışı bir martıdır. Sürü ile birlikte yaşamasına karşın, farklı düşünceleri ve istekleri olan bir vardır. Diğer sürü üyeleri onu farklı uçuş biçimleri denemesinden dolayı dışlamışlardır. Ama Jonathan vazgeçmez ve istediğini başarır. Başarmakla kalmaz üstelik kendisi gibi olmak isteyen martılara da yol gösterir.

Ne zaman bir martı görsem aklıma gelir, Jonathan Livingston. Biz de yerimizde saymayı bırakıp, Jonatan olalım mı ne dersiniz?

Yaşar Kurt da bu kitabı okuduktan sonra şarkı hazırlamış. Sözlerini paylaşmak istiyorum.
Küçük bir martı bu Jonathan

Küçük bir martı o kadar
Uçmak istiyordu Jonathan
Uçmak istiyordu ama farklı
Jonathan

Birgün çok yükseğe çıktı Jonathan
Bulutlara değdi kanadı

ve kendini denize bıraktı
ve kendini bıraktı...

Küçük bir martı bu Jonathan
Küçük bir martı o kadar
Uçmak istiyordu Jonathan
Uçmak istiyordu ama farklı
Jonathan

Yorumlar

  1. blogunuzu ziyaret ettim. Beğendim. Renklerinizin hiç solmaması dileğiyle dost selamlar. Sizi de benim bloguma beklerim.
    www.erhantigli.blogspot.com

    YanıtlaSil
  2. teşekkür ederiz:) renklerimiz hep beraber yaşayacak inşallah:)

    YanıtlaSil
  3. Felsefesiyle akıllarda iz bırakan bir kitap...

    Yazın çocuklarımla havadan sudan sohbet ederken, aklıma ara ara gelen acayip sorulardan biri geldi ve sordum: "beni bir hayvana benzetseniz hangisi olurdum?" diye.. 15 yaşındaki kızım "martı" dedi.. Aklıma hemen bu kitap geldi. Kızımın okuduğu bir kitap değildi ama bana martıyı yakıştırması çok hoşuma gitmişti. Ama o da biliyor ki, ben uçmaktan korkmayan, bundan korkanlara cesaret verebilecek, birlikte uçmaya davet edecek, hiçbiri olmasa da kendi uçmasına engel olacaklara ayak direyecek biriyim. Jonathan olmak lazım..
    İyi ki hatırlattınız..
    sevgilerimle..

    YanıtlaSil
  4. Bende sizi takip ettiğim kadarıyla "uçmaktan korkmayan, bundan korkanlara cesaret verebilecek, birlikte uçmaya davet edecek, hiçbiri olmasa da kendi uçmasına engel olacaklara ayak direyecek" biri olduğunuzun farkındayım.

    Jonathan olmak lazım
    ve bunu hiç unutmamak lazım.

    YanıtlaSil
  5. Bu kitap çok etkileyicidir. Çok uzun zaman önce okumuştum, o zamandan beri onun felsefesiyle yaşarım :)

    YanıtlaSil
  6. ne güzel demek sen de bir Jonathansın :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evde Ekşimek Yapımı

Bu hafta sonu kuzenimin nişanı nedeniyle halamdaydım. Halam, o hengame içerisinde sütü kaynatamadığı için sütü bozulmuş. Halam da bozulan sütü dökmek yerine, ekşimek yapıp değerlendirdi. Ben kapalı süt kullanıyorum ama bu fikri bilmeyenler için paylaşmak istedim.

Yapılışı: Bozulan süt kaynatılır. Arzuya göre içerisine yoğurt eklenir. Dibe çöken karışım, soğuduktan sonra, ince bir tülbente konularak süzülmesi beklenir ve ekşimek kullanıma hazır hale gelir. Loru, ister tatlı yapın, ister börek içi, isterseniz de kahvaltılarda bir peynir çeşidi olarak kullanabilirsiniz. Süzülen suyundan börek de yapılıyormuş, onuda öğrenip yazarım sizlere.
Afiyet Olsun.

Şeker Portakalı (MİM)

Şeker Portakalı, işte beni çocukluğumda en çok etkileyen kitap. Jose Mauro De Vasconcelos'un yazmış olduğu, Şeker Portakalı. Tam iki kez okudum bu kitabı ve ikisinde de kitap bitinceye kadar ağladım. O kadar üzülmüştüm ki kitap kahramanı küçük Zeze'ye, günlerce aklımdan çıkmadı.
Zeze maddi durumu iyi olmayan bir ailenin çocuğuydu. İstediği çoğu şeye sahip olamayan bu çocuk, aynı zamanda çok da yaramazdı. (Özellikle Noel de sahip olamadığı hediye kısmında resmen hıçkıra hıçkıra ağlamıştım, dün gibi hatırlıyorum.) Zehir gibi akıllı olan bu çocuk, sürekli Edmundo dayısıyla görüşür ve ondan bir şeyler öğrenirdi. Ailesi, geç de olsa ondaki bu öğrenme isteğini fark etti ve okula yazdırdı. Okulda hiç yaramazlık yapmıyordu ve öğretmeninin en çok sevdiği öğrenci olmayı başarmıştı. 
Zeze ve ailesi taşınmak zorunda kaldılar.  Zeze'ye dayısından ve mahallesinden ayrılmak çok ama çok zor gelmişdi.  Zeze, taşındıkları küçük evin arkasındaki, dikensiz şeker portakalı fidanı kendine arkadaş…

KUŞLARIN GİZLİ KATİLİ:SAKIZ

Bir kaç gündür facebookta dolaşan bu habere, çok üzüldüm paylaşayım istedim. Atmayalım artık sakızlarımızı başı boş sokağa, hatta hiç bişeyi atmayalım, çöp tenekesi koymuşlar her köşe başına değil mi?

KUŞ ÖLÜMLERİ'nin en büyük sebeplerinden birisinin çiğnendikten sonra sokağa atılan SAKIZLAR olduğunu biliyormuydunuz..? Çünkü kuşlar bu sakızları ekmek parçası zannederek yemeye kalkışıyor,ancak ağızlarına yapışan ve gagalarını bir daha açmalarına imkan vermeyen sakızlar yüzünden açlık ve susuzluktan ölüyorlarmış..