Ana içeriğe atla

Haydarpaşa Garı İhmali

İstanbul gezim sırasında çekmiştim bu resmi, uzun uzun bakmıştım, demek içime doğmuş:((

Dün haberlerde izlediğim bir olay beni cidden çok üzdü. Çatısında izolasyon çalışmaları yapılan Haydarpaşa garı yanıp kül oluyordu. Asıl düşündürücü kısmı ise, yapılan çalışmada hiç önlem alınmamış olması... biz neden tarihimize sahip çıkmıyoruz? Nasıl bu kadar duyarsız kalabiliyoruz?

Sabotaj ihtimali konuşuluyor... sürekli farklı projelerle gündeme gelen bu tarihi mekanın, en son Haydarpaşa Port projesiyle otel yapılması söylentileri üzerine bu olayın baş göstermesi, benim gibi hepinizi düşündürmüştür sanırım. Yangın kasıtlı çıkarılmamış bile olsa, önlem almadan bu işi yapmış olmak ihmallerin en büyüğü. Bu kadar değersiz mi bizim geçmişimiz? Yurt dışında insanlar tarihi mekanları ve eserleri korumaya bu kadar özen gösterirken, bizim satmaya, zarar vermeye bu kadar meyilli olmamız beni cidden endişelendiriyor. Biz bu kadar duyarsızsak, gelecek nesillerden ne bekleyebiliriz ki?


Fazılsay'ın İstanbul Senfonisi Bölüm 5

5- “Haydarpaşa Garı’ndan Anadolu’ya gidenler üzerine”
Bir nevi,Nazım Hikmet’in “Memleketimden insan manzaraları” eserine arka plan müziği gibi.
Gece treni yola koyulur. Tren yolculuğu yapanlar hayaller kurar.
Yolculuk hayallerdir.
Lokanta vagonunda, yeni evli bir çift. Hayallere dalmışlar…
Ötede, aşık bir adam vardır sanki. Dalmış gitmiş. Aşk’tır sezi.
Onları seyrederiz.
Sağımızda deniz, bir gece vakti bir trende…
Vurmasazlardan rayların seslerini duyarız.
Trompetler tren düdüğü seslerini verir…
Bir başka masada dertli bir adam vardır.
Ooo derdi büyük; Kanser? Cenaze?
Tronbon karanlıktan verir onun temasını.
Sonra tekrar diğer masalar. Yeni evli çift,arkalarında aşık adam…
Ray sesleri.
Ray ritmleri…
Hepsi bir arada, dertli adam, aşık adam, yeni evli çift…

FAZIL SAY

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evde Ekşimek Yapımı

Bu hafta sonu kuzenimin nişanı nedeniyle halamdaydım. Halam, o hengame içerisinde sütü kaynatamadığı için sütü bozulmuş. Halam da bozulan sütü dökmek yerine, ekşimek yapıp değerlendirdi. Ben kapalı süt kullanıyorum ama bu fikri bilmeyenler için paylaşmak istedim.

Yapılışı: Bozulan süt kaynatılır. Arzuya göre içerisine yoğurt eklenir. Dibe çöken karışım, soğuduktan sonra, ince bir tülbente konularak süzülmesi beklenir ve ekşimek kullanıma hazır hale gelir. Loru, ister tatlı yapın, ister börek içi, isterseniz de kahvaltılarda bir peynir çeşidi olarak kullanabilirsiniz. Süzülen suyundan börek de yapılıyormuş, onuda öğrenip yazarım sizlere.
Afiyet Olsun.

Şeker Portakalı (MİM)

Şeker Portakalı, işte beni çocukluğumda en çok etkileyen kitap. Jose Mauro De Vasconcelos'un yazmış olduğu, Şeker Portakalı. Tam iki kez okudum bu kitabı ve ikisinde de kitap bitinceye kadar ağladım. O kadar üzülmüştüm ki kitap kahramanı küçük Zeze'ye, günlerce aklımdan çıkmadı.
Zeze maddi durumu iyi olmayan bir ailenin çocuğuydu. İstediği çoğu şeye sahip olamayan bu çocuk, aynı zamanda çok da yaramazdı. (Özellikle Noel de sahip olamadığı hediye kısmında resmen hıçkıra hıçkıra ağlamıştım, dün gibi hatırlıyorum.) Zehir gibi akıllı olan bu çocuk, sürekli Edmundo dayısıyla görüşür ve ondan bir şeyler öğrenirdi. Ailesi, geç de olsa ondaki bu öğrenme isteğini fark etti ve okula yazdırdı. Okulda hiç yaramazlık yapmıyordu ve öğretmeninin en çok sevdiği öğrenci olmayı başarmıştı. 
Zeze ve ailesi taşınmak zorunda kaldılar.  Zeze'ye dayısından ve mahallesinden ayrılmak çok ama çok zor gelmişdi.  Zeze, taşındıkları küçük evin arkasındaki, dikensiz şeker portakalı fidanı kendine arkadaş…

KUŞLARIN GİZLİ KATİLİ:SAKIZ

Bir kaç gündür facebookta dolaşan bu habere, çok üzüldüm paylaşayım istedim. Atmayalım artık sakızlarımızı başı boş sokağa, hatta hiç bişeyi atmayalım, çöp tenekesi koymuşlar her köşe başına değil mi?

KUŞ ÖLÜMLERİ'nin en büyük sebeplerinden birisinin çiğnendikten sonra sokağa atılan SAKIZLAR olduğunu biliyormuydunuz..? Çünkü kuşlar bu sakızları ekmek parçası zannederek yemeye kalkışıyor,ancak ağızlarına yapışan ve gagalarını bir daha açmalarına imkan vermeyen sakızlar yüzünden açlık ve susuzluktan ölüyorlarmış..