12 Kasım 2010 Cuma

Cunda

Tarihin tozu üzerinde bir sahil kasabası Cunda, diğer adıyla Alibey Adası,  gidilesi, görülesi mekan. Hala balık kokusu burnumda, taze sebzelerin tadı damağımda... tarifi imkansız bir lezzet şöleni...

Cunda,  çarşısı... insanları...  Doğal ve samimi, Ege insanı işte sıcacık. Hemen her yer tanıdık geliyor size... sanki yıllardır burada yaşıyorsunuz, eve döndüğünüzde ise özlüyorsunuz. Daha önce niye keşfetmemişim diye üzülüyorsunuz...

Değirmen, Aşıklar tepesi, kilisesi, Despot evi, taş kahvesi, yol boyunca uzanan rum evleri, Cunda’nın tarihi dokusuyla bütünleşmiş restorantlarıyla muhteşem bir yer. Değirmenden,  adayı şöyle bir seyrederseniz, denizin mavisi ile iç içe geçmiş  zeytin ve çam ormanlarının görüntüsü, sizi adeta bambaşka diyarlara götürür. Adanın merkezi dışında özel plajlarda denize girilebiliyor, ama el deymemiş denizi, sizi yeniden keşfediyor. Lokma tatlısı, buzlu badem ve sakızlı dondurma ise sahilde dolaşırken “HAYIR” diyemeyeceğiniz lezzetlerden. Birde adaya giderseniz, mutlaka ve mutlaka kremalı sübye yemelisiniz.

Cunda genel görünüm

Cunda sahili

Kilise

Değirmen

Değirmen 2007 yılında Sayın Rahmi Koç tarafında restore ettirilerek, kütüphane haline getirilmiştir.
Cunda sokaklarından genel bir görünüm.

Cunda sokaklarından genel bir görünüm.

Hediyelik eşya cenneti. 

Değişik bir deniz canlısı ne olduğunu biz çözemedik bileniniz varsa bizi de aydınlatsın:)

Adaya giderseniz mutlaka;
·        Şeytan Sofrası ve Cennet Tepesi’nde günbatımını izlemeden,
·       Cunda Adası’nda Papalina, deniz börülcesi  ve kremalı sübye yemeden,
·         Kiliseleri ve değirmeni görmeden, Taş kahvede bir kahve yada çay içmeden,
·         Ayvalık adalarında su altı dalışı yapmadan,
·         Sarımsaklı'da denize girmeden,
·         Deniz kıyısındaki kafelerde Ayvalık Tostu yemeden,
·         Ada çevresindeki yat turlarına katılmadan,
·         Zeytinyağı ve zeytin almadan dönmeyin. (bu mekanların bazıları Ayvalıkta ama gitmişken görmemek olmaz)  

Adada beni tek üzen nokta, son zamanlardaki yapılaşma düzeni oldu. Özellikle adanın bakir alanlarının yapılaşmaya açılmasıyla, ülkemizde çok az kalan doğal güzelliklerden Cundayı da tehlike altında sokumuş. Cunda doğal haliyle güzel, “herşey dahil sisteminde” ne bu doğayı, nede tadı damağınızda kalacak lezzetleri asla bulamayacağız.

"giderseniz mutlaka" kısımı için http://www.cunda.gen.tr/ 'den faydalandım. Ama kendimde bir şeyler ekledim:)

4 yorum:

  1. http://aslisin.blogspot.com/2010/11/ruzgargulunun-hikayesi.html
    Bu yazının altına, Cunda'ya gidenlerden küçük bir ricada bulunduğum yazımı eklemek istedim.

    YanıtlaSil
  2. Hikayeyi bende okudum, gerçekten çok üzücü, Türkiye'nin diğer yüzü malesef.

    YanıtlaSil
  3. çok güzel bir uslupla anlatılmış

    YanıtlaSil
  4. Adsız---> çok teşekkür ederim :) mutlu oldum

    YanıtlaSil

Göğü Delen Adam

Yaş 35... Yolun yarısı... Son bir senedir eski ve/veya gelişmemiş diye adlandırabileceğimiz uygarlıkların aslında bizden çok daha g...