Ana içeriğe atla

YENİ MEDYA DÜZENİ

"Farkı, farklı insanlar yaratır" demiş pazarlama gurusu Seth Godin konuşmasında. Sadece on yıl önce böyle bir konferansın yapılacağı söylense güler geçerdik Uzay Yolu izler gibi. Şimdiyse böyle bir konferanstan sonra daha neler olabilir acaba diye merakla bekliyoruz; artık hiçbir şeye şaşırmayacağımıza söz vererek. Dijital medya başlığı altında bir sunum hazırlamıştım yaz okulu için. Öğrencilik hayatımda belki de ilk kez bir konuyla bu kadar iç içe olduğumu fark ettim. Pazarlamaya olan ilgimin dışında, gerçekten bildiğim hatta her gün uyguladığım konularla ilgili böyle bir konuda sunum yapmak oldukça verimliydi.

Yeni bir medya düzeninden bahsetmek ne kadar önemliyse, bu yeni düzende yer alabilmek ve bunun için çabalamak bu sürecin asıl kısmı. Yeni düzenin ilk kuralı ise "fark"lı olmak. Godin, okullarda ne kadar gereksiz bilgiyle doldurulduğundan ve bu gereksiz dolduruşun bizi sistemik şekilde tekdüzeleştirdiğinden de bahsetmiş. Ne kadar doğru demiş. Eğitim sistemi, oluşturulmasından sonra gerçek anlamda verimli olarak ne zaman güncellenmiştir acaba? Bu konuda geçenlerde bir konuşmaya şahit oldum. Eskiden ilkokulda "Hayat Bilgisi" dersinde "çekirdek aile" tanımı "anne, baba ve çocuklar" diye bizlere öğretilirken sonraları bunun boşanmış anne babaların çocuklarını psikolojik olarak kötü yönden etkilediğinden bu konuda kesin bir tanım yapılmamasına karar verilmiş. Bu güncellemeye güzel bir örnek olarak görünse de okyanusta bir damla sudan fazlası değil aslında.

İnternet üzerinden canlı yayınlanan ilk talk show programı olma özelliğiyle "The Young Turks" ile Cenk Uygur da internet fenomeni olmadaki başarısının sırrını paylaşmak üzere Yeni Medya Düzeni'nde bir konuşma yaptı. Konuşmasında birkaç püf noktasına da değindi. Örneğin Youtube'da yer verilen programlarının ismini tarih olarak girdiklerinde çok da ilgi çekmediğini farketmeleri üzerine videoların isimlerini programdaki konuklar veya içerikle ilgili olmasına dikkat etmişler. Bu, programa olan ilgiyi oldukça arttırmış. Yakın tarihte "zaplama" kültürünün tarih olacağı çünkü Apple TV, Google TV gibi teknolojilerin istediğimiz an istediğimiz programı izlememize olanak tanıyacağı da bizi şaşırtmayacak.

Yeni Medya Düzeni çoktan oluştu. Şimdi sıra bu düzeni en tepe noktaya taşımakta.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evde Ekşimek Yapımı

Bu hafta sonu kuzenimin nişanı nedeniyle halamdaydım. Halam, o hengame içerisinde sütü kaynatamadığı için sütü bozulmuş. Halam da bozulan sütü dökmek yerine, ekşimek yapıp değerlendirdi. Ben kapalı süt kullanıyorum ama bu fikri bilmeyenler için paylaşmak istedim.

Yapılışı: Bozulan süt kaynatılır. Arzuya göre içerisine yoğurt eklenir. Dibe çöken karışım, soğuduktan sonra, ince bir tülbente konularak süzülmesi beklenir ve ekşimek kullanıma hazır hale gelir. Loru, ister tatlı yapın, ister börek içi, isterseniz de kahvaltılarda bir peynir çeşidi olarak kullanabilirsiniz. Süzülen suyundan börek de yapılıyormuş, onuda öğrenip yazarım sizlere.
Afiyet Olsun.

Şeker Portakalı (MİM)

Şeker Portakalı, işte beni çocukluğumda en çok etkileyen kitap. Jose Mauro De Vasconcelos'un yazmış olduğu, Şeker Portakalı. Tam iki kez okudum bu kitabı ve ikisinde de kitap bitinceye kadar ağladım. O kadar üzülmüştüm ki kitap kahramanı küçük Zeze'ye, günlerce aklımdan çıkmadı.
Zeze maddi durumu iyi olmayan bir ailenin çocuğuydu. İstediği çoğu şeye sahip olamayan bu çocuk, aynı zamanda çok da yaramazdı. (Özellikle Noel de sahip olamadığı hediye kısmında resmen hıçkıra hıçkıra ağlamıştım, dün gibi hatırlıyorum.) Zehir gibi akıllı olan bu çocuk, sürekli Edmundo dayısıyla görüşür ve ondan bir şeyler öğrenirdi. Ailesi, geç de olsa ondaki bu öğrenme isteğini fark etti ve okula yazdırdı. Okulda hiç yaramazlık yapmıyordu ve öğretmeninin en çok sevdiği öğrenci olmayı başarmıştı. 
Zeze ve ailesi taşınmak zorunda kaldılar.  Zeze'ye dayısından ve mahallesinden ayrılmak çok ama çok zor gelmişdi.  Zeze, taşındıkları küçük evin arkasındaki, dikensiz şeker portakalı fidanı kendine arkadaş…

KUŞLARIN GİZLİ KATİLİ:SAKIZ

Bir kaç gündür facebookta dolaşan bu habere, çok üzüldüm paylaşayım istedim. Atmayalım artık sakızlarımızı başı boş sokağa, hatta hiç bişeyi atmayalım, çöp tenekesi koymuşlar her köşe başına değil mi?

KUŞ ÖLÜMLERİ'nin en büyük sebeplerinden birisinin çiğnendikten sonra sokağa atılan SAKIZLAR olduğunu biliyormuydunuz..? Çünkü kuşlar bu sakızları ekmek parçası zannederek yemeye kalkışıyor,ancak ağızlarına yapışan ve gagalarını bir daha açmalarına imkan vermeyen sakızlar yüzünden açlık ve susuzluktan ölüyorlarmış..