15 Ekim 2010 Cuma

Bir dil, birden fazla insan aslında

Dünyanın en fazla kişi tarafından konuşulan dili Çin'in Mandarin diliymiş. Halihazırda konuşulan ve unutulmuş dillerin sayısı binlerle ifade ediliyor. İnternette yaptığım kısa bir araştırmada dikkatimi çeken bir diğer bilgi ise Afrika kıtasında üç yüzden fazla dil konuşulduğu, hatta on iki kilometrede bir dilin değiştiğiydi. Diller konuşuldukları bölgelere göre ana bir başlık altında sınıflandırılarak spesifik hale geliyor. Örneğin İspanyolca, Portekizce, İtalyanca, Fransızca gibi milyonlar tarafından kullanılan diller "Hint-Avrupa Dilleri" başlığı altında toplanıyor.

Peki bir dil, bir insan demek midir sizce de?  Ana dilimiz dışında bir dil öğrenmek için yıllarımızı veriyoruz mesela. Öğreniyoruz da; ama bir süre kullanmayınca bu dili, başa sarıyoruz, bu sefer de hatırlamak için zaman harcıyoruz. Peki nedir bir dili gerçek anlamda öğrenmenin ve unutmamanın yolu?

Dil, nankördür nankör olmasına ama bir o kadar da sadıktır size. Dili unuttuğunuzu düşündüğünüzde bile, birkaç gün dili kullanabilme imkanı bulduğunuzda bilgileriniz güncellenir. Bir dili öğrenmek, o dilin gramer bilgisinden ibaret değildir. Özellikle dili, anadili olan biriyle öğrenip konuştuğunuzda o dilin ait olduğu kültürü, insanları, gelenekleri, coğrafi yapıyı; kısaca dili her yönden öğrenme olanağınız olur. Ve bu duygu tarif edilemeyecek kadar büyüktür.

Üniversite öğrencisiyken İspanyolca öğrenme fırsatı yakaladım.  Kursta bize gramer bilgisi öğreten hoca, her yıl kısa süreliğine de olsa İspanya'ya giden biriydi. Klasik gramer bilgilerinin yanında bize oradaki deneyimlerinden de sürekli örnekler veriyordu. İkinci kura geçtiğimizde konuşma-dinleme için Kolombiya, Şili, Küba'dan gençlerle pratik yapma imkanı bulduk. Kursun dışında da vakit geçirdiğimden Latin kültüründen bir şeyler kapmanın yanında İspanyolca'yı biraz zorlarsam anlaşabilecek derece öğrendiğimi farkettim. O kadar genişletti ki bu iletişim benim vizyonumu, içinde bulunduğum sınırlar yetersiz gelmeye başladı; daha geniş sınırlar istedim, daha farklı insanlarla tanışmak, daha farklı dillere yabancı olmamak istedim. Bu bağlamda en büyük şansım Varşova'da bir dönem boyunca Erasmus öğrencisi olarak bulunmak oldu. Dünyanın her bir tarafından yüzlerce arkadaşım oldu. Bu, yüzlerce kültür, yüzlerce düşünce, yüzlerce zihin demekti. Ve bu çeşitliliğin içinde geride bırakmış olduğum hayatımı düşününce aslında ne kadar da küçük dünyalarda, küçük zihinlerle, küçük kültürlerle yaşamış olduğumun farkına vardım.

Artık daha büyük düşünüyorum. Bir dilin birden fazla insan olduğunu biliyorum. Dili öğrenmenin yeterli olmadığını, sahip olduğu vizyonu anlayabilmek için  kültürüyle tanışmak gerektiğini biliyorum. İngilizce, birazcık Almanca, İspanyolca ve şimdi de Yunanca peşindeyim. Bu dillerden olacağım çok kişi, öğreneceğim çok büyük dünyalar var.

Yeni dillere, yeni dünyalara süresini bilmediğim bir yolculuğum var.

1 yorum:

  1. Ben de üniversiteyi farklı kültürlerin, farklı dillerin içinde geçirdim. Kesinlikle bir dil veya bir kültür insanının ufkunu genişletmekle kalmıyor, hayatını bambaşka bir yöne çekiyor.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...