4 Ekim 2010 Pazartesi

Hey Özgürlük!!!

Bazen hayatın içinde kaybolup gidiyor, kimliğimizi yitiriyoruz.  İçimizdeki gerçekliğin dışında, farklı bir yol izliyoruz. Neden hiç yapmak istediğimiz bu mu diye sormuyoruz? Ya da soruyoruz da, karşımıza cevap olarak "ama"lardan başka bir şey mi çıkmıyor?

Özgür müyüz? Özgür olabilir miyiz? Özgür değiliz hiç birimiz, toplum/topluluk içerisinde yaşadıkça da özgür olmayız. Çünkü her toplum kendi kurallarıyla kavrulur, kurallar dışına çıkmak isterseniz yanarsınız.

Özgür olmak için kaçıp gitmek mi gerekir? Belki... Ama insansız mutlu olabilir miyiz? Tek başına yaşamak istemiyorsak, kaçıp gitsek de özgür olmayız. Hayat,  bu kısır döngüler içerisinde sürüp gidiyor sanırım.

Bu yazıya son vermeden önce, özgürlük olgusunu çok iyi anlatan Tiziano Terzani''nin “Atlı Karınca da Bir Tur Daha” adlı  kitabından alıntı öyküyü sizlerle paylaşmak istiyorum.

Adamın biri bilge bir kral olmakla ün salmış olan Kralın yanına gider. Krala şunu sorar ''Efendim söyleyin bana hayatta özgürlük var mıdır?'' Kral ''elbette'' der, ''Kaç bacağın var senin?'' adam soruya şaşırarak ''iki efendim'' der. Kral ''Pekala, tek bacağının üstünde durabilir misin?'' ''Elbette'' diye cevap verir adam. Kral ''O halde hangi bacağın üstünde duracağına karar  ver''. Adam biraz düşünür ve sol bacağı üstünde durmaya karar verir. ''Tamam'' der Kral ''Şimdi de öteki bacağını kaldır.'' adam şaşırır ''Bu imkansız Kralım'' der. ''Gördün mü?'' der kral ''Özgürlük budur. Sadece ilk kararı almakta özgürsün. Ondan sonrasında değil.”

Sonrasında da Can Yücel’in dediği gibi;

Önüne geçemediğin tek şey kaderdir,
Seni yaşama bağlayan herşey aslında bir mucizedir.
Bugün yaşadığın herşey, dünden kalma sebeplerdir.
Ve aslında hayat dediğin; "Yaşayabildiğin kadar güzeldir".

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Göğü Delen Adam

Yaş 35... Yolun yarısı... Son bir senedir eski ve/veya gelişmemiş diye adlandırabileceğimiz uygarlıkların aslında bizden çok daha g...