18 Haziran 2019 Salı

Ev Yapımı: Çilekli Puding




Süt içmeyi sevmeyen miniklere ev yapımı alternatifler:) Benim oğlum ve arkadaşı pek sevdiler:)) Bu işin, üzücü olan tarafı ise  çilek mevsiminin bittmiş olması:) O zaman durumu tekrar gözden geçirip, farklı alternatifler denemeye devam:) 

Malzemeler: (4-6 kişilik)

  • 500 ml süt
  • 3 yemek kaşığı un
  • 1 çay bardağı şeker
  • 1 adet yumurta
  • 1 tatlı kaşığı tereyağı
  • 1 paket vanilya
  • 10 adet orta boy çilek
Yapılışı:

Tereyağ dışındaki tüm malzemeleri tencereye ekleyip rondodan geçirin. Kaynayana kadar karıştırın. Kaynayınca altını kapatıp tereyağını ekleyin. Hazırladığınız kaselerinize paylaştırın. Üzerini dilediğiniz gibi süsleyebilirsiniz:) Bizim süsleri oğlum yaptı:) Çiçek gibi olsun anne dedi:) Afiyet olsun :)

20 Mayıs 2019 Pazartesi

Herşey olduğu gibi…

”Ne aradıysam zıddını buldum, doğruyu aradım yanlışı buldum, dostumu aradım düşmanımı buldum, aramayı bıraktığımda ise doğruların ve yanlışların ötesinde renklerin zıtlığında resmin bütününü gördüm.
Ne doğru vardı, ne yanlış, ne kötü vardı, ne iyi, herşey olması gerektiği gibi. Herşey olduğu gibi!”
Virgina Woolf




Bu sözler belkide hayatın kendisini anlatıyor! İyilik, kötülük, doğru, yanlış, dost, düşman? Bu tanımlamalar Kime göre...neye göre...

Zaman geçiyor yaşadığına bir daha bakıyorsun iyi zannettiğin kötü, yanlış bildiğin doğru görünüyor gözüne... Zamanla iyi, kötü, doğru, yanlış, çirkin, güzel dememeye başlıyorsun..
Parçalar tek tek birleşiyor, bütünü görüyorsun
Her an yeniden bakabilmeye başlıyorsun... "an" a taşınıyorsun...
ve sonra anlıyorsun... herşey olması gerektiği gibi... Herşey olduğu gibi!”

15 Mayıs 2019 Çarşamba

herkes gibi değil!



 "Normallik asfalt yol gibidir: Yürümesi rahattır, lakin tek bir çiçek bile açmaz üzerinde." 
*Vincent Van Gogh*



Vincent Van Gogh nedendir bilmem farklı resim tarzıyla bana hep farklı gelmiştir. Resimden profesyonel anlamda çok fazla anlamam ama Van Gogh'un resimleri, bana nedensizce bişeyler anlatırdı. Bu sene Amterdamdaki"Van Gogh Museum" 'u gezme fırsatı yakaladım. ve anladım ki.. Tarzdır Asıl Olan

İlk dönem eserlerinde Van Gogh'u Van Gogh yapan tekniği yoktu, zaman içerisinde renkleri ve tarzını geliştirdi. Bu dönemde ise çokca ruhsal bunalımlar yaşadı. Renklerin zıtlığını kullanırken, hayatın zıtlıklardan oluştuğunu anlatmak istiyordu belkide. Hep endişeyle, merakla, hevesle beklediği tabloları, o yaşarken anlaşılamadı. Yaşarken sadece ama sadece 1 tablosu satılmıştı. İntiharından 1 ay önce Paris ve Brüksel'de ünü yayılmaya başlamıştı... Tek yapması gereken belkide biraz daha sabır göstermesiydi.

Bu müze bana şöyle fısıldadı: "Ne yaparsan yap, herkes gibi değil, kendi tarzınla yap ve sabret ki her karanlık gecenin ardında bir sabah vardır"




1 Şubat 2019 Cuma

Balkabaklı Cheese Cake


Cheese Cake'i normalde borcama tek parça halinde yapıyordum. Son zamlardan sonra, bazı ürünlerin paketlerini küçültüler biliyosunuz. Burçak bisküvide bu ürünler arasındaymış. Karışımı yaptım, bir baktım borcam büyük geldi :/ Demokraside çareler tükenmez diyerek bu minik borcamları kullandım. Aslında servis açısından iyi oldu:) Eğer sizinde daha önceden yaptığınız bisküvili tarifleriniz varsa, bu durumu göz önünde bulundurun derim:) (Tariften 7 adet çıktı, zorlarsanız 8 olur)

Malzemeler:
- 1 paket burçak bisküvi,
- 1 kutu labne peynir (200 gr),
- yarım çay bardağı  + 2 yemek kaşığı toz şeker ,
- 3 yemek kaşığı tereyağ,
- yarım çay bardağı yoğurt,
- 2 yumurta,
- 1 paket vanilya,
-2 dilim bal kabağı tatlısı

Sos Malemeleri:
- yarım kilo bal kabağı tatlısı
- 1 tatlı kaşığı nişasta,
- yarım çay bardağı su,

Cheese Cake'in Yapılışı:
Bisküvileri un kıvamına gelene kadar ezin veya rondodan geçirin. Oda sıcaklığında yumuşamış tereyağını bisküvilerin üzerine ekleyip, iyice birbiriyle karışana kadar yoğurun. Tart kalıbınıza veya uygun boyuttaki kabınıza hazırladığınız bisküvileri düzgün bir şekilde yerleştirin. Buzdolabına koyarak bir saat kadar bekletin. Başka bir kabın içinde yumurtaları ve şekeri koyarak çırpın, karışım köpük kıvamına gelince labne peyniri, yoğurdu, 
vanilyayı koyup, iyice çırpın. en son bal kabağınıda püre yaparak ekleyin ve son bir ke çırpın. Elde edilen karışımı, buzdolabından çıkardığınız bisküvilerin üzerine dökün ve önceden ısıtılmış ılık fırında 175 derecede 30 dakika pişirin. Fırından çıkarttığınız keki soğumaya bırakın. 

Üzerindeki Sos'un Yapılışı:

Bal kabağı tatlısını püre haline getirin. İçerisine nişasta ve suyu ekleyin ve bir taşım kaynatın.Sosu soğumaya bırakın ve kekin üzerine ekleyin. Cheese Cake'inizi en az  4-5 saat, mümkünse 1 gün buz dolabında dinlendirin. Afiyet olsun:)

31 Ocak 2019 Perşembe

Nergis Üzerine Bir Mith


Nergisler çiçekçi tezgahlarını süslemeye başlamış! Ne çok severim nergisleri, mis gibi kokarlar... Nergisleri görünce aşağıdaki mith ve Simyacı kitabında okuduğum bu hikaye geldi aklıma!  Mith'ler çok değerli aslında, çok fazla şeyi gizlice anlatıyorlar! Egosal aynalamayı kısa ve öz bir şekilde anlatan bu mith, derinlerde bir yerlerde herseyini birbiriyle bağlantılı olduğunu hissettiriyorlar insana...
Siz de okuyun bakalım sevecek misiniz? 


Bir kervancının getirdiği kitabı eline aldı Simyacı.Kapağı yoktu kitabın, ama gene de yazarının kim olduğunu anladı: Oscar Wilde’dı yazar. Kitabın sayfalarını karıştırırken, Narkissos’u anlatan bir öyküye rastladı.
Narkissos’un, kendi güzelliğini her gün bir gölün sularında seyretmeye giden bu yakışıklı delikanlının efsanesini biliyordu Simyacı. Bu delikanlı kendi görüntüsüne öylesine vurgunmuş ki, günün birinde göle düşüp boğulmuş. Onun göle düşüp boğulduğu yerde de bir çiçek açmış, bu çiçeğe nergis adı verilmiş.
Ama kendi yazdığı öyküyü böyle bitirmiyordu Oscar Wilde.
Tatlı su gölünün kıyısına gelen orman tanrıçaları Oreas’ların, gölü bir acı gözyaşı kavanozuna dönüşmüş olarak bulduklarını yazıyordu Oscar Wilde.
-Neden ağlıyorsun? diye sormuş Oreas’lar.
-Narkissos için ağlıyorum, diye yanıtlamış göl.
-Ne var bunda şaşılacak, demiş bunun üzerine orman tanrıçaları. Bizler ormanlarda boşu boşuna onun peşinde dolaşır dururduk, ama onun güzelliğini yalnızca sen görebilirdin yakından.
-Narkissos yakışıklı bir genç miydi? diye sormuş göl.
-Bunu senden daha iyi kim bilebilir ki? diye karşılık vermiş iyice şaşıran Oreas’lar. Her gün senin kıyılarına gelip sularına bakıyordu!
Göl bir süre sessiz kalmış.Sonra şöyle konuşmuş:
-Narkissos için ağlıyorum, ama onun yakışıklı olduğunu hiç farketmemiştim ben. Narkissos için ağlıyorum, çünkü sularıma eğildiği zaman, gözlerinin derinliklerinde kendi güzelliğimin yansımasını görebiliyordum.
-İşte çok güzel bir hikaye, dedi Simyacı.

Paulo Coelho

Oscar Wilde'ın sonunu hikayeleştirdiği mith aslında şu şekildedir.

"Kendine aşık olanlara aldırmayıp, onları karşılıksız bırakan ve çok güzel bir peri kızı olan Ekho, bir gün avlanan bir avcı görür. Narkissos adındaki bu avcı çok yakışıklıdır. Ekho bu genç avcıya ilk görüşte âşık olur. Ancak Narkissos bu sevgiye karşılık vermeyerek, peri kızının yanından uzaklaşır. Ekho bu durum karşısında günden güne eriyerek, kara sevda ile içine kapanarak ölür. Bütün vücudundan arta kalan kemikleri kayalara, sesi ise bu kayalarda 'eko' dediğimiz yankılara dönüşür. Olimpos dağında yaşayan tanrılar bu duruma çok kızar ve Narkissos'u cezalandırmaya karar verirler. Günlerden bir gün av izindeki Narkissos susamış ve bitkin bir şekilde bir nehir kenarına gelir. Buradan su içmek için eğildiğinde, sudan yansıyan kendi yüzü ve vücudunun güzelliğini görür. O da daha önce fark edemediği bu güzellik karşısında adeta büyülenir. Yerinden kalkamaz, kendine âşık olmuştur. O ana dek kimseyi sevmediği kadar, sevmiştir kendi görüntüsünü. O şekilde orada ne su içebilir, ne de yemek yiyebilir, aynı Ekho gibi Narkissos da günden güne erimeye başlar ve orada sadece kendini seyrederek ömrünü tüketir. Öldükten sonra da vücudu nergis çiçeklerine dönüşür."

10 Ocak 2019 Perşembe

İNCİLİ GASTRONOMİ REHBERİ RAFLARDA

                                    
Türkiye’de benzeri olmayan bir değerlendirme ve derecelendirme yöntemi kullanarak gastronomi rehberi hazırlamaya karar verişimizin üzerinden iki yıldan fazla süre geçti.
Artık dünya çapında restoranlarımız, şeflerimiz, tadı damaklarda yer eden lezzet duraklarımız olmasına karşın geçtiğimiz yıla kadar sektörü etik kurallar çerçevesinde değerlendirecek, işini iyi yapanları teşvik edecek, yeme-içme severlere yol gösterecek bir rehber yoktu.
Bu açık Hürriyet Gazetesi ve Karaca iş birliğiyle kapandı. Türkiye’nin en güçlü yeme- içme yazarları, kanaat önderleri ve gizli müfettişlerinin katkılarıyla İstanbul, Bodrum, Alaçatı ve Çeşme’deki restoranları değerlendiren ilk İncili Gastronomi Rehberi 2017 Kasım’ında yayımlandı.
İncili Gastronomi Rehberi’nin ikincisi ise 18 Aralık itibarı ile raflardaki yerini aldı. Ardında yoğun bir emek ve zorlu bir süreç olan rehberin bu yıl kapsamı da genişledi, İzmir ve Ankara’daki restoranlar da değerlendirmeye dahil edildi. 422 restoran ve 257 lezzet noktasının yer aldığı rehberimizin içeriği kadar tasarımında ve derecelendirme sisteminde de yenilikler var. İnci sayısı dörtten beşe çıktı. Ayrıca restoranlar kategorilerine ayrılarak aranan yerlerin daha kolay bulunacağı bir düzenleme de yapıldı.

İncili Gastronomi Rehberi’nin websitesine https://inciligastronomirehberi.hurriyet.com.tr/ adresinden ulaşabilirsiniz.

İLKELER
  • Gastronomi Rehberi projesinde görev alacak gizli müfettiş seçimleri yapılırken restoranlarla özel ya da maddi ilişki olmamasına dikkat edildi.
  • Yeme-içme tutkunları arasından seçilen müfettişlerden 'görevlerini', çevrelerinden ve puan verdikleri yerlerden kesinlikle gizli tutmaları istendi.
  • Şefler, restoran sahipleri ve işletmeciler etik olmayacağı düşüncesiyle müfettiş olarak seçilmedi.
  • Gönüllülük esasına göre katkıda bulunan 200’ün üzerinde gizli müfettiş son bir yıl içinde gittikleri restoranları değerlendirdi.
  • Listemizde olan her işletme en az üç müfettiş ve proje ekibinden bir kişi tarafından ziyaret edildi. 
  • Kurgulanan sisteme göre restoranlar malzeme, lezzet, servis, kimlik, sunum ve dekorasyon özellikleriyle puanlandırıldı.
  • Sistemin kapanmasının ardından çıkan sonuçlar proje ekibi ve danışma kurulunun kanaatlerinin de dikkate alınmasıyla nihai halini aldı.
  • İstanbul, Ankara, İzmir, Çeşme, Alaçatı ve Bodrum’daki restoranları kapsayan rehberde 5 İncili 3; 4 İncili 30; 3 incili 86, 2 incili 168 ve 1 incili 135 olmak üzere toplam 422 restoran ve 257 lezzet noktası bulunuyor.
  • Listeler hazırlanıp değerlendirmeler başladıktan sonra açılan mekanlara ‘Yeni Açılanlar’ bölümünde yer verdik.
  • Ayrıca yeni açılan ve kapanan restoranlar web sayfamızda güncellenecektir.

İnci Açılımları
  • 5 İnci: Olağanüstü deneyim
  • 4 İnci: Mükemmel
  • 3 İnci: Çok iyi 
  • 2 İnci: İyi 
  • 1 İnci: Gitmeye değer 

Restoranların fiyat aralığı;
  • ₺:        0-50 TL
  • ₺₺:     50 – 100 TL
  • ₺₺₺:  100 – 250 TL
  • ₺₺₺₺:            250 TL+
Bir boomads advertorial içeriğidir.

11 Kasım 2018 Pazar

Hayat


Güzelmiş;)

"Buda, bir ormanda yolculuk ediyormuş.

Sıcak bir günmüş. Susamış ve öğrencisine demiş ki; “Küçük bir çayın üzerinden geçtik. Geri dön ve bana biraz su getir”

Öğrencisi geri dönmüş. Ama çay çok küçükmüş ve üzerinden arabalar geçmiş. Su bulanmış. Çamurlanmış. Artık içilemez bir haldeymiş. Bu yüzden; “Geri dönmeliyim” diye düşünmüş. Geri dönmüş ve Buda’ya demiş ki; “O su tamamen çamurlandı ve içilemez durumda. İzin ver ileriye gideyim. Buradan birkaç kilometre uzakta bir nehir biliyorum. Gidip oradan su getiririm”

Buda demiş ki; “Hayır! Aynı çaya geri dön”

Buda bunu söylediği için öğrencisi itaat etmiş. Ama suyun getirilecek durumda olmadığını bildiği için yarım gönüllü gitmiş. Ve boşu boşuna zaman harcadığını düşünüyormuş. Üstelik o da susamış. Ama Buda söylediği için gitmek zorundaymış.

Yine gidip geri dönmüş ve demiş ki; “Neden ısrar ediyorsun? Su içilemez durumda”

Buda demiş ki; “Yine git”

Ve Buda dediği için öğrencisinin itaat etmesi gerekmiş.

Çaya üçüncü gidişinde su her zamankinden daha berrakmış. Toz akıp gitmiş. Ölü yapraklar gitmiş ve su yine safmış. O zaman öğrencisi kahkaha atmış. Suyu dans ederek getirmiş. Buda’nın ayaklarının dibine çökmüş ve demiş ki;

“Öğretme yolların mucizevi. Bana büyük bir ders verdin. Yalnızca sabra ihtiyaç olduğunu ve hiçbir şeyin kalıcı olmadığını”

İşte temel öğreti bu. HER ŞEY gelip geçici. O zaman neden endişelenesin?

YALNIZLIĞINA geri dön. Şimdiye dek her şey değişmiş olmalı. Hiçbir şey aynı kalmaz. Sen sabırlı ol. Tekrar, tekrar, tekrar git. Birkaç gidiş gelişten sonra o yeniden, SAF BİR YALNIZLIK olacak ve bundan rahatsızlık duymayacaksın.

Öğrencisi de ikinci defa giderken Buda’ya sormuş; “Gitmem konusunda ısrar ediyorsun. Ama o suyu saf kılmak için bir şey yapabilir miyim?”

Buda demiş ki; “Lütfen hiçbir şey yapma. Aksi halde onu daha da kirletirsin. Ve çaya girme. Sen dışarıda kal. Kıyıda bekle. Senin çaya girmen kargaşa yaratır. Çay kendi kendine akar. Bu yüzden bırak aksın”

Ve unutma; Yaşam bir AKIŞ. Su akıp gider. HER ŞEY değişir.

Ve akan, yalnızca nehir değil. SEN de akarsın.

HER ŞEYDEKİ gelip geçiciliği gör. Acele etme.

HİÇBİR ŞEY yapmaya çalışma.

Yalnızca BEKLE.

Beklemek, en güzel YAPMAYIŞTIR.

Ve eğer bekleyebilirsen, DÖNÜŞÜM gelecektir.

Bu bekleyişin kendisi bir DÖNÜŞÜMDÜR"

Ev Yapımı: Çilekli Puding

Süt içmeyi sevmeyen miniklere ev yapımı alternatifler:) Benim oğlum ve arkadaşı pek sevdiler:)) Bu işin, üzücü olan tarafı ise  çil...