22 Mart 2018 Perşembe

Bir Yemek Yeme Sorunsalı : Masada Oturamama


Yemek yerken masada oturmak yerine sürekli gezinen bir evladınız mı var?😅😅😅 Allah kolaylık versin:)

Bizim evde de bir adet o ufaklıktan vardı:) Sürekli otur demekten yorulmuş, yılmıştık:)) Sadece biz değil evladımız da yılmıştı!!! Yemek saatleri uzadıkça uzuyor, sinirler yıprandıça yıpranıyordu:// Yemek saatleri işkenceye dönmüştü!! Bir çözüm bulunmalıydı ama ne?? Sonra oğlumun okul kitabını incelerken, okul kuralları diye bir sayfa gördüm... O anda şimşekler çaktı!! Yemek kuralları oluşturmak ve ödül tekniğiyle desteklemek:) 

Kuralları beraber oluşturduk:) Beraber oluşturmak öenmliydi bence:) Kendinin dahil olduğunu hissetmesi daha kolay adapte olmasına neden oldu:)  İlk iki gün baya zorlandık kurallara uymakta, ama pes etmedik:) Arada yine kuralları bir red etme durumu söz konusu oluyor ama işi tatlıya bağlamaya çalışıyoruz:))


  Birde ödül çizelgesi:) 

Alışkanlık oluşunca zaten ödül yavaş yavaş ortadan kalkıyor:)  2 haftadır uyguluyoruz:) (annane/babane gittiğimiz her yer dahil taviz vermiyoruz yani) baya bir ilerleme kaydettik:) Benzer sorunu olan varsa belki çözüm olur diye paylaşayım dedim:) Sevgiler

Resim: dreamstime.com

20 Mart 2018 Salı

Şems Güneştir


“Aradığın şey o kitaplarda değil, aradığın şeyi okuyarak bulamazsın.
Sende eksik olan şeyi gözlerinle tamamlayamazsın.
Aradığın şeyi dünyada arayacaksın, aradığın şeyi yüreğinle bulacaksın.
Dünyadaki tüm kitaplar, tüm hesaplar, akıl oyunları, sayfalarca laflar, sevginin yerini tutmaz.
Okuyarak öğreneceksin ama severek anlayacaksın.”

Şems-i Tebrizi

19 Mart 2018 Pazartesi

Ermiş


Kısacık bir kitap. 54 Sayfa ama anlattıkları baya bir okkalı!! İstersen bir oturuşta biter... Ama istemeyeceksin... Buna eminim, her sayfası içine işleyecek! Zaten bu kitap hiç bitmeyen baş ucu kitaplarından. Ara ara aç, çevir çevir oku! Özümse kitabı, eminimki her okuduğunda başka bir tarafını alacaksın, neye ihtiyacın varsa!!!

Bir şehirden ayrılmak üzere olan Bilge’ye, halkın sorduğu 26 ayrı konuya dair Bilge'nin cevaplarından oluşan kitapta, özellikle özgürlük, aşk evlilik, çocuk ve yasalara üzerine yazdıklarını çok beğenmiştim! Kitabı baştan aşağı çizdim diyebilirim:) Bu ara baştan okuyasım var :) (Alacaklarım çok farklı olacak eminim)

Kitaptan şeçtiğim bazı alıntılar:

Evliliğe Dair:
Birlikte durun ama yapışmayın birbirinize: Çünkü ayrı durur tapınağın sütunları. Hem birbirinin gölgesinde büyümez meşeyle selvi.
----
"Çünkü gerçekten iyi olanlar, çıplak olana “giysin nerede?”, evsiz olana “evin ne oldu?”diye sormazlar."
----
"Ve bilir ki, dün bugünün anısı, yarın ise bugünün rüyasıdır. "
----
Çocuklara Dair:
"Çocuklarınız sizin çocuklarınız değildir. Onlar Hayat’ın kendine duyduğu hasretin oğulları ve kızlarıdır. Onlar sizin vasıtanızla gelirler fakat sizden değiller, Ve gerçi sizinledirler, ama size ait değiller. Onlara sevginizi verebilirsiniz, ama düşüncelerinizi değil, Zira onların kendi düşünceleri var." 
----
"Malınızdan mülkünüzden verirken pek fazla bir şey vermiş sayılmazsınız. Gerçekten vermek kendinden vermektir. Çünkü mal mülk, bir gün gerekir endişesiyle alıkoyup sakladığınız şeylerden başka nedir ki"

Arka Kapak Yazısı:

"İnsan için tüm amaçlarını susuzluktan çatlamış dudaklara ve tüm yaşamı bir çeşmeye dönüştüren bir armağandan daha büyüğü yoktur kuşkusuz. Benim şerefim ve ödülüm işte bu armağanda yatıyor. Ne zaman içmek için çeşmeye gelsem, diri suyun kendisini susamış bulmamda..." 

 Yıllar boyu kendisine yurt olan kentten ayrılırken, Ermiş'ten geride bıraktığı halka hitap etmesi istenir. Kent halkı ona aşk, evlilik, suç, ölüm, güzellik ve daha pek çok konuda sorular yöneltir. Aldıkları karşılık, hoşgörü ve sevginin biçimlendirdiği bir insan yaşamı üzerine hazine değerindeki öğütlerdir. Haklıyla haksızın, suçluyla suçsuzun, dimdik ayakta duranla düşmüşün aslında aynı insan olduğu bir yaşamdır bu...

12 Mart 2018 Pazartesi

Bir şaman öğretisi: “BEN, BEN OLDUĞUM İÇİN SEN, SENSİN.”


Bir şaman öğretisi: “BEN, BEN OLDUĞUM İÇİN SEN, SENSİN.” 

Doğada hiç bir şey kendisi için yaşamaz...
Nehirler kendi suyunu içemez...
Ağaçlar kendi meyvesini yiyemez...
Güneş kendisi için ısıtamaz...
Ay kendisi için parlamaz...
Çiçekler kendisi için kokmaz...
Toprak kendisi için doğurmaz...
Rüzgar kendisi için esmez...
Bulutlar kendi yağmurlarında ıslanmaz...

Doğanın Anayasasında ilk madde şudur;
Her şey bir biri için yaşar...
Bir biri için yaşamak doğanın kanunudur.
Eski çağlardan beri süregelen bir anlayış bu, Bütünlüğü anlatırdı,
Özü iki cümle idi; “BEN, BİZ OLDUĞUMUZ ZAMAN BENİM, BEN, BEN OLDUĞUM İÇİN SEN, SENSİN.”

Eski halklar ne kadar bilgelermiş! Değişen hayat koşulları ile esas olanı unutmuşusuz(belki unutturulmuşuz) zamanla! Her olanı olduğu gibi kabullenip, anlamak kolay değil... Evrende herşeyin birbirini tekiklediğini farketmek, kelebek etkisini hissetmek... bütünü hissetmek, anlamak!! Siz ne düşünüyorsunuz bu öğreti hakkında?

ve Halil Cibran'da bu öğretiyi destekler nitelikte bu sözleri söylemiş:)

"Veririm ama sadece hak edenlere.’ dersiniz sık sık.
Ne meyve bahçenizdeki ağaçlar böyle der ne de çayırlarınızdaki sürüler.
Onlar yaşayabilmek için verir; çünkü vermekten kaçınmak yok olmaktır."
Halil Cibran



9 Mart 2018 Cuma

Hakkari'de Bir Mevsim




Öyle bir kitap okudum ki içimi yaktı geçti,
Öyle bir kitap okudum ki karda geçen bir düş gibiydi,
Öyle bir kitap okudum ki daha insani yazılabilir miydi...


Bilemiyorum...


Ferit Edgü ilk tanışma kitabım, ama son olmadı.  Dili çok akıcı ama anlattıkları çok acı...



Edgü, Hakkari'nin bir köyünde öğretmenlik yapan bir adamın yaşadıklarını ve bölgedeki sorunları, siyaset karıştırmadan insani yönüyle bizlere anlatmış. Anlatırken Hakkari'nin en zor mevsimini seçmiş! Kış mevsimi...Kar.. ama şiddetli bir kar! Eminim her mevsimi başka zordur, ama kış her satırda, kendini olanca soğukluğuyla hissetiriyor! 


Kendi memleketimizin bir köşesinde yabancı olduğumuzu hissetmek; en kötüsü de kendi insanımıza yabancı olmak... orada kendi benliğini aramak... kaybolmak!! 


Hakkari'de Bir Mevsim, Japonca ve Çince dahil birçok dile çevrilmiş, aynı zamanda Erden Kıral yönetmenliğinde filme uyarlanarak, 33. Berlin Film Festivali'nde aralarında Gümüş Ayı'nın da olduğu 5 ödül kazanmıştır. Filmin başrolünü Genco Erkal üslenmektedir. Filmi izlemedim, ama izleyeceğim bir ara:)  Kitabı mı? Okumadıysanız, okuyun, şiddetle tavsiyemdir!

" Hoca benim kardeş hasta, diyor.
Nesi var? diyorum.
Atesi var çok, diyor. ölecek.
İlaç vereyim mi? diyorum.
Hayır portakal ver, diyor.
Portakal yememiştir hiç.”.


Arka kapak yazısı:


"O"yu (Hakkari'de Bir Mevsim) sadece gerçekçi bir roman olarak saymak yetmez, gerçeğin inanılmaz bir düşe dönüştüğü, şaşırtıcı bir öyküdür bu. Ferit Edgü'nün gerçek bir yaşamı, bir roman yaşamına çevirmesindeki beceriye hayran oldum. Çünkü 'O' gözlem gücünü anlatı ustalığından alıyor. -Melih Cevdet Anday-

7 Mart 2018 Çarşamba

kimse tesadüf değil kimsenin hayatında


Tesadüfler henüz çözümleyemediğimiz düzenlerden ibaret. Anlamadığımız şeye saçma diyoruz. Okuyamadığımız şeye laf salatası diyoruz. 
Özgür irade yok.
Değişkenler yok.
Sadece kaçınılmaz olan var.
Sadece bir gelecek var ve seçme şansımız yok. 
İşin kötü yanı hiçbir şeyi kontrol edemiyoruz.
İşin iyi yanı ise hata yapma ihtimalimiz yok.


                          Gösteri peygamberi - Chuck Palahniuk

Hiç kimse, hiç bir şey tesadüf değil hayatımızda!

Hayat arkadaşımız, çocuklarımız, anne babamız, kardeşlerimiz ve hatta yolda yürürken gördüğünüz biri bile bizim için tesadüf değil. Her karşılamada hem öğretmen hem de öğrenciyiz aslında. Her karşılaştığımız kişiyle bir alacak verecek hesabı var aramızda! Kimi zaman sınav, kimi zaman ders alma...

Kimimiz ego savaşı verir, kiminin derdi tasası para, kimi geçmişte yaşar kimi ise gelecekte!!

Zaman zaman dejavu yaşar gibi bir hissiyata kapılırız! Sorarız kendimize "Dönüp dolaşıp niye aynı şeyi yaşıyorum, yada neden hep bu tarzda insanlarla karşılaşıyorum!!!" İşte bunun tek sebebi var, geçmişte alman gereken dersi alamamışsındır ve hesabı ödemeden kalkmışsındır... yani "Ne ekersen onu biçersin!" ilkesi işiliyor demektir. Bundan kurtulmak için, sorunu görmen,anlaman ve düzeltmen gerekir. 

İnsan yaşadıklarıyla olgunlaşıyor.Yaşadıkça büyüyor...Bazı sınavlar çok ağır... Ve bazı insalar/olaylar bizi BİZ yapmak için varlar.  Ayna gibidir onlar, bakıp görüp hissetmen ve eksik olanı görüp kendi yüreğine yama yapman gerekir. Bu yolda sakin ve emin olmalısın! Sınavını farketmeli, onla yüzleşmeli ve korkup kaçmamalısın (yaralanacaksın bunu göze almalısın)... ve tüm bunları yaparken rüzgar ekip, fırtına biçmemelisin:) Yoksa sen, SEN olamazsın!!! 

Ve alacak verecek hesabı bittiyse, sınavlar verildiyse o kişiler çıkıp gidiyor bir şekilde hayatlarımızdan... Bazıları kalır onlarsa kaderdir;) Kaderinizi sevin:) Dertlerinizi de;)

Şimdide kalın dostlar;) Sevgiler

Görsel:https://pixabay.com/en/

2 Mart 2018 Cuma

Bal Kabaklı Kek



Starbucks'un pumkin spice lattesinin mevsimini sürekli kaçırdığım için evde yapmaya karar verdim ama sonuç felaket oldu:// Kalan kabakları tatlı yapacağım tabiki ama alternatif bir kekde fena olmaz diyerek bu tarifi denedim. Sonuç baya güzel oldu, sizde br kabak severseniz, mevsimi geçmeden deneyin derim😉

Malzemeler:
- 2 adet yumurta,
- 1,5 su bardağı toz şeker,
- 1 paket vanilya,
- 1 paket kabartma tozu,
- yarım su bardağı süt,
yarım su bardağı sıvı yağ,
- 2 su bardağı un,
- 1 yemek kaşığı tarçın,
- 1 çay bardağı sıvı yağ,
- 1 su bardağı haşlanarak püre haline getirilmiş bal kabağı,
- 1 su bardağı ceviz,
Yapılışı:

Şeker ve oda sıcaklığındaki yumurtaları, krema kıvamına gelinceye kadar mikserle çırpın. Süt, un, sıvıyağı, tarçın, vanilya, kabartma tozunu karışıma ilave ederek tüm malzemeler birbirine karışıncaya çırpın. Soğumuş balkabağı püresinide karışıma ekleyip çırpın. Cevizleri iri iri doğrayın ve karışıma ilave  edeek kaşık yardımı ile karıştırın. Yağlanıp unlanmış kek kalıbına dökün. 170 derecede 40 dakika pişirin. Afiyet olsun.

Bir Yemek Yeme Sorunsalı : Masada Oturamama

Yemek yerken masada oturmak yerine sürekli gezinen bir evladınız mı var?😅😅😅 Allah kolaylık versin:) Bizim evde de bir adet o ufak...

 
Copyright 2009 HerbiRenk